Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Y

  1. #1
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart Y

    TERİM AÇIKLAMASI

    Y (Yankee) Uluslararası işaret sancaklarından Y harfi Demirimi tarıyorum anlamına kullanılır.

    YADİGAR Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan nesne (ya da kişi).

    YAĞCI Gemi makine bölümünde makine lostromosunun altında silicinin üstünde çalışan makine personeli. Yağcı Ticari gemilerde makine bölümünde çalışan, makinaların yağ durumuyla ilgili gemi adamı.

    YAĞLAMAK Yağlamanın asıl önemi birbiri üzerinde hareket eden cisimler arasındaki
    sürtünme kuvvetinin azaltılarak gerekli işin az enerji kaybı ile yapılmasını
    sağlamaktır. Bununla beraber aşınmaya engel olmak, fazla ısınmayı önlemek,
    ani darbeleri yutarak parçalar arasında bir amortisör görevi yapmak,
    korozyonu önlemek, çalışan parçaların temizlenmesini sağlamak da yağlamanın
    diğer önemli faydalarıdır.


    YAKAYelkenlerin köşelerine ve yakalarına denir.Yaka Yelkenlerin kenar ve köşelerine denir. Köşeler : Çördek köşesi: Üçgen (Markoni) yelkenlerde yelkenlerin basıldığı (hisa edildiği) mandarın bağlı olduğu üst köşe.Karula köşesi: Ana yelkende direk veya ıstralya dibindeki köşe. Iskota köşesi: Iskotanın bağlandığı (flok, cenova) veya yakın olduğu köşe.Yakalar : Orsa yakası: Rüzgarın girdiği (direk veya ıstralya) kenarı.Altabaşo yakası: Alt yaka, bumba veya güverteye yakın olan kenar.Güngörmez yakası: Rüzgarın çıktığı kenar Yakada Tut Yelkenli teknelerde rüzgarı orsada tutması için verilen komut.

    YAKAMOZ Su içinde ışık biriktirebilen tek hücrelilerin yoplu yansıma halinde ışılldaması. Yakamoz Gece denizde balıkların , tek hücrelilerin veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı.

    YAKIN Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı.
    Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.
    Aralarında sıkı ilgi bulunan.
    Benzeyen, andıran, yaklaşan
    Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
    Uzak olmayan yer.
    Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
    Bk. kesinlik
    İlgi ve iyiliklerini görmekte olduğumuz komşu ve dostlarımız, hiçbir ilgisini görmediğimiz hısımlarımızdan bize daha yakındır.
    Bk. sağlam bilgi.

    YAKIŞMAK Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek
    Uygun olmak, iyi karşılanmak, münasip olmak .

    YAKIT Odun, kömür, doğal gaz, mazot gibi ısı sağlamak amacıyla yakılan madde, yakacak, mahrukat.
    Yandığı zaman ısı veren özdek.
    Nötronların zincir tepkimesi kaynağı olan ışınetkin özdek.
    Isı elde etmekte kullanılan madde.

    YAKMA ( AHŞAP ) SANATI Bkz.. 1 Ahşap Yakma - Gemi Modelciliği ship model building
    Bkz..2 http://www.modelteknikleri.com/ahsap...bir-bilgi.html

    YAKUT Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş.
    Bu taştan yapılmış veya bu taşla süslenmiş.
    Bu topluluğa özgü olan, bu toplulukla ilgili.
    Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse, Saha.
    1. parlak kırmızı, şeffaf kıymetli taş. 2. sibirya'nın kuzey kısmında yaşayan bir türk kavmi.
    Pembe ya da kırmızı renkte değerli bir süs taşı.
    Kuzey dogu Sibirya´da yaşayan bir Türk topluluğu.

    YALAMA OLMAK Aşınmak. Üzeri düzleşmiş, dişleri aşınmış olan (vida, cıvata vb.)

    YALDIZLAMAK Bir eşyayı yaldızla kaplamak, yaldız sürerek süslemek. Parlatmak Gösterişli süslerle değersizliğini veya kötülüğünü gizlemek.

    YALI Yalı Kütüğü Kemereleri kemere astarı üzerine iyice bindirmek için kullanılan ve güverteden birazca yüksekçe olarak içten geminin etrafını kuşatan kuşaklar;Üst güverte kenarlarında suların akması için küpeşte boyunca yapılmış yarısı açık oluklar. Yalı Kütüğü Astarı Ağaç gemilerde yalı kütükleri üzerine alabandaya boydan boya vurulan kalın kaplamalar.

    YALI SANDALI Bkz. http://www.modelteknikleri.com/yali-...li.html#post17

    YALPA Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancaga dalgalarin bordadan alinmasi ile sallanmasi.
    Yalpa Dalgaların bordadan alınması ile teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancağa sallanması

    YALPA OMURGASITeknelerin yalpalamasini azaltmak için karina kismina bastan kiça dogru uzunan omurga biçimindeki çikinti. Yalpa Omurgası Teknelerin yalpalamasını azaltmak için karina kısmına baştan kıça doğru uzanan omurga biçimindeki çıkıntı.*
    Yalpa Paleti Gemiler seyir halinde iken yalpaya düştüklerinde üzerlerinde bulunan vasıtaların düşmemesi veya hasar olmaması maksadıyla vasıta mataforaları cundalarından matafora üzerindeki koç boynuzlarına volta edilmiş bosalara çapraz olarak ve vasıtaların üzerinden dolaştırılan bez veya halattan yapılmış kuşaklar.


    YALPALIK Pusula tasını sehpaya bağlayan ve pusulanın gemi hareketlerinden etkilenmemesini sağlayan çemberler.

    YALPAMETRE Geminin yaptığı yalpayı yada meyili gösteren alet, yalpa müşüride denir.

    YAMA Delik ve yırtığı uygun bir parça ile onarma, kapatma.
    Bu iş için kullanılan parça
    Deride geniş leke.
    Çalışma ya da dağıtım eşlemlerinin bozulmuş bölümlerinin yerini almak üzere hazırlanmış parça.
    Negatif kurgusunda eşlemeyi sağlamak ya da çekimlerin gerçek uzunluğunu korumak amacıyla, görüntü ya da ses kuşağının eksik bölümlerinin yerine eklenen kılavuz.
    Vücudun bir bölgesini örtmek veya bir eksikliği desteklemek için eklenen bir parça canlı doku, greft.

    YAMRU YUMRU Eğri büğrü, çarpık, engebeli

    YAMULMA Yamuk duruma gelmek, eğilmek.

    YAN KESKİ : Yankeski, tel ve benzeri malzemeleri kesmeye yarayan alet. Penseye benzer. Kullanım yerlerine göre çeşitli ebatlarda imal edilir. Tamir yaparken, kablo sıyırırken çok işe yarar.

    YAN MATAFORASI : Bordalara dik olarak bulunan içeri ve dışarı albura edilebilen limanda denize indirilmiş vasıtaların bağlandığı üzerinde personelin inip çıkması için şeytan çarmıkları donatılmış matafora.

    YAN YELKENİ Yarim serenler ve gizler üzerine açilan yelkenler ile flok ve valenalar. Yan Yelkenler Yarım serenler ve gizler üzerine açılan yelkenler ve floklar.
    YAN YELKENLİ USKUNA Yan yelkenlerle donatılmış bermuda armalı kotra.

    YANAL Yanda olan, yana düşen.
    Alaca, iki renkli.
    Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre yan bölgesi. Lâteral.
    Alaca, değişik renkli.
    Kırmızı, pembe.
    Nehir yatağı.
    Yanlara ait, yanla ilgili, lateral, yan.

    YANAL YÜZEY Bir cisimde tabanların yüzeyleri dışında, yan kenarların yüzeyi.

    YANAŞMAKAborda.

    YANDAN ÇARKLI Yandan pervaneli (davlumbaz)gemiler. Davlumbaz pervaneli gemi.

    YENER YAYGINGÖL * yakma bkz.. http://www.modelteknikleri.com/ahsap...ismalarim.html

    YANICI GAZNormal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
    Yağı, petrol
    Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması.
    Doğal gaz.
    Gaz yağı, petrol
    Gaz lambası
    Bk. uçun
    Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.

    YANKİ Yankee teriminin kökeni çok çeşitli kaynaklardan gelmiş olmakla birlikte; argo olarak kuzey amerika orijinli olanları tanımlar.1600'lü yıllarda bölgeyi kolonileştiren İlk Hollanda yerleşimcileri için kullanılan ""Jan Kaas-- peynirci küçük Jan"" deyiminden kaynaklanmış olması kuvvetli bir olasılıktır. Bunun yanısıra, Amerikan devrimci savaşı sırasında kıtalı askerlerin söylediği "yankee doodle" isimli şarkıdan esinlenilerek , zamanla kuzey amerika insanını tanımlayan bir sözcük oldu. Bir kullanımı ise geniş anlamıyla R'leri söyleyemeyenlere denmesidir. "Yankee" sözcüğü, daha ziyade zorla,saldırgan bir şekilde bir şeyi çekip alan kişi manasında kullanılır olmuştu.ABD iç savaşı sırasında Güneylilerin bu sözcüğü Kuzeyli insanlar için aşağılama amacıyla kullanmasıyla yaygınlaştı. 2. dünya savaşı sırasında ise tüm ABD askerlerinin kendilerini tanımladığı, övgü ve hayranlık içeren bir anlamda kullanılmaya başlandı.Savaştan sonraki dönemde ise özellikle Amerikan karşıtı çevreler tarafından aşağılayıcı ve zorbalık atfeden bir sözcük olarak kullanılmasıyla uluslarası bir yaygınlığa kavuştu. Terim açıkgözlülük, tutumluluk, yaratıcılık ve tutuculuk gibi nitelikleri çağrıştırır.[1]

    YANKY Küçük Hollanda teknesi.

    YANSITMA Tam açıklaması psikoloji kitaplarında; bireyin kendisinde bulunan kusurları başklarında görme davranışına verilen isim olarak geçen temel savunma mekanizmalrından biri...
    birey, yansıtma yoluyla kendinde varolan olumsuz özelliklerin diğer insanlarda da olduğunu göstermeye çalışır, böylelikle kendine haklılaştırım kazanmaya çalışmaktadır...
    (bkz: projection)

    YAPAY Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış, üretilmiş yapma, suni, doğal karşıtı.
    Yapmacık.
    Doğadaki benzerleri örneksenerek insanlarca yapılmış, üretilmiş olan.

    YAPBOZ ( PUZZLE ) Yapboz, parçalardan oluşan bir resim veya fotoğrafın birleştirilmeye çalışılmasına çalışılan bir tür oyuncaktır. Zorlukluklarına, parça sayılarına ve büyüklüklerine göre pek çok yapboz türü bulunur. Yapboz parçalarının genel bir şekli yoktur.

    YAPIŞMAK Bir halatı kuvvetli tutup çekmek.


    YAPIŞTIRICILAR Bkz. yapıştırıcı incelemesi : http://www.modelteknikleri.com/gazal...morkoru-3.html

    YAPRAK : Yelkenleri oluşturan branda bezlerinin ve sancakları oluşturan şalilerin enine denir. Milli sancakların büyüklükleri yaprak adetleri ile ölçülür; bir, iki ve üç yapraklı gibi ifade edilir. Yapraklamak Yelkenlerin boşalarak bayrak gibi dalgalanması.

    YARDA : 0.941 metre uzunluğunda ölçü birimi. Bir mil 2000 yarda.

    YARDIM : Bir geminin veya gemide bulunan şeylerin, üçüncü kişilerin yardımıyla deniz kazasından kurtarılması.

    YARDIM RÖMORKÖRÜ Tehlikeli durumda bulunan gemilere yardım etmek için özel olarak yapılan ve bazı özelaletlerle donatılan açık deniz römorkörü.

    YARDIMCI GEMİ Savaş halindeki bir donanmanın, bu alanda harekatının devamlılığını sürdürebilmesi için lojistik desteğe ihtiyacı vardır.Bu destek, donanma bünyesinde yer alan bu maksada uygun gemiler tarafından sağlanır. Temini gereken madde ve teçhizat, akaryakıt, cephane, gıda maddeleri, sağlık malzemeleri, yedek parçalar, personel, su ve bunun gibi maddelerdir. Bu gemiler; tanker, kuru yük gemileri, özel cephane gemileri ve onarım gemileridir. // Refakat gemileri, ana gemiler, yük, kömür taşıyan gemiler, tamir gemileri, fener gemileri (açık denizlerden sahile yaklaşmada, belli mevkilere demirlemiş fener görevi yapan gemiler) gibi teknelere denir. Yardımcı Makine Gemilerin ana makinelerinin çalışmalarına yardımcı akaryakıt tulumbaları, hava körükleri, su tulumbaları, jeneratörler gibi makineler.

    YARDIMCI TEÇHİZAT Teçhizat.
    Bir deneysel çalışmada kulanılan araç ve gereçler.
    Bir film çevirmek ya da bir televizyon yayınını gerçekleştirmek için gerekli araçlar.

    YARI Bir bütünü oluşturan iki eşit parçadan her biri, nısıf.
    Futbolda 45 dakikalık her iki devreden biri.
    Bir şeyin yarısı kadar olan, yarım olan.
    Gereğinden az, tam olmayarak
    Tam olmayışı ifade eden bir ön ek.

    YARI GEÇİRGEN Aynı eritici içindeki iki eriyiği birbirinden ayıran ve eriticiyi geçirdiği hâlde erimiş cisimleri geçirmeyen (çeper).
    Bazı moleküllerin geçişine izin veren, diğerlerinin geçişini engelleyen.

    YARI İLETKEN Yarı iletken madde, elektrik iletkenliği bakımından, iletken ile yalıtkan arasında kalan maddelerdir. Normal durumda yalıtkan olan bu maddeler ısı, ışık, manyetik etki ve ya elektriksel gerilim gibi dış etkiler uygulandığında bir miktar değerlik elektronlarını serbest hale geçirerek iletken duruma gelirler. Uygulanan bu dış etki veya etkiler ortadan kaldırıldığında ise yalıtkan duruma geri dönerler. Bu özellik elektronik alanında yoğun olarak kullanılmalarını sağlamıştır.

    YARIM LATİN YELKENİ : Bosa yakaları latin yelkenine göre biraz uzun olan ve genellikle aşırmalı olarak kullanılan yelken.

    YARIM OTURAK Kürek çekerken ayak dayanilan agaç puntal [yatay] Yarım Oturak Filikalarda kürek çekerken ayak dayanılan ağaç basamak.

    YARIM YOL Gemi makinesinin yarım yolda çalıştırılması.

    YARIMAY Iskarmoz Küreklerin çekilmesi için küpeşte üzerindeki deliklere geçirilen ve uç kısımları hilal şeklinde olan ıskarmoz.

    YASADIŞI Yasalara, yasa kurallarına uymayan, kanun dışı, gayrikanuni, illegal.

    YASAL Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni (I), meşru, legal.
    Bir durum ya da davranışın türe düzenine uygunluğu.

    YASLAMAK Bir teknenin harket kabiliyetini kaybederek, akinti veya rüzgar etkisi ile bir rihtima veya baska bir tekne üzerine düsmesi Yaslamak Bir teknenin hareket kabiliyetini kaybederek, akıntı veya rüzgar etkisi ile bir rıhtıma veya başka bir tekne üzerine düşmesi yamanması.

    YASSI Yayvan ve düz -Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş

    YAŞLANDIRMA Bir kimseyi yaşlı göstermek için yapılan makyaj.
    Yaşlanmaya uğratmak ereğiyle yapılan ısıl işlem.

    YAT Yarış ya da zevk için yapılmış yelkenli ve/veya makineli tekne.

    YATAK ( RULMAN ) Mekanik ve elektrikli aletlerde, kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen makina parçaları. Rulman, semente edilerek su verilmiş ve iyice perdahlanmış çok sert çelik malzemeden yapılmış küçük silindir olup, bunlara bilyalı yatak da denirrulman.

    YATI : Askeri öğrencilerin veya eratın müsaade edilen akrabalarında gece kalma izni.

    YATIM :Gemi direklerinin kıç tarafa doğru olan eğimi.

    YATMAK : Bir geminin sancak veya iskeleye yatık olması; Bir mevkide demirleyip zamanı orada geçirmek.

    YAVAŞ Yavaş bir biçimde, ağır ağır, aheste aheste, aheste beste
    Azar az .

    YAVL " 1- Pruva direği ve yeke gerisinde mizana direği olan güverteli yelkenli, yavl. 2- Beş çifte kik. 3- Açık, küçük
    balıkçı teknesi."

    YAVUZ Bkz. http://www.modelteknikleri.com/yavuz...i-1-125-a.html

    YAVUZ FIRKATEYNİ Yavuz Fırkateyni - Gemi Modelciliği ship model building

    YAY Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk.
    Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılan esnek parça.
    Zemberek.
    Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç
    Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası.
    Bir eğriden alınan parça.
    Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça.
    Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan burcun adı.
    Çember, elips, parabol gibi ağrilerin bir parçası.
    Esnek metal parça.
    Ok atmaya yarayan, iki ucunun arasına kiriş gerilmiş eğri ağaç ya da metal çubuk.

    YAYIMLATMAK Yayımlanmasına sebep olmak, yayımlanmasına imkân sağlamak

    YAYINIM Yayınma. Bir uçunun, bir sıvının ya da bir çözeltinin özdeciklerinin devinimleri yüzünden tektürelleşmesi. Bir ışık demetinin hava moleküllerine, toz parçacıklarına, pürüzlü yüzeylere çarparak gelişigüzel dağılması olayı. Özdeciklerin, derişikliğin daha az olduğu yerlere zamanla yayılmaları olayı.

    YAYLI Ok ve yayla silahlanmış. Üstü ve yanları kapalı, dört tekerlekli, altında yayları olan, atla çekilen bir tür binek arabası, yaylı araba .

    YAYLI RONDELA Başlık altına konup sıkıştırılan, gevşemeyi önleyici, esnek, madensel, yassı halka.

    YEDEĞE ALMAK : Bir geminin bir başka gemiyi bağlayıp çekmesi (yedekleme).

    YEDEĞE GİRMEK : Bir geminin başka bir gemi tarafından çekilmesi (yedeklenmek).

    YEDEK Bir şeyin gereğinde kullanılmak için elde bulundurulan eşi, benzeri, asıl karşıtı.
    Yularından çekilerek götürülen boş binek hayvanı.
    Hayvanı yedeğe alan ip, yular.
    Redif.
    Gereğinde kullanılmak için fazladan bulundurulan, ayrılmış olan.
    Bk. bekleme

    YEDEK BİTASI : Yedekleme halatını volta etmede kullanılan baba.

    YEDEK BOYU : Yedek çeken geminin kıçı ile yedeklenen geminin başı arasında kalan yatay mesafe.

    YEDEK HALATI : Yedekleme işleminde kullanılan halat.

    YEDEKLEME Hareket imkanı olmayan bir gemi veya deniz aracının başka bir gemi tarafından çekilerek götürülmesi.

    YEDİ DİREKLİ YELKENLİ Gulet yelkenleri ile donatılmış ve altı direkliden daha büyük yedi direkli amerikan yelkenli gemisi. (132 m uzunluktaki bir yedi direkli yelkenli 1902’de A.B.D’nin Maine eyaletindeki Fore River tezgahlarından suya indirildi. İstim makineleriyle döndürülen yelken donanımı gayet az mürettebat kullanılmasına imkan veriyordu.)

    YEDİRMEK Maruz kalınan bir şiddetin etkisini ağır ağır azaltmak maksadıyla karşı konulan eylem; Denizli havalarda dönüşlerin birden yapılmaması küçük küçük dümen açısıyla dönülmesi.

    YEGANE Eşi benzeri, ikincisi olmayan ve çok sevilen, tek, yegâne

    YEKE Dümen başına takılıp dümenin istenilen tarafa basılmasi için kullanılan demir veya agaçtan yapılmıs kol.
    Yeke Dümen başına takılıp dümenin istenilen tarafa basılması için kullanılan demir veya ağaçtan yapılmış kol.

    YEKE KAYIŞI YAPIM AŞAMALARI. Bkz… http://www.modelteknikleri.com/akses...si-yapimi.html

    YEKPARE Bir parçadan oluşan, tek parça, bütün
    Tek parça olarak, bütün olarak .

    YEKÜN TOPLAM. Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

    YELKEN Direklere, serenlere, istiralyalara açılan ve yüzeylerine çarpan rüzgarın etkisiyle teknenin seyrini sağlayan özel malzemeden yapılmış dayanıklı brandalar, bezler. Rüzgar kuvvetiyle hareket eden gemilerde rüzgarı toplamak için yan yana dikilmiş bezlerden meydana getirilmiş ve kullanıldığı yerlere göre değişik biçimlerde olan yüzeyler. Yelkenler direklere, çubuklara, serenlere, istiralyalara açılırlar ve üzerine açıldıkları yerlerin isimleri ile söylenirler. Yelkenler kare, dört köşe ve üç köşeli olmak üzere yapılır. Yelken Açmak/Basmak Yelkenleri açıp hareket etmek. Yelken Boşaltmak Orsa alabanda tramola ederken yelkendeki rüzgarı çıkarmak.
    Yelken Doldurmak Yelkenleri rüzgarla şişecek biçimde dümen kullanmak.

    YELKEN GEMİSİ Yelkenle yürütülen gemi.
    Yelken Körletmek Yelkenleri uçurmamak için fırtına öncesinde yelkenleri tamamen sarmak veya camadana vurmak.
    Yelken Söndürme Rüzgarların fazla artması durumunda yelkenlerin azaltılması.
    Yelken Uçurmak Rüzgar şiddetinden ötürü yelkenin parçalanması.
    Yelken Üzerinde Yelkenle seyir durumu.

    YELKENEL Yelken biçen, tamir eden usta.

    YELKENLİ GEMİ Denizdeki hareketini üzerinde bulundurduğu yelkenleri vasıtasıyla sağlayan gemi.

    YELKENLİ KULLANMA SİMİLASYONU. : Bkz.. http://www.nationalgeographic.com/volvooceanrace/interactives/sailing/index.html

    YELKENLİ TEKNE Varolsa bile yürüten makinesinin kullanılmaması şartıyla, yelken ile seyreden tekne.B]YELKENLİ TEKNE [/B]Yelkenle hareket eden, giden, yürüyen tekne. Yelkenli.

    YELKOVAN Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi. Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha. Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu

    YELPAZE Dümenin su içindeki en geniş kısmı.

    YENİ MODELCİNİN İHTİYAÇLARI Bkz. http://www.modelteknikleri.com/model...alzemeler.html

    YENİDEN Gene, yine, bir, daha,

    YENİLİK Yeni olma durumu veya yeni olan bir şeyin özelliği.
    Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme, teceddüt.
    Yeni ürünler, üretim süreçleri, örgütlenmeler ve yönetim uygulamalarının geliştirilmesi.

    YEREL SAAT Güneşin 0 meridyen noktasından geçmekte olduğu anda ayarlanan saat.

    YERKÜRE Üstünde yaşadığımız gök cismi, yer, yer yuvarı, yer yuvarlağı. Doğa.

    YEŞİLLENMEK Yeşil duruma gelmek, yeşil olmak, yeşermek Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk

    YETENEK Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet.Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite.
    Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü.
    Herhangi bir şeyi öğrenmek, bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç. Kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

    YETERLİ Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli. Bir görevi, işlevi yerine getirme gücü olan, etkisi olan. Gereksinimlere cevap veren, ihtiyaçları karşılayan

    YETİŞEN TEKNE Aynı kontra ve yönde giden ve öndekine yaklaşan tekne.

    YETİŞTİRMEK Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
    Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek.
    Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek.
    Üretmek, büyütmek, geliştirmek
    İletmek, duyurmak
    Sağlayıp vermek
    Yetmesini sağlamak
    Söylenmemesi gereken bir şeyi hemen söylemek.

    YIĞIN Bir şeyin yığılmasıyla oluşturulan küme, tepe
    Birçok kimsenin veya nesnenin bir araya gelmesiyle oluşan kalabalık, küme, kitle, kütle.
    Toplumsal ruhbilim kavramı olarak: 1- Kendi içinde ayrımlaşmamış, ya gelip geçici duygulanımlarla (aynı türden itki, duygu ve heyecanlar yoluyle), ya da bir dış gücün etkisiyle bir bütün oluşturan insan kalabalığı. 2- Yalnızca dıştan bir örgütlenme ile bir araya gelmiş, kişiliklerinden sıyrılmış insanlar topluluğu.
    Genellikle evrelerin sınır yüzeylerinden uzakta olan bölgelerini nitelemek için kullanılan, görece geniş oyluma dağılmış özdek kümesi.

    YIKILMA Yıkılmak işi Bir bileşiğin kendisini oluşturan daha basit parçalara ayrılması, fiziksel veya histolojik olarak dejenerasyona uğrama, degradasyon, parçalanma.

    YILDIZ Kuzeyden esen rüzgar.

    YILDIZLI Üzerinde yıldız bulunan. Bulutsuz, duru, açık .

    YILKI At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü. Başıboş bırakılmış at veya eşek.

    YIPRATMA Yıpranmış duruma getirmek, eskitmek.
    Türlü etkenler eski gücünü yok etmek.

    YIRTILMA Yırtılmak işi
    Genellikle satır eşlemesinin bozulması, yayının güçsüz olması, iyi alınamaması, karışma gibi nedenlerden dolayı, resimde satırların bozulması, yataylıktan sapması, sağa ya da sola yatmış olarak parçalara bölünmesi biçiminde ortaya çıkan bozukluk.
    Filmin herhangi bir nedenle zorlanması sonucu ortaya çıkan yırtıklar. TV
    İnce metal parçaların, aşırı yükleme sonucu, iki ya da daha çok parçaya ayrılması olayı.

    YİSA Bir halatı hamle hamle çekmek; hep birlikte yapılan işlerde çalışanları gayrete getirmek için bağırılan sözcük.

    YİSA BERABER Hep beraber, topluca.

    YİSA KÜREK Küreklerin topaçlarına basarak kürek palalarının yukarıya gelecek şekilde kaldırılması için verilen komut.

    YİV Bir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı.
    Bir dişli çarkta veya bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm.
    Bir sütun gövdesinin veya bir vazo karnının çevresine eşit aralıklarla paralel veya sarmal olarak uzunlamasına açılan oyuk.
    Ek çizgisi.
    Saçta ayırma yeri.
    (Mimarlık) Bir yüzey üzerine oyulan ince oluk gibi yol. a. bk. silme.
    Namlunun iç kısmında bruj matkabı veya dövme yöntemiyle açılan helezon oyuntu.

    YOĞRULMA Yoğurma işi yapılmak veya yoğurma işine konu olmak.
    Özellikleri, nitelikleri birbirine karıştırılmak
    Metal kap bir yere çarparak bir yanı eğrilmek, yamulmak.
    Bazı konularla sürekli uğraşma sonucu deneyim sahibi olmak.

    YOĞUŞMA Küçük bir molekülü (su) ortadan uzaklaştırarak daha iri bir molekül oluşturmak üzere iki molekülün birbirine bağlanması.

    YOL KESMEK Bir geminin hızının azaltılması.

    YOL VERMEK(Yolundan çıkmak) Bir geminin hızının arttırılması veya çarpışma rotasında iken sancak veya iskeleye dönerek mevcut rotadan ayrılmak.

    YOL YORDAM Uygun olan davranış biçimi.

    YOLA ELVERİŞLİ GEMİ Denize elverişli olan gemi. Teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliliği ve sayısı bakımlarından yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli nitelikleri bünyesinde bulunduran gemi.

    YOLA ELVERİŞLİLİK BELGESİ Denize Elverişlilik Belgesine sahip olup, liman idari sınırlarını geçerek sefer yapacak her ticaret gemisinin limandan ayrılışında Liman Başkanlığı tarafından; gemiadamları ile donatımı, yolcu sayısı, yükün cinsi, yakıtı, kumanyası, can kurtarma, yangından korunma, yangın söndürme ve seyir donanımları yükleme durumu, zorunlu belgelerinin geçerliği bakımından, belgelerinde belirtilen durumlarına uygunluklarının tespiti neticesinde yolculuğa müsaade edildiğini gösteren harca tabi belgedir.

    YOLCU GEMİSİ On iki kişiden fazla yolcu taşıyabilen gemi.

    YOLCU MOTORU Tam boyları 42 metreden az olan ve liman sefer bölgesi içinde veya merkez iskelesinden 25 milden uzaklaşmadan günübirlik yolcu taşıyan ticaret gemisi.

    YOLCU POSTA VAPURU Yolcu ve posta paketleri taşıyan büyük ticaret gemisi.

    YOLLU GİTMEK Bir geminin mümkün olduğu kadar süratle ilerlemesi durumu.

    YOLUYLA Aracılığıyla, vasıtasıyla. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak.

    YOMA ..1 Genellikle kalin halatlara denir.
    YOMA ..2 5-8 burgatalık, 3 veya 4 kollu, sağa bükümlü olarak yapılmış kalın lif halat. Yomalar rıhtım ve şamandıralara bağlamada ve yedek halatı olarak kullanılır.

    YOMA BAĞI Aynı kalınlıkta olmayan iki halatı birbirine bağlayan bağ.

    YOMA BÜKÜMÜ Halat kolları bükümünün tersine bükülmesi ile yapılan üç kollu halat.

    YONCA Baklagiller familyasından, ülkemizde 95 kadar türle temsil edilen bir veya çok yıllık, yaprakları üç parçalı, otsu, Trifolium cinsi türlerine verilen ad, üçgül.
    Başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, çayır bitkisi.

    YONTMA Bir şeye istenilen biçimi vermek için dış bölümünü keskin bir araçla biçmek, kesmek
    Bir kimsenin azar azar parasını çekmek, birinden para sızdırmak
    Bir şeyi kendi görüşüne göre değerlendirmek

    YORGUNLUK ( METAL ) : Bir metal bloğun/parçanın özellikle titreşim, yüksek basınç ve çekmeye maruz kalması sonucu, bloğu oluşturan metal atomlarının birbirleri arasındaki bağların gevşemesi sonucu malzemenin istenilen mukavemet değerinin altına düşmesi, farkedilecek veya farkedilemeyecek fiziksel değişimler ve hatta metalin hacimsel/ölçüsel değişime maruz kalması.

    YOSUN Tallı bitkilerin, çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen, ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad.
    Sporlu bitkilerden kara hayatına uyum sağlamış, rizoitleri ile toprağa tutunan, gametofit ve sporofit olmak üzere iki ana parçadan oluşmuş, nemli topraklar ve ağaç gövdeleri üzerinde yaşayan otsu bitkiler.
    Çoğu sularda yetişen, ilkel yapıdaki bitkilerin genel adı.

    YÖN Belli Bir noktaya GÖRE income Kaldir Taraf.
    Bir seyin belli Bir noktaya baktığı yan, Veche.
    Bir Yere Gitmek for İzlenen Yol, cihet, istikamet.
    Tutulacak, izlenecek Yol.
    Gövdesininyönü Dansçının.

    YÖNTEM Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem.
    Bilimde belli bir sonuca erişmek için, bir plana göre izlenen yol, metot.
    Bir sorunu çözüme götürmek için geliştirilen yollar.
    Bir işlemin yapılması yolu.

    YÖRE Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar, dolay.
    Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.
    Yakınlarda dört bir yan, bölge.

    YUFKA Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı.
    Sacda pişen bir ekmek türü.
    İnce ve çabuk kırılır, dayanıksız.

    YUFKA SU Sığ su.

    YUMAK Yuvarlak biçimde sarılmış iplik, yün vb. şey.
    Yuvarlak biçimde sarılmış olan.
    Yıkamak.

    YUMRU Sandal veya gemi bordalarına yapılan koruyucu ağaç çıkıntılar.

    YUMRU 2 Yuvarlak, şişkin şey.
    Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde.
    Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli.

    YUMUŞAK Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı.
    Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
    Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
    Kolaylıkla işlenebilen
    Kolay çiğnenen, kolay kesilen.
    Ilıman (iklim), sert karşıtı.
    Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal.
    Okşayıcı, tatlı, hoş
    Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması, sertlik ile yavanlık arası.
    Yumuşaklık özelliği olan.

    YUVA Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak
    Genellikle ailenin oturduğu ev
    İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.
    Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer.
    Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk.
    Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer.
    Bir şeyin öğretildiği yer.
    Bir şeyin çok bulunduğu yer.
    Elektrik akımını almak için fişin sokulduğuyuva; fişyuvası.
    Aynı unsurlardan oluşan küme, özellikle hücrelerin kendilerine yabancı bir dokuda birikmesiyle oluşan kümelenme. Kimi neoplastik ve hamartomatöz dermatozislerde, en çok epidermis ve/veya dermis içindeki hücrelerin sınırlı gruplaşmasında görülür.
    Kuşların, yumurtlamak ve yavruların büyütmek üzere hazırladıkları yatak, kuş yuvası veya barınağı.
    Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar için açılan ve genellikle gündüzleri çalışan kadınların çocuklarını sabah bırakıp akşam aldıkları okulöncesi eğitim kurumu.
    (en) Plug socket, socket, outlet.

    YUVARLAK Bircok spor oyununda kullanilan, Türlü büyüklükte, genellikle kauçuktan Yapılmış yuvarlak Nesne Örnek: Havası boşalmış Bir futbol topu ... A. Gündüz
    Bazi aletlerde yararlanılır toparlağımsı Parça.
    Kumaş, kâğıt Gibi şeylerin belli miktardaki Bağı, ferde.
    Kumaş, kâğıt vb. şeylerin Düzenli Bir Yığın durumuna getirilmiş Bağı.
    Yuvarlak biçimde income, toparlak
    Tamamen, bütünüyle.
    Gülle VEYA şarapnel atan Büyük, ateşli silah
    Sepettopu oyununda, oyuncuların Sayı Yapmak for kullandıkları küre biçimindeki oyun Aracı. Deri, Sentetik Bir Nesne Ya Bir kılıf Ile Kaplı içi HAVA DOLU BİR lastik balon OLUP, Çevresi en az 75 santim, Ağırlığı imkb en az 600, en cok 650 gramdır ettik da lastik. 1.20 az 1.80 metre yükseklikten tahta Bir alana bırakıldığı Zaman tr, en cok 1.40 metre yüksekliğe zıplayacak biçimde Basınçlı Hava Ile şişirilmiştir.
    Ayaktopu oyununda kullanilan, disi deri ya da plastikten, içi HAVA Ile şişirilmiş, lastikten yapılma, yuvarlak biçimde Çevresi 68-71 cm dir. Olan, en cok 396-453 gr. ağırlığındakitop.

    YÜK Bir geminin taşımak için aldığı mal.

    YÜK GEMİSİ İçindeki yolcu sayısı on üçü geçmeyen ve yük taşıyan gemi. // Yük taşımak üzere yapılmış gemi. Modern yük gemileri büyük aşamalar yapmış ve her biri birer ihtisas konusu olmuştur.
    Yük Kaportası Yüklerin bordalardan alınıp çıkarılması için gemilerin bordalarında ve su kesimlerinin yukarısında açılmış kaportalar.

    YÜK KORVETİ Yelken devrinde, deniz kuvvetlerinde kullanılan yük gemisi. Eşanl. GABAR.

    YÜK ORDİNOSU Gemiye yüklenmek üzere gönderilen yük gemiye alındıktan sonra geminin ikinci kaptanı tarafından imzalanarak yükleyiciye verilen yük alındısı.

    YÜK PLANI Gemiye yüklenen veya yüklenecek olan yüklerin yerlerini, cinslerini ve ağırlıklarını gösteren plan.

    YÜKLEME : Ticari yüklerin yükleme planına uygun olarak gemi ambarlarına alınması.

    YÜKLEME BOŞALTMA MAÇUNASI Bk. DİREK MAÇUNA DUBASI.
    Yükleme Limanı Geminin taşıyacağı yükleri aldığı/alacağı liman.Yüklemek Gemiye yük almak.

    YÜKLEYİCİ Konişmentoda belirtilen ve taşıma sözleşmesi ile yük eşya taşıtan özel veya tüzel kişiler. Yükleyici Gemiye yük veren.

    YÜKLÜ SU HATTI : Geminin alabileceği azami yükün değerini belirleyen ve geminin bordasında, markalanmış olan hattır. S…….WL olarak gösterilmiştir.

    YÜKSEK GERİLİM Otuz üç bin kilovattan elli dört bin kilovata kadar olan gerilim. Yüzlerce volttan oluşan gerilim.

    YÜKSEK SUDenizlerin yükselmesi alçalması sunucunda suyun yüksek seviyesi, suyun kabarması.

    YÜKSEK TEKNELOJİ High tech, high technology. Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi.

    YÜKLEMEK : Bir yelken gemisinin yaptığı orsasına seyirlerde rüzgaraltına düşmeyip istenilen tarafa doğru seyretmesi.

    YÜKÜ GÖNDEREN Konişmentoda belirtilen ve taşıma sözleşmesi ile yük yada eşyayı gönderen özel veya tüzel kişiler.

    YÜKÜN GÖNDERİLENİ Konişmentoda belirtilen ve taşıma sözleşmesi ile yükün yada eşyanın gönderildiği özel veya tüzel kişiler.

    YÜRYA Bir palanganin tirentisini veya bir halatin elle çekerken üzerine yatarka mola vermeksizin çekmek.

    YÜZ KAT VERNİK 100 Kat Vernik, 130 derece sıcaklığa kadar dayanıklı, hava kabarcığı oluşturmayan, kokudan arındırılmış, her türlü yüzeyde ve materyallerle kullanılabilen, yüksek parlaklıkta ve çizilmeyen çok özel bir üründür. Hacimsel olarak 2 ölçü reçine ile 1 ölçü sertleştirici kullanılır (+-%10). Buna göre satın aldığınız ürün 120 ml. reçine 70 ml. sertleştirici olarak hazırlanmıştır. Kullanmak istediğinizde şişeleri temiz bir kabın içersine komple boşaltın. Hazırladığınız karışımı bir çubuk yardımıyla 5-10 dakika yavaşça karıştırın. Dikkat edeceğiniz husus karıştırma çubuğunuzun karıştırılan kabın dibine devamlı temas etmesidir. Karıştırırken kenarlarını da sıyırarak alın. Reçine ve sertleştiricinin birbirine tamamen karıştığına emin olduktan sonra karıştırdığınız verniği 5 dakika dinlendirin. Daha sonra homojen bir şekilde yayıp kurumaya bırakın. Kurumaya başlayan vernikte 15-20 dakika içinde belli yerlerinde hafif matlaşma olursa yeterince karışmamış demektir. Derhal müdahale ederek matlaşan kısmı objenin üzerinde karıştırın. Dökmüş olduğunuz ürün yaklaşık 6 saat sonra elle dokunulabilir bir hal alır. 12 saat içinde tamamen sertleşir. 48 saat sonra çizilmez bir cam durumuna gelir. Hazırladığınız karışımı 10 mm. kalınlığa kadar sertbestçe dökebilirsiniz. Daha kalın bir tabaka istenildiğinde her kat arasındaki sertleşme süresi beklenerek istediğiniz kalınlığa kadar ulaşabilirsiniz. Birbirine karıştırılıp bekletilen ürün 20-30 dakika sonra jelleşmeye başlar.

    YÜZDE YÜZ Kesinlikle Tam olarak. Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak yüzde hesabına göre verilen ücret, yüzdelik.

    YÜZDÜRMEK : Batmış veya karaya oturmuş bir gemiyi yüzer duruma getirmek.

    YÜZER BATARYA Eskiden liman korunmasında kullanılan ve az su çeken, ağır silahlarla donatılmış savaş gemisi.

    YÜZER HAVUZ : Gemilerin karina ve sintine bakımları ile diğer onarımlarının yapılabilmesi için gemilerin içine girdikleri ve bölmelerine su alarak dalan sonra suyu tahliye ederek su üzerine çıkabilen saçtan yapılmış yapı. Tanklarına su alıp batarak havuzlanacak gemiyi içine alan ve sonra aldığı suları tulumbaları ile basarak gemiyi kaldıran havuz. // Gemilerin karina ve sintine bakımlarının ve diğer tamirlerinin yapılabilmesi için gemilerin içine girdikleri ve bölmelerine su alarak dalan ve suyu tahliye ederek su üzerine çıkabilen saçtan yapılmış yapı. Yüzer havuzlar bir yerden bir yere çekilebildiklerinden harekat maksatları için elverişli onarım imkanı sağlarlar.

    YÜZEY ETKİ GEMİSİ (SURFACE EFFECT SHIP) (ing) “Ground Effects Machine” in yeni tanımı. Aşağı doğru basınçla verilen hava hava vasıtasıyla yer veya su sathı üzerine ilerletebilen araç.

    YÜZEY PERDAHLAMA Yüzey perdahlama makinaları kompozit ve özel şaplar, beton yüzeyler ve sanayi tabanlarını kolaylıkla düzleştirme ve sıkılaştırma için kullanılır.
    Zahmetli elden perdahlama işlemine kıyasla bu makinalar ile yorulmadan ve ergonomik çalışma sağlanır. Böylece şap uygulamasının kalitesi yükselir, zamandan tasarruf edilir ve bedensel yükleme büyük oranda azalır.

    YÜZEY SERTLEŞLEŞTİRME İndüksiyon yüzey sertleştirme parçanın tamamında sertlik istenmediği durumlarda kullanılan alternatif bir ısıl işlem türüdür. Özellikle otomotiv sanayinde yoğun olarak tercih edilir. İndüksiyon yüzey sertleştirmede, parça teknik resmine göre sertlik istenen bölgeler elektriksel manyetik alan ile hızlı bir şekilde sertleştirme sıcaklığına çıkarılır ve ani olarak soğutulurlar. Soğutma ortamı olarak su veya yoğunluğu ayarlanmış yağ kullanılır. Bu sayede parçaların istenen bölgeleri sertleştirilirken diğer bölgeler ise yumuşak kalır.

    YÜZEYSEL Yüzey ile ilgili, sathi. Derine inmeyen, gelişigüzel, ayrıntılı olmayan, sathi.

    YÜZGEÇ Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak bulunan, hareketi ve dengeyi sağlayan organ.
    Suda iyi yüzen (kimse veya hayvan).
    Çoğunluk balıklarda bulunanyüzgeç ışınları ya da iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları.
    Çoğunlukla balıklarda bulunan, yüzgeç ışınları veya iskeletten yapılmış yapılarla desteklenen deri katlanmaları.

    YÜZME : Suyun yüzeyinde ve içinde hareket etmeyi ve bir yöne doğru ilerlemeyi sağlayan hareketlerin bütünü. Bir çeşit su sporu. Dünyânın her yerinde yaygın olan zevk ve yarış sporudur. İnsanoğlunun en eski sportif faaliyetlerinden biridir. Yüzyıllardır insanlar yüzme sporunu biliyorlar ve yapıyorlardı. Yüzmeyi insanların kendilerini sularda korumak için öğrenmeleri gerekmektedir.
    Konu 3qq tarafından (05.07.2015 Saat 12:48 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •