Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: 39 Numaralı Nevester

  1. #1
    Yönetici furkanozkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06.06.2010
    Yaş
    39
    Mesajlar
    3.855
    Konular
    128
    Etti
    0
    10 mesaja 12 te
    Mentioned
    0 Post(s)

    Standart 39 Numaralı Nevester

    Şirket-i Hayriyenin 66 Numaralı Gemisi: NEVESTER

    1890'da, İngiltere, Londra'da ].W. Thames tezgah*larında yandan çarklı yolcu vapuru olarak yapıldı. 287 gros, 184 net ton*luktu, teknesi saçtandı. Uzunluğu 52.4 metre, genişliği 6.8 metre, su ke*simi 3 metre idi. Maudslay yapımı 2 silindirli compound buhar makinesi vardı. 1890'da hizmete girdi. Saatte 11 mil hız yapıyordu. 13 Aralık 1916 günü Rus denizaltısı Kit tarafından batırıldıysa da, ertesi yıl yüzdürülerek İstanbul'a çekildi. 1917'de Sakarya nehri ağzı önlerinde mayına çarparak battı. 27 yıllık tekneydi.


    Eklenen Resimlerin Önizlemeleri Eklenen Resimlerin Önizlemeleri 39 Numaralı Nevester-neveser-39.jpg   39 Numaralı Nevester-neveser-39-1-.jpg   39 Numaralı Nevester-neveser-39-2-.jpg  
    17. Yüzyıl Kalyonu
    17. Yüzyıl Kalyonu Kesit
    1915 Nusrat Mayın Gemisi - Boyuna Kesit (1/75)
    1915 Çanakkale Mecidiye Tabyası Diaroma (1/72)

    1915 Çanakkale Hava Kuvvetleri Albatros C1 (1/72)
    HmHs Britannic Batığı Diaroma (1/400)

    R.M.S. Titanic Batığı Diaroması (1/400)
    Challenger Tank Diaroma (1/72)
    15 Temmuz Diarması (1/72)


  2. furkanozkan
    Ömer Tomruk (27.05.2013)

  3. #2
    Forum Üyesi Sedat Narman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.09.2012
    Yaş
    44
    Mesajlar
    674
    Konular
    20
    Etti
    1
    3 mesaja 3 te
    Mentioned
    0 Post(s)

    Standart

    Şirket-i Hayriye’nin en ünlü kaptanlarından olan Hayri Kaptan, "Neveser"in dümenindeyken yaşadığı bir olayı 1944 yılında kendisiyle görüşen Hikmet Feridun Es’e şöyle anlatmıştı:
    “…. O gün, yine Kadıköy’den vapurlarımıza alabildiğimizce asker yükledik. On vapurluk bir kafileydik. Hareketimizden evvel bir telaşla gelip bütün kaptanlara mühürlü bir zarf verdi ve ‘Bunları hareketinizden sonra açarsınız’ dedi…
    Kalktık… Yolda zarfı yırttım. İçinden bir tezkere çıktı. Bu tezkerede ‘Çanakkale Boğazından içeri bir düşman tahtelbahiri (denizaltı) girmiştir. Sizi torpillemeye çalışacaktır. Dikkat ediniz’ deniliyordu…
    Vapurumda 600 asker vardı. Derhal lazım gelen tedbiri aldık. Askere de fişekleri sürerek her an ateşe hazır bulunmalarını bildirdik. Lakin biz kıyıdan gidiyoruz ve gayet tabii olarak deniz tarafını, açığı gözlüyoruz… Bu suretle sabaha kadar yol aldık. Ertesi gün saat dokuzda Gelibolu’ya yaklaştık. Yine gözlerimiz denizde… Gemicilerimizden Pırgıç Kadri de vardiya nöbeti tutuyor.
    İşte bu sırada kara tarafından düşman tahtelbahiri (denizaltı) çıkıyor. Yolumuzu tetkik ediyor. Mesafeyi ölçüp bizi torpilliyor. Pırgıç Kadri, 100 metreden bunu görmüş. ‘Bize doğru bir şey geliyor’ diye bağırdı.
    Bir de ne göreyim; torpil….. Hem de böyle 100 metre gibi yakın mesafede, bütün hızı ile üzerimize gelmekte…
    Son derece ümitsiz bir vaziyet… Torpil sancak tarafından geldiği için her şeye rağmen bir sancak alabanda yaptım. Asker de fişek sürmüş, hazır ya… Hepsi ateş etmek için geminin bir tarafına yığıldı. Vapur, muvazenesini bozup bir tarafa doğru alabildiğine yattı. Bu suretle su kesimi tahtelbahircilerin tahmin edemeyecekleri kadar azaldı. Torpil altımızdan geçti gitti. Bu fevkalade bir şeydi, hemen etrafa haber verdik.
    Böyle yüzde yüz batışla nihayetlenecek müthiş bir badireyi atlatıp Gelibolu iskelesine geldiğim zaman uzaktan ağzı köpürmüş bir atın dört nala sahile doğru koştuğunu gördüm. Üzerinde genç bir mülazımısani (Teğmen) vardı.
    Süvari, vapurun hizasına gelince durdu ve bağırarak sordu:
    ‘Şimdi gelen vapurun kaptanı kimdir? Çabuk söyleyiniz…’
    Cevap verdim: ‘Benim…’
    Hemen kaputun cebinden bir şişe konyak çıkardı: ‘Öyle ise bunu iç…’ dedi…
    Konyak soğuktu, güzel bir hediyeydi, ama nereden geliyordu?
    Süvari izahat verdi: ‘Kumandanımız Mustafa Kemal Bey sizi tepeden seyrediyordu. Vapurun torpillendiğini gördük. Ha gitti ha batıyor diyorduk. Sonra hayret verici kurtuluşunuzu görünce Kumandan vapurun kaptanını merak etti ve bu şekerlerle konyağı gönderdi…’ dedi… "
    Eklenen Resimler Eklenen Resimler  

  4. #3
    Forum Üyesi Cem EREN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.05.2012
    Yaş
    47
    Mesajlar
    489
    Konular
    17
    Etti
    4
    0 mesaja 0 te
    Mentioned
    0 Post(s)

    Standart

    Alıntı Sedat Narman Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şirket-i Hayriye’nin en ünlü kaptanlarından olan Hayri Kaptan, "Neveser"in dümenindeyken yaşadığı bir olayı 1944 yılında kendisiyle görüşen Hikmet Feridun Es’e şöyle anlatmıştı:.....
    Sanırım klavyeniz sürçtü, yıl 1914 olacak. Yoksa kaptanın ruhu ile görüşmüş olması lazım

  5. #4
    Forum Üyesi Sedat Narman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.09.2012
    Yaş
    44
    Mesajlar
    674
    Konular
    20
    Etti
    1
    3 mesaja 3 te
    Mentioned
    0 Post(s)

    Standart

    Yok sürçmedi yaşadığı bu olayı yaklaşık 30 yıl sonra görüştüğü Hikmet Feridun Es'e anlatıyor. Hikmet Feridun Es; Ötüken Yayınevi'nin araştırmacı yazarı.
    Konu Sedat Narman tarafından (24.11.2013 Saat 13:24 ) değiştirilmiştir.

  6. #5
    Forum Üyesi Sedat Narman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.09.2012
    Yaş
    44
    Mesajlar
    674
    Konular
    20
    Etti
    1
    3 mesaja 3 te
    Mentioned
    0 Post(s)

    Standart

    Hayri Kaptanın başka bir anısı;

    "Oğullarından Erkil Günur, bir röportajda gazeteci Ertan Ünal’a babasını anlatmıştı:
    “Babam, Hayri Kaptan 39 numaralı Neveser’in kaptanı. Ağustos’un ilk haftasında yine un almak üzere Köstence limanına bağladığı sırada onu tanıyan Romen tüccarlardan biri uyarmış; ‘Hayri Bey, sizi severim. Onun için çok gizli olmasına rağmen size açıklamak istiyorum. Ayın 16’sından önce buradan mutlaka uzaklaşmaya bakın. Çünkü, o gün hükümetimiz, size harp ilan edecek!
    “Babam nedense bu sözleri pek ciddiye almamış. Belki de, bir tüccarın devletin gizli işlerini bilmesine ihtimal verememiş. Ama, Ağustos’un 15’inde tam gece yarısı, çevredeki kiliselerin çanları birden çalmaya başlamamış mı” Meğer Romen hükümeti gerçekten savaş ilan etmiş! (1914).“Babamı kara bir düşünce almış. Şimdi ne yapmam lazım diye düşünmeye başlamış. Üstelik yanı başında 63 numaralı Sütlüce de var. Romen yetkilileri, vapurların limandan çıkmasını yasakladıklarını tebliğ etmişler. İşin ucunda bir torpille Karadeniz’in dibini boylamak da var! Ama babam gece kararını vermiş. Neye mal olursa olsun, kaçacağım, demiş. “Ve bir gece yarısı, iki vapur, tüm ışıklarını söndürmüşler, düşman ve torpidonun gelmesi mümkün.
    Ölümü göze alarak böylece İstanbul’a doğru yola koyulmuşlar. Ama vapurlarda yeterli kömür yok. Bunun da çaresini bulmuşlar. Ahşap kısımları söküp kazanın altında yaka yaka İğneada’ya ulaşmışlar.Babam, iki vapuru Romenler’in elinden cesareti sayesinde işte böyle kurtarmış”.
    Konu Sedat Narman tarafından (24.11.2013 Saat 14:00 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •