BÖLÜM 2 FOTOĞRAFÇILIK TEKNİKLERİ

Bölüm 1’de temel fotoğrafçılık bilgilerini aldık, makinemizi tanıdık, bazı terimleri öğrendik. Şimdi ise fotoğraf nasıl çekilire bakıyoruz.

Fotoğraf çekmek aslında bir kitap yazmak gibidir. Yazacağımız bu kitap alelade bir sayfa olabileceği gibi bir dünya klasiğine de dönüşebilir. Bu sebeple fotoğraf çekilebilmesi için öncelikle konu seçilir. Ve bu konu üzerinde ve çevresinde düzenlemeler yapılırken anlatılmak istenen noktalara değinilir, anlatımı bozan öğeler kadrajdan uzaklaştırılır. Buna kompozisyon oluşturma denilir. Kompozisyonun önemi şu şeklide irdelenebilir. Bu yazıyı okurken ben aralara konu ile alakasız değişik cümleler yerleştirsem kimse bu yazının ana fikrini tam manası ile anlamaz. İşte fotoğrafçılıkta da kompozisyon oluştururken gereksiz öğeler kadrajdan uzaklaştırılır. Bu konuya daha sonra ayrıntılı olarak değineceğim ama önce pozlandırma hakkında bilgi vermek istiyorum:

POZLANDIRMA

Film üzerinde görüntünün oluşabilmesi için belirli oranda elektromanyetik ışınım (ışık, x ışınları, kızıl ötesi, ısı) gereksinimi vardır. Bu enerji ışık tarafından taşınır. Işık objektiften geçerek belli bir süresinde film üzerindeki yada elektronik algı yüzeyindeki duyarlı kısmı etkilemesi bir filmin pozlandırılmasıdır.

Poz süresi, filmi yada elektronik algı yüzeyini etkileyen ışığın yoğunluğuna ve gelme süresine bağlıdır. Bir kabı, bol miktarda gelen suyla kısa sürede, az şiddetteki su ile ise daha uzun bir sürede doldurabiliriz. Aynı şey filmin pozlandırılması için de geçerlidir. Eğer ışık kaynağı güçlü ise az süre film pozlanırken ışık kaynağı güçsüz ise uzun süre film pozlandırılmak suretiyle görüntünün oluşması sağlanır. Birçok bas-çek özelliği olan ucuz makinelerde gece çekilen fotoğraflarda arka fondaki manzara çıplak gözle çok güzel görünürken fotoğrafta çıkmaz. Buna karşılık flaş patladığı için resmini çektiğimiz kişi parlar. Bunun ana sebebi pozlama bilgisizliğidir. Çünkü arka fondaki ışık azdır ve film uzun pozlanmalıdır. Oysa öndeki kişi flaşla aydınlandığı için makine otomatik olarak öndeki kişiyi baz alır ve pozlamayı kısa tutar. Böylece fon karanlık öndeki kişiler parlak çıkar.

Film doğru bir şekilde pozlandırılmış ise gerçek görüntüdeki renk tonları aynen kaydedilebilecek kadar ışık almıştır. Pratikte dört faktör filmin pozlandırılmasını etkiler.

Bunlardan birincisi, fotoğrafı çekilen konunun kendisidir.
İkincisi filmin ışığa duyarlığıdır. Hızlı filmler daha az sürede pozlanırken yavaş filmler için daha fazla ışık vermek gerekmektedir. (İleride incelenecek)
Üçüncü faktör ise estantene değeridir (obtüratör hızı)
Dördüncü ve son faktör diyafram açıklığıdır.

Hatırlanacağı gibi fotoğraf makinelerinin parçalarını incelerken fotoğraf makinelerinin iki ana kısımdan meydana geldiğinden bahsetmiştik. Bu iki ana kısım gövde ve objektiften oluşmaktaydı. Gövdenin obtüratör sistemi, pozometre ve film takılmak için bir karanlık odadan meydana geldiğini, objektifin ise diyafram ve netleme sisteminden oluştuğunu anlatmıştık. Yine hatırlanacağı gibi diyafram makine ye girecek ışık miktarını ayarladığını, örtücünün ise, miktar olarak ayarlandıktan sonra fotoğraf makinesine giren ışığın film yüzeyini ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen bir parça oldukları belirtilmiş, her ikisinin de sahip oldukları standart değer dizileri sıralanmıştı. Film üzerinde görüntünün oluşabilmesi için bir miktar ışığa ihtiyaç vardır. Bu bir miktar ışığı enstantane ve diyafram değerleri arasındaki ilişkiyle ayarlamaya pozlama ya da pozlama dengesi denir. Burada şunu tekrar hatırlamakta fayda vardır. Objektif de; diyafram ve enstantane değerlerinin her ikisinde de her hangi bir değer ele alındığında, onun bir önceki değer tam iki misli, bir sonraki değer ise tam yarısı kadar ışık geçirir. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Fotoğraf makinemizin diyafram değerleri dizisi genellikle,

1.7 - 1.8 - 2 - 2.8 - 3.5 - 4 - 5.6 - 8 - 11 - 16 - 22

şeklinde sıralanmıştır. Bu değerlerden 4 değerine göre diyaframımızı ayarlayalım. Buna göre 4 ‘un bir önceki değer olan 5.6 ‘ya göre tam iki misli bir sonraki değer olan 3.5 ‘e göre 3.5 diyafram değerinin yarısı kadar ışık geçirir. Bir başka ifadeyle 4 diyafram değerinin 2 birim ışık geçirdiğini kabul edersek 5.6 diyafram değeri 1 birim ışık geçirirken 3.5 diyafram değeri 4 birim ışık geçirir. Daha önce belirtmiş olduğumuz gibi diyafram değerleri dizisindeki rakamlar ile sahip oldukları ışık geçirgenlikleri arasında ters orantı vardır. Diyafram değerleri dizisindeki en büyük rakam en az (en kısık) ışık geçirgenliğine sahipken - en küçük rakam (en açık) en fazla ışık geçirgenliğine sahiptir. Aynı ilişki şeklini enstantane değerleri dizisi içinde geçerlidir. Makinemizin enstantane değerleri dizisi,

1 - 2 - 4 - 8 - 15 - 30 - 60 - 125 - 250 - 500 - 1000 - 2000

şeklinde sıralandığını varsayalım. Bu değerlerden 60 değerine göre makinemizin enstantane değerini ayarlayalım. 60 enstantane değerinde film üzerine düşecek ışık miktarı bir önceki değer olan 30 ‘un iki katı. Bir sonraki değer olan 125 ‘in yarısı kadar olacaktır. Bir başka ifade ile 60 enstantane değeri 2 birim zaman açık kalıyorsa 30 enstantane değerinde 4 birim 125 enstantane değerinde ise 1 birim açık kalacaktır.

Güneşte fotoğraf çekmek için 100 ASA ‘lık bir film makinemize takılı olduğunu varsayalım. Bu durumda bir miktar (filmin pozlanması için gerekli olan miktar) ışığın film üzerine düşebilmesi için enstantane değerimizi 250 diyafram değerimizi de 11 ayarlarına getirelim. Bu durumda film üzerinde görüntü oluşabilmesi için yeterli (gerekli) miktarda ışığın film üzerine geçmesini sağlarız. Biz yukarıda anlatmış olduğumuz diyafram ve enstantane ilişkisini düşünerek enstantane değerimizi 250 yerine 125 değerine alırsak bir önceki değere göre süreyi iki kat artırmış oluruz. Bu durumda film üzerine bir önceki pozlama dengesine göre iki kat fazla ışık düşecek bu da filmimizin yanmasına yada makinemiz dijital ise çok parlamasına yani fazla ışıktan dolayı detayların kaybolmasına neden olacaktır. Film üzerinde görüntünün oluşması için her türlü ışık şartlarında (ışığın artması ya da azalması film üzerine düşmesi gereken ışık miktarını etkilemez) lazım olan gerekli miktar ışığı elde edebilmek için biz diyafram değerini bir stop kısarsak yanı, 11 ‘den 16 ‘ya alırsak film üzerine düşen ışık miktarında hiçbir değişiklik yapmamış oluruz. Yani 125 e 16 değerleri ile 250 ‘ye 11 değerleri arasında hiçbir fark olmaz. Ya da 500 ‘e 8 -250 ‘e 11 -125 ‘e 16 değerleri hep aynı ışık koşularında film üzerine aynı miktarda ışığın düşmesini sağlarlar. (Bu değerler arasındaki geçiş ileride netlemede kullanılacaktır.

PEKİ BU GEÇİŞLER NE İŞE YARAR? BUNLARI ÖĞRENMELİMİYİM?

Bunu bir ön örnekle açıklayalım. Diyelim ki çok sevdiğimiz minik takamızın fotoğrafını çekiyoruz. Takamızı yerleştirdik. Bu fotoğrafın mükemmeliyeti için takamızın ön planda arka fondaki nesnelerin yada fonun ise geri planda olması gerekir. Pozometremizle ışık ölçümü yaptık. Diyelimki değerler 8-60 çıktı. Bu 8 diyaframla 60 enstantenede çekim yapacağımız anlamına gelir. (fotoğrafın en uygun pozlanma değerleri) Ancak bu değerlerle fotoğraf çekince çıkan fotoğrafta takamızla arka fon aynı netlikte çıkmış olacaktır.(Diyafram kısık net alan derinliği var). Oysa biz takamızın net arka fon flu olsun ki modelimiz dikkat çeksin istiyorduk. İşte bu noktada 8-60 olan değerlerinizi 3,5-500 haline getiririz. Bu durumda diyafram 3,5 olup daha da açılacağı için ışık kanunlarından makinamız takamıza odaklanırken arka fonu flulaştıracaktır.(Diyafram açık net alan derinliği yok) İşte bu durumda da kaliteli bir fotoğraf elde etmiş oluruz.



Şu ana kadar anlatılanlar fotoğraf çekiminin en temel ve her fotoğrafçının bilmesi gereken iki önemli noktaydı. Şu akla gelebilir: ben otomatik modda fotoğraf çekeceğim bunları bilmesem olmaz mı? Olur tabii ama çektiğimiz fotoların artistik fotoğraf standardında olması ve kaliteli fotoğraf çekilebilmesi açısından bu bilgiler iyice öğrenilerek uygulanmalı. Diyafram ve enstantane ile ilgili örnek reimler şu şekilde verilebilir:

IŞIK ÖLÇÜMÜ-POZOMETRE

Gerçek anlamda pozlama dengesinin kurulmasında en büyük yardımcımız, aslında her biri küçük birer bilgisayar gibi çalışan pozometrelerdir. Pozometreler herhangi bir ortamdaki ışığın ölçülmesinde kullanılırlar. Çok değişik modelleri olmasına rağmen pozometrelerin hepsi aynı ilkelere göre çalışırlar. Aralarındaki fark bazı ayrıntılardan kaynaklanır. Pozometreler konudan gelen ışığı ya da konudan yansıyan ışığı ölçüp, sonucu enstantane ya da diyafram değeri açısından verirler. Kısaca ışığa duyarlı bir göz ve okunan ışık şiddetini enstantane ve diyafram değerini çeviren pozometreler farklı yapılarda olabilirler. Bunların en önemli farklılıkları ışığa karşı duyarlı elamanlarındadır.

Her pozometrede ortamdaki ışık miktarını gören bir göz bulunmaktadır. Ortamdaki ışık bu gözün (photocell) üzerine düştüğünde, küçücük de olsa bir elektrik akımı oluşmakta ve bu elektik akımı devreye bağlı bulunan bir akım ölçeri hareket geçirmektedir. Işığa karşı duyarlı olan bu göz üzerine düşen ışık miktarı artıkça, oluşan elektrik akımının gücü de artmakta ve akım ölçerin ibresindeki sapmayı daha da artırmaktadır. Kimi daha geliştirilmiş pozometrelerde (selenyumlu) bu elektrik devresine birde pil bağlanmıştır. Böylece pozometrenin gücü daha da artırılmıştır. Başka bir ifadeyle normal şartlarda ışığa karşı duyarlı gözün çok zor fark edebileceği az ışıklı ortamlarda besleyici pil sayesinde rahatlıkla ışık ölçümü yapabilmektir.

Silikon fotodiyotlu hücrelerden yapılmış ışık ölçerler günümüzde en yaygın kullanılan pozometrelerdir. Geri beslemeli akım voltaj çeviricisi olarak çalışan işlemsel güçlendirici aracılıyla, silikondan yapılmış yarıiletkenin ürettiği elektrik akımı, duyarlı bir akım ölçerin ibresini oynatır. Bu oynama oldukça geniş bir ışık şiddeti aralığında doğrusal değiştiği için silikon fotodiyotlu ışık ölçerler en güvenilir pozometrelerdir.

Pozometreler ayrı (makineden bağımsız) yapıldıkları gibi fotoğraf makinelerinin içine de yerleştirilebilirler. Makinelerin içine yerleştirilenlerine objektif içinden okumalı anlamına gelen (Through The Lens’ın kısaltılması olan) (TTL) ışık ölçerler denir.

Makine içerisine yerleştirilmiş olan pozometreler diyafram veya enstantane ya da her ikisine birden bağlanmış olabilir. Diyafram öncelikli modellerde sizin belirlediğiniz diyafram değerine uygun enstantane değerini makineler pozometre yardımıyla bulur. Enstantane öncelikli modellerde ise, enstantane değerini siz belirlersiniz makine pozometre yardımıyla uygun diyafram değerini belirler. Fotoğraf makinesinin içerisine yerleştirilen pozometreler, ölçtükleri enstantane diyafram değerlerini vizörden bakıldığında gözükecek şekilde yada makinenin dijital ekranında verirler.

Makineye takılan modellerin yanında birde el tipi pozometreler vardır. Bunlar makineden bağımsız olup ayrı olarak kullanılırlar ve ölçülen değerler sonra makineye uygulanır. Çalışma prensipleri makineye takılan modellerin aynısıdır. Pozometre üzerinde ışığa duyarlı bir göz vardır. Pozometrenin gözünün üzerine yerleştirilen bir kapsül yardımıyla yaklaşık 180 derecelik bir yaydan gelen ışıkların hepsinin içeri girmesini sağlar. Pozometre konudan ışık kaynağına doğru yöneltilerek ışık ölçümü yapılır ve pozometrenin önerdiği değerler makineye uygulanır. Kapsül üzerinde takılıyken düşen ışığı ölçmeye yarayan pozometre kapsül çıkarıldığında yansıyan ışığı ölçmek için kullanılır.

SONUÇ

Şu ana kadar yazdıklarımızı toparlarsak:
Fotoğraf çekiminde en önemli konu konunun kendisidir. Yani kompozisyon. Fotoğraf istenen bilgiyi üretmeli ve hedef kitleye doğru, yeterli ve konudan uzaklaşmadan


Kaynaklar: fotoğrafçılık üzerine çeşitli kaynaklar ve şahsi tecrübeler.