Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: P

  1. #1
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart P

    TERİM AÇIKLAMASI

    P (Papa) Uluslar arası işaret sancaklarından P harfi Gemi denize çıkmak üzeredir. Bütün şahıslar gemide bulunsun Balıkçı gemileri tarafından Ağlarım bir engele takıldı anlamında kullanılır.

    PADIL KÜREK Küçük deniz araçları ve can sallarında acil durumlarda kullanılan kısa ağaç kürekler.

    PADILBOT Genellikle brandadan yapılan, başı kıçı sivri, iki palalı, ortadan tutulan ve kürekle yürütülen tekne.

    PADILBOT Genellikle buranda dan yapılan, başı kıçı sivri, iki palalı, ortadan tutulan kürekle yürütülen küçük tekne.

    PADILLA YÜRÜTÜLEN TEKNE Padıl, davlumbaz pervane (yandan çarklı) ile hareket eden gemi.

    PAFTA Büyük haritaları oluşturan parçalardan her biri.

    PAH Mühendislikte; yüzey kesişim çizgisinde oluşan dik açılı birleşim yerinin çarpma sonucu kırılmasını önlemek üzere eğimli hale getirilerek yumuşatılmasıyla oluşan bölge.

    PAH KIRMA : tam olarak sivri bir köşeyi açılandırma durumudur. tanım gereği autocad'deki chamfer komutu birbirini dik kesen iki kenarı daha yumuşak bir şekilde birleştirmek amaçlı da kullanılabilinir

    PAKET BOT PAKET GEMİ Bk. PAKET.

    PAKET : Hem yük hem yolcu taşıyan*posta*gemisi. Bazen düzenli sefer yapan yolcu gemilerine de denir. Paket Bot, Paket Gemi de denir.

    PALA Küreklerin denize giren enli ve yassı kısımları.

    PALA ÇEVİRMEK Kürek çekilirken sudan çıkan küreklerin ikinci hamle için palalarını baş tarafa doğru götürürken palaların enli taraflarını su sathına paralel duruma getirmek için kürek topaçlarının el ile çevrilmesi.

    PALADOR Ariyet kemere. Postaları yerinde tutabilmek için sancak, iskele karşılıklaı postalar arasına vurulan geçici kemere

    PALAMAR : Gemilerin rihtima veya iskeleye baglanmasinda halattan daha kalin yomalara verilen isim.

    PALAMAR ARACI : : Gemiler yanaşırken gemiden palamar halatını alıp bağlanacak yere götüren ve bu iş için özel yapılmış küçük deniz aracı. Bk. PALAMAR MOTORU.

    PALAMAR BİTESİ : Ambar palamar bitesi baş altı ambarı baş kucaklama tahtası.

    PALAMAR ŞAMANDIRASI: Liman içinde fazla saha işgal etmemeleri için gemilerin baştan ve kıçtan palamar vermek suretiyle bağladıkları şamandıralar.*

    PALANGA Bir halat ve anaz iki makaradan olusan kaldirma mekanizmasi

    PALASERTE : Ana direklerle çarmıklar arasındaki açıyı büyültmek ve küpeşteleri serbest bırakmak için direkler hizasında bordalardan dışarıya doğru uzatılmış ve bordalara sağlamca bağlanmış ağaç kütükler.

    PALASIRTA: Kürek palalarının ensiz olan tarafı, keskin kenarları

    PALAVRA : Üst güvertenin altında bulunan güvertegüverte

    PALAVRA GÜVERTE : Eskiden harp gemilerinde topların bulunduğu güverte.

    PALET : Palet (ambalaj), ürünlerin dış ambalajlarında kullanılan ve taşımada kolaylık sağlayan araç.

    PALET (yüzme), hızlı yüzmek için kullanılan araç.

    PALET (resim), ressamların boya karıştırmak için kullandıkları levha.

    PALOWA Yaklaşık olarak 70 kadem boyunda bir Çin yelkenli teknesi.

    PAMUK : İkiçeneklilerin ebegümecigiller familyasından, bir yıllık otsu tarım bitkisi (Gossypium) ve bunun tohumlarını kaplayan ince teller. Pamuk aslında bir sıcak iklim bitkisi olmasına karşın, taşıdığı büyük ekonomik önem nedeniyle bugün daha soğuk bölgelerde de yetiştirilmektedir. Kazık köklü, boyu 1-2 m.yi bulan, parçalı yapraklı, basit salkım şeklinde, beyaz, sarı çiçekli bir bitkidir. 3-5 gözlü meyvesi, açılan kuru meyvedir. Buna koza denir. Her bölmede altı tohum bulunur. Tohumlarını kaplayan uzunca, yumuşak, ince ve beyaz teller dokuma sanayiinin en önemli hammaddelerinden biridir. Ayrıca kimya sanayiinde de kullanılır.

    PAMUK TAŞIYAN GEMİ : Pamuk için özel olarak yapılmış ya da pamuk taşımaya*uygun duruma getirilmiş gemi.

    PANAMAX Dökme yük gemileri ve tankerlerde 50.000 ? 79.999 DWT arası, konteynerlarda ise 3000 ? 3999 TEU arası kapasiteye sahip gemi tipidir

    PANCAR MOTORU : Küçük teknelerde kullanilan , basit motorlardir. pata pata pata pata gurultusuyle calistiklarindan denizlerin triportoru olup. kırsal alanlarda yer altından su çıkarmak, tarlalara su pompalamak içinde kullanılır. dizel, hava soğutmalı, bakımı/tamiri kolay, az yakıtla çok iş yapan harika motor

    PANEL : 1. Bir konuşmacı grubunun dinleyiciler önünde, genellikle bilimsel, sosyal ya da siyasî bir konuyu tartışmak amacıyla yaptıkları toplu görüşmelerdir.
    1. Dinleyiciler önünde, bir konuşmacı grubunun genellikle sosyal ya da siyasal bir konuyu tartışmak amacıyla düzenledikleri toplantı, toplu görüşme.
    2. Yerleştirileceği yüzeyin bir bölümüne uyan çoğunlukla dikdörtgen biçiminde düzgün parçapanel

    PANGAIA : Mozambik yerlilerinin teknesi.

    PANO : 1. Üzerine bildiri, açıklama ya da tanıtma kağıtları tutturmak için hazırlanmış levha; hafif malzemeden yapılan ve iki yüzü kontrplakla kaplanan levha.
    2. Elektrikle çalışan aygıtların kontrol ve komuta düğmeleri, ekran, sinyal lambası gibi parçalarının bir arada toplandığı bölüm.
    3. Ağaç duvar kaplamalarına ya da tavanlara süs için konulan resimpano

    PANYA Bir filikanın kıç parima halatı.

    PANYOL TAHTASI : Gemi ambarlarında bulunan dökme hububatın denizli havalarda kaymasını önlemek maksadıyla ambarlara konulan tahtalar. Yeni hububat nakliye gemilerinde panyol tahtası yerine sabit sac levhalar kullanılmaktadır.

    PANZER : ikinci dünya savaşı'nda alman ordusunun kullandığı, günümüzde polisin grev, sokak gösterileri gibi hareketleri bastırmak için kullandığı, yüksek tekerlekli, zırhlı, hafif silahlarla donatılmış ürkütücü bir sesi olan araç.

    PAPİRÜS : Papirüs bir bitki ve bu bitkiden yapılmış kağıdın adıdır. Mısırda nil kıyısında yetişen bir çeşit kamış. Bu kamış, hem eski mısır sanatında üsluplaştırılıp bezeme motifi olarak, hem de yazı malzemesi olarak kullanılmıştır. İlk kez 4. bin yılda bu bitkinin gövde katmanları düzgün bir yüzey oluşturacak biçimde üst üste yapıştırılarak preslenmiştir. İcadı, daha önceki tüm yazı malzemelerini geçersiz bırakmış, M.S. 4. yy.da parşömenin yaygınlaşmasına kadar tüm akdeniz ülkelerinin temel yazı malzemesi olmuştur.

    PARAFİN : Petrolün bir yan ürünüdür. Ayrıca ham petrolün, parafininin giderilmesi gerekir. Ham petrolün rafinasyonunda yan ürün olarak elde edilen yağlı parafin önce sıcakta eritilir, sonra da soğutularak yalnız parafinin donması sağlanır ve donan posa şeklindeki parafin yağlı kısımlarından süzülerek ayrılır

    PARAKETE(Paragat) : Suyun içinde asılı veya dibe uzanmış, serili olarak duracak şekilde düzenlenmiş, bir beden üzerinde çok sayıda kösteğe bağlı iğne taşıyan balık avcılığı aracı.

    PARAKETEGeminin gittiği yolu, mesafeyi ölçmek için kullanılan alet.Bir geminin süratini ve deniz içinde katettiği mesafeyi deniz mili cinsinden ölçen elektrikî ve mekanikî alet.
    Parakete Hesabı Son tespit edilen mevkiden geminin seyrettiği rota ve sürat dikkate alınarak geminin mevkinin bulunması usulü. Akıntı dikkate alınmaz.
    Parakete Savlosu Bir çıması pervaneye diğer çıması parakete saatinin gerisinde bulunan mapaya takılmak suretiyle kullanılan özel surette dokunmuş halat.

    PARALEL : Paralel, uzunluğu boyunca birbirinden eşit uzaklıkta bulunan doğru ya da düzlemlerin birbirlerine göre durumlarını tanımlamakta kullanılan bir sıfat.[1] Parallellik Öklid evreninde mümkündür ve Öklid'in paralel aksiyomunun temelini oluşturur.Matematikte paralellik \parallel sembolü ile ifade edilir. Örneğin AB \parallel CD ifadesi "AB doğrusu ile CD doğrusu paraleldir," anlamına gelir.

    PARAMPET Denizlerin güverte üstüne çullanmaması için borda yükseltilmek suretiyle üst güverte kenarına yapılan yapı.

    PARAMPET : Sabahları, sarılan brandaların konduğu gemi içinde veya dışındaki dolaplar.

    PARAŞÜT : Bir cismin veya kişinin havada düşüşünü frenlemeye veya süratli bir hava vasıtasının iniş esnasında süratini azaltıp durdurmaya yarayan kubbe
    biçiminde bir yelkenparaşüt.

    PARAVAN : Gemilerin mayınlardan korunmaları için kullandıkları ve geminin başından sancak ve iskele taraflarına attıkları,derinlik ayarlayıcıları ve tel kesmek üzere donanımları olan su uçurtmaları.

    PARİMA Filikaların baş ve kıçlarını bağlamak için filikaların baş ve kıçlarında bulunan halatlar

    PARKE : yer döşemelerinde kullanılan bir kaplama türüdür. Doğal bir malzeme olması nedeni ile parke zemin kaplamaları yapı işlerinde yoğun olarak kullanılmaktadır.Günümüzde, orman ürünlerinin kullanımında çevreci yaklaşımlar ve ekonomik nedenlerle geleneksel masif ahşap parke yerine daha çok laminat parke ve lamine parkeler olarak adlandırılan parke türleri kullanılır

    PARLATICI - MA : Parlatma özelliği olan nesne, cila.
    Filmi parlatma işinde kullanılan aygıt.
    Boyalı yüzeyleri korumak ve parlatmak amacıyla kullanılan reçine ve kurutucu yağların uçucu bir çözücüdeki çözeltisi.

    PARŞÖMEN KAĞIDI: Parşömen, üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisidir.Parşömen ismi Bergama'dan gelmektedir ve Bergama Kağıdı anlamında Latince Charta Pergamena'dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir.

    PAS : Pas Demir ve çelik saçların oksitlenmesi sonucunda meydana gelen kırmızı, kahverengi madde. Pasın önüne geçmek için mümkün olduğu kadar demir ile atmosferin temasını kesmek gerekir.

    PASAPAROLA :Bir emrin gemi içinde veya filo dahilinde ihtiyaç duyulan gemilere çeşitli vasıtalar ile tebliğ edilmesi. Bu husus silistre çalmak ve sonrasında yüksekce seslenmek, megafonla bağırmak, simafor ile işaret vermek yolu ile yapılır.

    PASAPAROLACI Pasaparola hizmetinde kullanılan erata denir. Kısaca pasaparola da denir.

    PASLANDIRMAK : Kullanmamak durduğu yerde bırakmak durarak eskimesine ve kirlenmesine neden olmak . Su içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde

    PASLANMAZ ÇELİK : Demir çok yumuşak bir elementtir. Onun içine % 2’ye kadar karbon katılması ile inanılmaz bir mukavemet, sertlik ve mekanik özellikler elde edilir ki, adı artık çeliktir. Demirin bol olması, kolay ve ucuz elde edilmesi nedeniyle çeliğin de kullanımı çok yaygındır. Ancak çelikte de, demirde olan bir zayıf nokta vardır. Paslanma, diğer bir deyişle oksidasyon. Paslanma bir oksidasyondur.Oksidasyon elementin oksijenle birleşmesidir. Doğadaki tüm elementlerin oksijen ile birleşmesi neticesinde element yüzeyinde bir paslanma meydana gelir. Bu paslanma element yüzeyinde çok ince bir tabaka oluşturur, bu tabaka oluşur oluşmaz malzemenin hava ile temasını keserek koruyucu bir rol oynar ve paslanmanın ilerlemesini önler, bu tabaka o kadar incedirki malzemenin rengi hemen hemen hiç değişmez, ancak aynı durum demir elementinde söz konusu değildir.Demir ve oksijen atomlarının boyutlarındaki büyük farktan dolayı yüzeyde sağlam bir birleşme olamaması paslanmanın demirin içine nüfus etmesi ile beraber zamanla elementin tüm mukavemetini ortadan kaldırır.Krom atom boyutlarının birbirine yakın olmasından dolayı, oksijenle çok kolay ve süratli birleşirler. Kalınlığı birkaç atom olacak kadar çok ince ama çok sağlam bir tabaka oluştururlar. Başka reaksiyon olmaz. Bu tabaka zedelense bile tekrar oluşur. Krom belli bir oranda çeliğe katılırsa yine aynı olay olur, çelik artık paslanmaz. Demir ve karbon karışımından meydana gelen çelike % 10’un üzerinde krom alaşımı ile paslanmaz çelik elde edilir.

    PASPARTU : Bir fotoğraf veya benzer bir çalışmanın etrafında fon kağıdı ile oluşturulan, çerçeve ile orijinal eser arasındaki ön çerçevedir.

    PASRENGİ : Kırmızıyla kahverengi arasındaki renk.

    PASSENGER FERRY :Şehir hattı gemisi.

    PASSENGER STEAMER : Bk. YOLCU GEMİSİ.

    PASTA CİLASI : pasta cila diye birşey yoktur. pasta ve cila vardır. pasta dediğimiz aslında bir nevi sıvı zımparadır. parlatılacak yüzeyde oluşmuş, fazla derin olmayan çizikleri yok eder çünkü boya seviyesini, çiziğin derinlik seviyesine kadar inceltir. pürüzsüz bir yüzey oluşturur. fakat boyayı incelttiği için ömrünü uzatmaz aksine kısaltır. zımpara kağıtlarında olduğu gibi çeşitli kesme dereceleri vardır. coarse - medium - fine - extra fine gibi. coarse en çabuk inceltendir, derin çizikleri bile yok eder. fakat yüzey tam parlamaz, mat olur. ardından sırayla daha ince pastalar uygunırsa yüzey parlamaya başlar. yüzey pastalandıktan (bez, sünger veya polisaj makinesi ile ovularak) sonra normal bir parlatıcı-koruyu cila ile kaplanır ve yüzey cam gibi parlar. yani pasta-cila işlemi tamamlanmış olur. yani pasta ve cila ayrı şeylerdir. cila, tıpkı vernik gibi yüzeyi film tabakası gibi kaplayan şeydir. pasta ise yüzeyi zımparalar.

    PASTEL : Pastel, pastel boya ya da pastel kalem, toz boyar maddelerin katı bir hamur olana kadar tebeşir ve suyla karıştırılmasıyla oluşturulan çizim aracıdır.Ünlü ressamların pek tercih ettikleri bir çizim aleti olmasa da rahat kullanımı olan bir boya türüdür.Kapatıcı özelliği bulunmaktadır.Yani,kağıtta alttaki renk üstüne ondan daha koyu olmak şartıyla bir renk sürülebilir.Bu,sadece rengi birazcık soluk hale getirecektir.Renk karışımlarında kullanılabilir bir boya türüdür.Bir diğer özelliği de sürüldükten sonra temiz bir şekilde kazınabilir olmasıdır.Eğer renk koyu değilse kazındığında hiç iz kalmayacaktır.Koyu renklerde de üstüne tekrar bir boya sürüldüğü taktirde kazınan renk belli olmayacaktır.Neredeyse her rengi bulunan bir boyadır.Bazı markalar mum boya gibi renklerin yüksek derecede belli olduğu pastel boyalar üretseler de normal pastel boyalar genellikle mum boyadan çok daha hafif renkleri kağıda yansıtırlar.

    PATA Yelkenlerin yakalarına dikilen halatların, yelkenin köşelerinde kuruz kırılması ile meydana gelen halat anele.

    PATALYA 1-3 çifteye kadar kürekli ahsap teknelere harp gemilerinde verilen isim.i. Tek çifte küçük bot. // Küçük, kürekli hizmet filikası. Küçük gemilerin deniz aracı ihtiyacını karşılayan 12 kadem boyunda ve iki çifte kürekli ağaçtan yapılmış ufak tekne. Patalya gibi ufak tekneler*artık fiberglas’tan yapılmaktadır. // Birden üç çifte kadar küreği bulunan ve her çift küreği bir kişi tarafından çekilen savaş gemisi filikası. (Patalya, bindirme tahtalıydı. Kamarot ve öteki görevliler kıyıdan gemiye, gemiden kıyıya bunlarla taşınırdı). Bk. JOLLY BOAT.

    PATEN : Paten, bot biçiminde deri ya da plastikten yapılan altına en az 2 tekerlek veya celik takılan, buzda ya da düz zeminde kaymak için kullanılan spor aletidir

    PATENT : Buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma, satma veya ithal etme hakkıdır. Bu hakkı gösteren belgeye de “Patent” denir. Buluşu yapılan neredeyse her şey patent koruması kapsamına dahildir. Buluşu yapılan bir ürün ya da sistemin bütün hakları patent sahibine ait olur ve ondan izinsiz kullanılamaz.Patent, ürün veya buluş sahibine, icat ettiği ürünün satışı, pazarlanması, çoğaltılması, bir benzerinin üretilmesi gibi alanlarda ayrıcalıklar getiren resmi bir belge ve unvandır.Makineler, araçlar, aygıtlar, kimyasal bileşikler ve işlemleri ile her türlü üretim yöntemleri, patent korumasının kapsamındadır.Patent Yasalarının amacı; buluş yapmayı, yenilikleri ve yaratıcı fikri faaliyetleri teşvik etmek için gerekli olan korumayı ve buluşlarla elde edilen teknik çözümlerin sanayide uygulanmasını sağlamaktır. Verilen patentler ve bunların sanayide uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesi sağlanır. Sanayi alanında gelişmiş ülkelerde verilen patent sayılarının yüksekliği bu düşüncenin doğruluğunu kanıtlamaktadır.

    Türkiye'de patent verme yetkisi, Türk Patent Enstitüsü'ne aittir.

    PATİSKA : Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez, hasse, hasa.

    PATLAK : Su, boya gibi sıvıları taşımak maksadıyla, saçtan yapılmış küçük kaplar.

    PATLAMA : Çok hızlı, düzensiz ve gürültülü bir kimyasal değişim sonucu ısı, ışık ve gazların çevreye yayılması.

    PATRİSA Çubuklarin baglanmasi için cundalarindan asagi ve geriye dogru inen ve tekneye baglanan sabit arma :

    PATRONA-İ HÜMAYUN veya PATRONA KADIRGASI Kadırga donanması kumandanının sancak gemisi.

    PAVURYA KAYIĞI : Istakoz, pavurya v.b. avlayan tekne.

    PAYANDA: Kızakta veya havuzda bulunan gemilerin bir tarafa yatmaması için yanlarından vurulan tahta destekler; Gemilerde kullanılan ağaç yara savunma malzemesi. Destek; dayanak.

    PAZAR KAYIĞI : Üç çifteden Yedi çifte kadar kürekleri bulunan yük kayığı.

    PAZAREE Dalmaçya sahillerinde bir çeşit balıkçı teknesi.

    PEÇETE : Yemekte giysiyi korumak, ağız silmek için kullanılan ince, yumuşak kâğıt veya kumaş parçası.

    PEDAL : Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, ayaklık.Bağlı olduğu veya içerdiği efekt devresinin ayakla denetimine olanak tanıyan anahtar veya ayarlı direnç. Ayağa ait.Bk. ayaklık

    PEKMEZ KÖPÜĞÜ : Pekmez kaynatılırken kazanın üzerinde oluşan tatlı köpük.

    PELÜR : Daktiloda yazıyı çoğaltmak için kâğıdın altına konulan renkli, ince kâğıt, karbon kâğıdı.
    İnce ve yarı saydam bir tür kâğıt.

    PENA : Telli sazları çalmaya yarayan ve kemik, boynuz vb. şeylerden yapılan çalma aracı, mızrap, çalgıç.
    Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç.

    PENCACAP i. Malakka boğazında kullanılan deniz ulaşım aracı; boyu 15-20 m arasında, ince uzun, ön ve arka uçlarında iki çıkıntısı olan bir teknedir. (Hem kürekle hem de yelkenle gider. İki direklidir ve bu direklerine, dikdörtgen biçiminde, hasırdan yapılmış iki yelken açılır.

    PENCERE : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık
    Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan,pencereyi belirleyen dikdörtgen delik.

    PENSE :
    Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm.
    Kıskaç biçiminde iğne. Pense Bk. metal maşa (II)Ucu dişli veya dişsiz olan yumuşak dokuları veya gazlı bez gibi materyalleri tutmakta kullanılan cerrahi aygıt, anatomik pens, klemp.

    PENS : Giysilerde bazı yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm.
    Kıskaç biçiminde iğne.

    PENTEKONTOR : 50 kürekle yürütülen eski bir Yunan teknesi.

    PENYE : Dokumacılıkta özel araçla apresi yapılmış bir tür ince kumaş.
    Bu kumaştan yapılmış üst giysisi.

    PERÇİN : İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu.

    PERÇİN TABANCASI : Levha olarak üretilmiş parçaları birbirine üst üste koyarak birleştirmek, kaynaştırmak için kullanılan el aleti.

    PERDAHLAMA : Açkılamak işi.
    Metal yüzeyleri, uygun bir çözelti emdirilmiş bezli ya da fırçalı tekerlekle parlatma.

    PEREME : i. (porta pereme, geçit kapısı’ndan). Bir kayık çeşidi. Pereme yük gemisi olarak Ege ve Marmara denizinde kullanılmak üzere 1870’te İzmir’de yapılmağa başlandı. Tek direkliydi ve iki yelkeni vardı. Boy-en oranı 4 m; boyu ortalama 13,50 m idi. Kenarlarında fırtına küpeştesi vardı. Pereme, Bizanslılar devrinde, Porta Pereme adı verilen Mısır Çarşısı önüyle, karşı kıyı arasında bu kayıklar işlerdi. Osmanlılar zamanında bu kayıklar İstanbul yakasıyla Anadolu arasında işledi. XVI. yy.da İstanbul’a gelen batılı*gezginler, peremeyi Venedik’te işleyen Gondollara benzetirler.

    PERGEL : Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç, yayçizer.Bir takımyıldızın adı.Bk. yayçizer

    PERGOLA
    : zıkların belli kalınlıktaki dikmelerin Üzerine bindirilmiş Bir tür demir VEYA ahşap çardak ettik. Pergola.
    Tırmanma bitkilerin büyüdüğü bir kafes ile örtülü geçit.
    Yürüyüş boyunca sarmaşıklarla yapısı.
    Yatay kirişleri destekleyen dik iki sıra paye oluşan bir bahçe içinde kapalı geçit çevresi - Bir alanın kenar.
    Mesaj veya sütun tarafından desteklenen kirişleri açık çatı ile bir çardak.
    Ahşap yapılar popüler yapmak bahçe özellikleri Bir ​​pergola: genellikle biz bu aşağıdakilerden biri ile ilgili olabilir Aslında almak en sık talep olduğu gibi biz formdaki vadeli pergola kullanmış güneşten gölgeli bir sığınak oluşturmak için kullanılır, Bir çardak bir yazlık.
    Çerçeve destekler tırmanma bitkiler; 'Çardak parkta gölgeli bir dinlenme yeri sağladı'.
    Pergola, üstü gül VEYA sarmaşık Ile Kaplı kameriye.
    Kameriye, çardak

    PERİSKOP : Denizaltı gemilerinin sualtı seyirlerinde deniz üzerini gözetlemek maksadıyla su üstüne çıkardıkları alet.

    PERİYODİK : Belli aralıklarla tekrarlanan, Süreli. Süreli yayın. Dönemsel Bk. dönemsel Bk. Süreli yayın

    PERİYOT : Dönem Örnek: Yakın tarihin periyotlarını arka fon olarak kullanmak romana boyut verir, renk verir. H. Taner Devir (II). Bk. dönem Bk. devir Tekrarlanan olaylar arasında geçen sabit zaman aralığı. Periyodik çizelgede yatay sıraların adı. Devir.

    PERKENDE : i. (ital. brigantino’dan [?]). Çektiri sınıfından savaş gemilerine verilen ad. (Perkende, 18-19 çift kürekle çekilirdi. Bu sınıf gemiler kalite, firkate gibi, savaş donanmasında haberleşme, sığ sularda manevra, boş gemileri yedekte çekme ve gerektiğinde ateş kayığı olarak kullanılır ve topla donatılırdı.)

    PERLİT : Erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan ibaret olan cam gibi bir volkanik kayadan kabartılarak pudra hâline getirilmiş bulunan, yem maddelerinin preslenmesinde yardımcı madde veya kekleşmeyi önleyici bir madde.
    Feldspat cinsinden suyu az ve eridiği zaman inciye benzeyen taneleri olan yanardağ kaynaklı cam, inci taşı.
    Esas olarak erimiş sodyum potasyum alüminyum silikattan oluşan, cam gibi bir volkanik kayadan kabartılarak pudra durumuna getirilmiş bulunan, yem maddelerinin preslenmesinde yardımcı madde veya kekleşmeyi önleyici olarak en çok % 4 (ağırlıkça) kullanılan bir madde.
    Ötektoid bileşimli ostenitin dönüşümü sonucu, ferrit ve sementinin, 7/1 oranında katmanlı bir biçimde oluştuğu faz karışımı.

    PERNOMakaralarda tabla ile makara dilinin merkezinden geçen pin.

    PERSPEKTİF Eşya ve nesnelerin uzaktan görünüşü, görünge.
    Nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatı.
    Bakış açısı
    (Lat. perspicere = derinliğine bakma) Geriye doğru ufalan düzeniyle Rönesansta derinlik duygusu verme. XV. yüzyıl ortasında İtalya'da resim sanatında (Masaccioi Mantegna) yer almış, tiyatroya İtalyan mimarı Serbio ile geçmiş ve 1508 yılından sonra da gelişmiştir.
    Bk. görünge

    PERVANE : Gemi ve deniz araçlarının ileri ve geri hareketlerini sağlamak üzere bir makine vasıtasıyla dönen bir milin ucuna takılmış iki ve daha fazla kanattan ibaret parça. Uskur da denilir.



    PERVANE BODOSLAMASI : Gemi veya deniz araçlarının kıç bodoslaması. Bu bodaslamadan pervane şaftını dışarıya çıkaran delik bulunduğundan pervane bodoslaması ismi verilmiştir. Dümen Bodoslaması da denilir.

    PETEK: Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu.
    Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı.
    Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör.
    Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
    Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı.
    Arı kovanı.
    (Mimarlık) Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm. Ay. bk. külah,petek, şerefe, gövde, pabuç, kürsü.

    PETEK YAPIMI : BKZ...http://www.modelteknikleri.com/gemi-....html#post3439
    Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı bal mumu yuvacıklar.
    Topraktan, çamurdan yapılan tahıl ambarı.
    1. kovanda arıların içine bal yaptıkları göz, mum tekerleği. kovan. 2. minarenin şerefe ile külah arasındaki kısmı. bacalarda külahın altındaki çıkıntılı kısım.

    PEYK İ ŞEVKET FATİH YÜCELİK YAPIMI .http://www.modelteknikleri.com/peyk-...html#post35885

    PEYK : Uydu.
    Bir başkasına bağımlılığı olan.
    Bk. uydu.

    PINGLE: Bir zamanlar kuzey İngiltere’de küçük yelkenli tekneye denilirdi.

    PINK Kıçı uzun ve dar latin yelken donanımlı tekne. Eskiden iki direkli küçük yelkenli tekneye denilirdi. Sonraları kraliyet donanmasında kullanılan yelkenli, kürekli ya da makineli, 36 kadem boyunda, kutrani kaplamalı tekneye denilmektedir. Bk. İŞKAMPAVYA.

    PINYANO Tek direkli küçük Çin balıkçı teknesi.

    PIRASYA Yelkenleri rüzgarın estiği tarafa çevirebilmek için yelkenlerin açıldığı serenlerin cundalarından donatılan selviçeler. Donatıldıkları serenleri isimleri ile anılırlar.

    PIRASYA ETMEK Dönüş manevrası yapılırken serenleri pırasyalar vasıtasıyla çevirmek.

    Pİ SAYISI : Çember çevresinin uzunluğunun çapının uzunluğuna bölünmesi ile elde edilen sabit sayı (3,1416).

    PİK Giz veya serenlerin üzerine açilmis üç köse yelken.

    PİK Dökme demir, font.
    Geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken.
    Maça.
    Tepe

    PİK YAKASI Bir yan yelkeninin üst ve kösedeki yakasidir.


    PİKE YELKENİ : Sübye armalı uskunalarda yan yelkenlerinin sereni ile direk şapkaları arasına açılan üçköşeli yelken. Üzerlerine açıldıkları direklerin isimleri ile anılırlar.

    PİKE : Kabartmalı pamuklu kumaş.
    Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü.Bu kumaştan yapılan .
    Uçağın yüksekten, hedef üzerine büyük bir açı ile inmesi.
    Uçağın yüksekten hedefin üzerine dik olarak saldırması.
    Yüksek bir yerden suya dik olarak dalma.
    İyi ayrılamama sebebiyle un veya irmik içerisinde kalmış olan, gözle görülebilen, iri ve koyu renkli kepek vb. parçacık.
    Dolaşma boyunca gergin gövdenin ağırlığını parmak uçlarında taşıma

    PİKO : Kimi örtülerin veya çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir tür süs.

    PİL : Pil, kimyasal enerjinin depolanabilmesi ve elektriksel bir forma dönüştürülebilmesi için kullanılan bir aygıttır. Piller, bir veya daha fazla elektrokimyasal hücre, yakıt hücreleri veya akış hücreleri gibi, elektrokimyasal aygıtlardan oluşur

    PİLE : Kumaş, kâğıt vb.nde bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım, kırma

    PİLOT :Bir HAVA taşıtını kullanmak En yönetmekle Görevli kimse ettik.
    Oto yarışlarında VEYA otobüslerde Aracı Kullanan kimse.
    Deneme niteliğinde income.

    PİLOT BOTU : Bk. KILAVUZ ARACI. Bkz..http://www.modelteknikleri.com/pilot...asparoglu.html

    PİLOT BÖLGE : arım, Tıp, Endüstri, Eğitim Gibi herhangi Bir Çalışma alanında, devletin Halkin ABGS çalışmasıyla Kalkınma hareketini kolaylaştırmak Ayrılmış BÖLGE .

    PİLOT KABİNİ : Pilot kabini, pilotun oturduğu ve uçağı kumanda ettiği yerdir.Kokpit - cockpit

    PİLOTAJ : (pilot ) Bir hava taşıtını yönetme. ir HAVA taşıtını kullanmak En yönetmekle Görevli kimse ettik.
    Oto yarışlarında VEYA otobüslerde Aracı Kullanan kimse.
    Deneme niteliğinde income.

    PİM : İç Düz Geçen VEYA birbiri Üzerine Gelen Parçaları tutturmaya Yarayan Bir tür tahta VEYA metal çivi.
    Mobilyalardaki cam rafları taşımak for yan tablalara yerleştirilen kapsüllerin icine takılan Silindirik, Yassı L biçimli raf Taşıma aleti ett

    PİNAnele ve zincir kilitlerinin harbilerini sabit tutmak ve emniyet sağlamak maksadıyla harbi uçlarına takılan demir veya çelikten yapılmış bir çeşit çivi.

    PİNTER(Sepet) Balık ve diğer su ürünlerinin avlanmasında veya yakalanmasında kullanılan kasnak ve ağlardan yapılmış tuzaklar.

    PİPET : Sıvıları, solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru.
    Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, kamış.
    Belirli miktarda sıvıyı ölçmeye veya transfer etmeye yarayan derecelendirilmiş açık cam kap.
    Çoğunlukla laboratuvarlarda kullanılan, derecelendirilmiş veya ayarlanabilir hacimlere sahip, sıvıları transfer etmek için kullanılan araç.

    PİPO : Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen kısa, çubuk biçimindeki tütün içme arac

    PİRAGUA, PIRAGUA i. (karayip dilinden alınan isp. kelime). Padıl kürek veya yelkenle giden egzotik kayık. // Orta Amerika’da kullanılan büyük kano. Etnografik. Tek parçadan yapılan veya parçaların birleştirilmesiyle meydana getirilen iki tip piragua vardır. Monoxyl denilen piragua tek parça ağaç kabuğundan veya içi oyulmuş ağaç kütüğünden yapılır. En çok kullanılan ağaç kabuğu Avustralya’da yetişen okaliptüs ağacı kabuğudur. Bir tek ağaç kütüğünden yapılan piragua’ya Tarihöncesinden beri her yerde rastlanır. Parçaların birleşmesiyle yapılan piragua’lar da Avustralya, Sibirya, Kuzey Amerika ve Amerika’nın güney bölgelerinden getirilen ve birbirine dikilen ağaç kabuklarından veya tahtaların birleştirilmesi suretiyle yapılır. Fakat piraguaların en yaygın olanı tek parça ağaç kütüğünden yapılır. Bu çeşit piraguayı daha çok kullanmış olanlar seyir emniyeti bakımından aksaklığını gidermek amacıyla buna parçalar eklemişlerdir. Bu alanda özellikle Polinezyalılar başarı göstermişler, iki piraguayı birleştirerek büyük bir gelişme sağlamışlardır. Ana piragua basit bir tek ve balansiye denen bir yüzdürücüyle de donatılabilir. Bu balansiye genellikle rüzgarın geldiği bordaya takılır, bu suretle de piragua’yı devrilmekten koruyarak suyun yüzeyine oturtur. Bazı durumlarda çifte balansiye kullanıldığı da olmuştur. Bu şekillerden hangisinin daha önce mevcut olduğu bugün hala bilinmemektedir. Fakat balansiyeli piragua, sal veya Çinhindi’nde kullanılan üçüzlü nehir kayıkları örnek alınarak yapılmış olabilir. Piraguaların şekil, boyut ve yelkenleri birbirinden farklıdır.
    Konu 3qq tarafından (16.05.2015 Saat 21:30 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart Cevap: P

    PİRAMİT : 1. Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram.
    2. Mısır firavunlarının mezarlarına verilen ad.
    3. Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı ya da araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları.

    PİRAT i. (fr.pirate). Bir çeşit yelkenli tekne. (Uzunluğu en çok 5 m, genişliği1,61 m, ağırlığı 170 kg, yelkenlerinin toplam yüzeyi 10 m²’dir. İki kişilik mürettebat tarafından yönetilir. Sınıf işareti, bir Kızılderili baltasıdır.

    PİRİNÇ : 1. Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (oryza sativa); bu alaşımdan yapılmış.
    2. Bu bitkinin besin olarak kullanılan tanesi.
    3. Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşımpirinç.

    PİRİT : Çok yaygın olarak bulunan bir sülfür (demir sülfür)
    minerali. Mineralin kompozisyonu FeS 2 'dirpirit
    Pirit kristalleri altın gibi güzel görünümlüdür. Hatta sahte altın olarak da adlandırılırlar. En büyük pirit yataklarına kontak metamorfizmaya uğramış kayaçlarda rastlanır. Pirit kolaylıkla ufalanarak hidratlı demir okside, götite veya limonite dönüşür.

    PİST : Bir havaalanında uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan özel olarak hazırlanmış şeritpist.

    Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer.


    PİSTON : Bir silindir içine hassas olarak uyarak ileri-geri hareket eden silindirik veya disk şeklinde parça. Motor, pompa ve kompresör gibi makinalarda silindirden dışarı uzanan (biyel) piston koluna bağlı olarak kullanılırpiston
    Bir otomobil motorunda yakıt-hava karışımı silindir içinde ateşlendiğinde genişleyen gazlar pistonu aşağıya iterek piston koluna (biyel) bağlı olan krank milini döndürür. Bu buhar makinasında, yüksek basınçlı buhar silindirin bir ucundan girerek pistonu iter. Bu ilerleme hareketi pistona bağlı krank-biyel mekanizması yardımıyla dönme hareketine çevrilir. Bu pompada piston elle veya bir makina ile hareket ettirilerek su veya sıvıların hareket ettirilmesinde veya yükseğe basılmasında kullanılır. Bir kompresörde makina veya motor pistonu çalıştırarak silindir içindeki hava veya diğer gazların daha
    yüksek bir basınçta sıkıştırılmasını sağlar.

    PİŞİRME : Pişirmek işi.
    Arpa, mısır ve patates gibi bazı yemlerin kimyasal ve/veya fiziksel özelliklerini değiştirmek veya sterilize etmek amacıyla sulu ortamda ısıtma işlemi.
    Boyalan, metal yüzeye sürüldükten sonra uygun sıcaklıkta tutup, kurumaları için ısıtma işlemi.

    PİYADE KAYIK Dar ve uzun küçük kayık çeşidi.

    Piyan Bir halatın çımasının açılıp dağılmaması için çımasına ıspavlo veya gırcala ile yapılan bir çeşit düğüm şekli.

    PİYAN BAĞI
    Bir halatin çimasinin açilip dagilmamasi için çomasina ispavlo veya gircila ile yapilan bir çesit dügüm sekli.

    Piyan Kasa Gazla basınç görecek yerlerde kullanılan ve halatın bedeninde doblin yapılıp birleştirildikten sonra üzerine piyan yapılarak meydana gelen kasa. Kuruz Kasa.

    Piyancevizi Gerdelcevizi . Ceviz, bir halatın bir ucundaki kolların açılıp birbirlerine bağlanmasıyla elde edilen bir düğüm çeşididir. Düğümden sarkan halat kolları inceltilerek halatın bedenindeki diğer kolların arasında dikilebilir.
    Cevizin bir diğer anlamı, halat kollarını ayırmadan yapılan top şekilli bir düğümdür.
    Cevizler sırf estetik amaçlı yapılabilecekleri gibi, pratik amaçları da olabilir:
    halat kolların ayrışmasını önlemek,
    halatın ucunu kalınlaştırak delikten veya makara kanalından kaçmasını önlemek,
    halata tutunmaya yardımcı olmak.

    PİYON : 1. Piyon (♙♟, bazı kaynaklarda er olarak da adlandırılır), satranç oyunundaki en zayıf ve sayıca en fazla olan taştır. Satranç bir savaş oyunu olarak düşünülürse piyonlar bu savaştaki en yalın asker olan piyadeyi temsil eder. Satranç oyununda her oyuncu oyuna sekiz piyonla başlar. Bu piyonlar oyuncunun gördüğü taraftan bakıldığında satranç tahtasının ikinci sırasını kaplar. Piyonların başlangıç konumu beyaz taşlarla oynayan oyuncu için a2, b2, c2, d2, e2, f2, g2 ve h2, siyah taşlarla oynayan oyuncu için a7, b7, c7, d7, e7, f7, g7 ve h7 kareleridir. Piyon bir orduda rütbesiz bir askere benzetilebilir.
    2. Bir çıkar sağlamak için yararlanılan, istenildiği gibi kolayca kullanılabilen kimse.

    PLAKA : 1. Kamyon, otomobil vb. kara taşıtlarına takılan numara levhası.
    2. Metal yaprak.

    PLAN : 1: ) Fr. Yapı, makine, bina...gibi yapılacak şeylerin ayrı ayrı parçalarını kağıt üzerinde gösteren çizgilerin hepsi.
    2 : ) Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen


    PLAN ÖLÇEKLENDİRMEK : Gemi modelciliğinde ölçek, modeli yapılacak olan deniz vasıtasının gerçeğine göre ne kadar küçültüldüğünün oranıdır. Ölçeği formül olarak vermek gerekirse,

    Gerçek uzunluk = Model üzerindeki uzunluk ölçek paydası
    Örn: Gerçekteki boyu 9 metre olan bir sandalın modelini yapmak istiyoruz. Eğer ki biz bu sandalı 1/16 ölçekte yapmak istersek yapacağımız modelin boyutu,

    9 = model boyu * 16 Model boyu = 9/16 = 0,5625 mt = 56,25 cm olmaktadır.

    plânet : gezegen.

    plânör : Planör, (Fransızca: Planeur, süzülerek uçmak) üzerinde hiçbir güç kaynağı olmadan uçabilen sabit kanatlı hava taşıtı.

    Kokpiti tek veya çift kişilik olabilir. Vinç sistemiyle ya da bir uçağın çekmesiyle havalanırlar. Belli bir yükseklikte çekici ile bağlantısını koparıp atmosferdeki hava akımlarından yararlanarak uçabilirler. Özellikle düzenlenen yarışmalarda amaç, en kısa zamanda en uzun yolu katetmektir.

    Planörün mucidi 1886 yılında bir deneme uçuşu esnasında düşerek ölen Otto Lilienthal'dır.[kaynak belirtilmeli] Bugün planörcülük birçok ülkede sevilerek yapılan hava sporlarının başında gelmektedir. Türkiye'de de en eski hava sporlarından olup, Planör Uçuş Okulu 1935 yılında açılmıştır.

    Günümüzde kullanılmakta olan planörler kontraplak ve fiberglas gibi çok hafif malzemelerden yapılmaktadır. Dar gövdesi planörün havayı kolayca yarmasını sağlar, kanatları ise kaldırma kuvvetinden daha fazla faydalanabilmek için ince ve uzun olarak tasarlanmıştır. Planörün motoru olmadığından kanat şekilleri havada kalmasına yardım etmelidir

    plânya : Ağaç rendelemekte kullanılan uzun marangoz rendesi

    plâster : Yara üzerine yapıştırılan, genellikle ilâçlıözel bant.

    plâstik : Biçim verilmeye elverişli olan.
    Organik ve sentetik olarak yapılan madde.
    Bu maddeden yapılan.
    Bk. yoğruk

    plâstik sanatlar :Plastik sanatlar, kalıplanabilen veya şekil verilebilen (plastik niteliğe sahip) boya, kil, alçı gibi malzemelerin uygulanmasıyla oluşturulan resim, heykel, çizim, vb. sanat dallarının tümüne verilen genel addır. Bu kavram günümüzde görsel kültür olarak da kullanılmaktadır.

    Hartmann'a göre sanat dalları dörde ayrılır;

    Grafik
    Yazı sanatı
    Resim
    Heykel
    Hartmann, resmi plastik sanatlardan ayrı tutmuştur. Bunun nedeni, resmin iki boyutlu olmasıdır. Plastik sanatlar ise üç boyutludur. Bir sanatı plastik olarak kabul edebilmek için onun her cephesinden seyredilebilir olması gerekir. Sanat nesnesi olarak kabul edilen objenin sağından, solundan, önünden, arkasından, üstünden, altından bakılabilmeli. Bu açıdan baktığımızda resim, fotoğraf, grafik, hat, minyatür, tezhip, vb sanatlar plastik sanatlar içersine girmez.

    PLASTİK :

    PLASTİK GEMİ : Bkz .. http://www.modelteknikleri.com/deniz...html#post96543

    plâstik tutkal : Mobilyacılıkta kullanılan ağaç yapıştırıcı.
    Polivinilasetat (p.v.a.) dan hazırlanan ve mobilyacılıkta kullanılan ağaç yapıştırıcısı.

    plâtform :

    plâzma :

    Poca Bir geminin başını rüzgardan açmak için komuta makamınca kullanılan bir tabir.

    Pokruva Grandi ana direğinin gerisinde bulunan yan yelkeni.

    Pokruva Bumbası Pokruva yelkeninin altabaşo yakasını gerip açmaya yarayan güverteye paralel seren.

    Pokruva Bumbası Dikventosu Pokruva bumbasını güverteye paralel tutan ve bumbanın cundasından ana direğe alınan sübye donanım.

    Pokruva Giz Çördekleri Pokruva yelkeninin kandilisası.

    Pokruva Gizi Pokruva yelkeninin açıldığı grandin ana direği üzerindeki yarım seren.
    poligon .

    polisaj .

    poliüretan .

    POLİSAN : Bkz . http://www.modelteknikleri.com/malze...az-tutkal.html

    POLYESTER : Polyester, polimerlerin bir kategorisi veya daha özel olarak ana bağları içinde ester fonksiyonel grupları içeren yoğuşma polimerleridir.Polyesterler doğada bulunmasına karşın, polyester genel olarak tüm polietilen tereftalat ve polikarbonat içeren sentetik polyesterlere ait geniş bir aileyi belirtir. PET, termoplastik polyesterlerin en önemlilerinden biridir.

    İlk sentetik polyester olan gliserin ftalat su geçirmezlik özelliği elde etmek için I. Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır. Doğal polyesterler 1830’lu yıllardan beri bilinmektedir. Polyester kelimesinin yaygın kullanımı polyester liften gelen kumaşı belirtir. Polyester giysiler, doğal liflerle karşılaştırıldığında, daha az doğal hissedilir. Polyester lifler sıklıkla pamuk lifleri ile beraber , daha iyi özelliklere sahip giysiler üretmekte kullanılır.
    Bkz : http://www.modelteknikleri.com/prati...html#post42421

    POLYESTER MACUNU Bkz .http://www.modelteknikleri.com/malze...macunu-hk.html

    pomel mentese .

    pompa .

    Ponton
    : Köprü dubalarına verilen isim.Bu dubalar biraraya getirilerek tekne şeklinde taşımacılık veya gemi bordalarında çalışma amacıyla kullanılır.

    PONTON : Dikdörtgen şeklinde altı ve güvertesi düz bir taşıt aracıdır. Aynı zamanda geçici iskele görevinde de kullanılır. Bk. BARÇ, DUBA, LAYTER, MAVUNA, ŞAT.

    PONTONLU MAÇUNA veya PONTONLU BARÇ PONTON BARÇ Pontonlardan oluşan ve kendinden tahrikli maçuna/barç. Bk. WARPING TUG.

    ponza .

    porselen .

    Porsun Harp gemilerinde sabit ve hareketli armalar ile makara demir zincir yelken işlerinde ve bunlara ait ambarların istiflerinde kullanılan ve arma doldurmak hizmetlerinde çalışan personel.

    Porsun Ambarı Gemicilikle ilgili alet, malzeme ve diğer malzemelerin muhafaza edildiği ambar.

    Porsun Çakısı Gemici çakısı

    portatif .

    portbagaj .

    portmone .

    Portolon Bir limanın veya herhangi bir koyun büyük ölçekte yapılmış haritaları.

    portre .

    PORTUÇ Alet edevat veya boya gibi sair seylerin saklanmasi için kullanilan dolap veya kamara gibi yerler.

    poset .

    post it :

    POSTA : BKZ : http://www.modelteknikleri.com/omurg...intim-var.html

    POSTA 1) Haber taşıyan veya emirleri ileten kişi, 2)Üzerine kaplama tahtalarının [veya saçların] tespit edildigi agaç veya maden egriler [kaburga]

    Posta Üzerine kaplama tahtalarının [veya saçların] bağlandığı ağaç veya maden eğriler [kaburga]

    Posta Çantası Seyir halinde iken iki gemi arasında evrak, mesaj alma/verme amacıyla kurulan donanım

    POSTA GEMİSİ Posta bu gemilerle taşındığından eskiden yolcu gemilerine verilen isim. // Posta taşıyan gemi, tekne.

    posta treni .

    POSTA VAPURU Posta taşıyan gemi.

    POSTA YOLCU VAPURU Posta seferi yapan ticaret gemisi.

    POSTPANAMAX Konteynerlarda 3999 TEU üstü kapasiteye sahip gemi tipidir

    potansiyel farki .

    potasyum .

    Poyraz Kuzey-doğudan esen rüzgar

    pozitif .

    pozitif elektrik
    .
    Praçol Kemereleri alabandalara bağlayan ve muhtelif şekillerde yapılan ağaç veya madeni levhalar.

    pratiklesme .

    PRE-DREDNAUGHT/ DREDNOT HMS Dreadnaught’tan önce inşa edilen ona göre zayıf olan, 12, 8, 6 inch’lik topları olan muharebe gemisi. Dretnot Öncesi.

    pres .

    priz .

    proje .

    projeksiyon .

    projektör .

    prospektüs .

    PROTEZ : Protez, eksik olan vücut uzuvlarını taklit edecek şekilde yapılmış aygıtların genel adıdır.
    Yaralanmalar, tümör cerrahileri, kangren, iltihap ve benzeri organ hasarları sonucu vucudun geri kalanının sağlığını korumak amacıyla hasar gören organ çıkartılır. Bu organın fonksiyonunu ve şeklini taklit eden protezler bu organdan geriye kalan vücut boşluğuna yardımcı materyaller kullanılarak takılır.Protezler yerine uygulandıkları bölgeye göre adlandırılırlar. Çene-yüz protezleri, diş protezleri, kol, el, bacak protezleri, kulak protezleri, saç protezleri, göz protezleri gibi.
    Çoğu protez organın fonksiyonunu ve görünümünü tam olarak taklit edemez ancak bir dereceye kadar yardımcı olabilir. Ancak yine de protez yapımı ile hastanın psikolijisi bir nebze düzelir.
    Protezler kauçuk, vinil, akrilik, porselen, titanyum, altın ve benzeri çeşitli maddelerden yapılır.

    PROXXON : http://www.modelteknikleri.com/elekt...html#post97062

    PROVA YAPMAK : 1. gözden geçirmek 2. denemek

    PRUVA Bir teknenin ön tarindan ileri istikameti.

    PRUVA DIREGI Birden çok direkli teknede ba taraftaki ilk direk.

    PRUVA İSTİKAMETİ Herhangi bir anda gemi pruvasının bulunduğu istikamet.

    PRUVA KÜREĞİ Filikalarda pruvacıların çektikleri kürekler. Bu kürekler filikadaki mevcut küreklerin en kısasıdır.

    PRUVA SİVİRYASI Filikalarda baştan ikinci oturakta kürek çeken kürekçilere denir.

    PRUVACI Filikalarda baştan birinci oturakta kürek çeken personel.

    PRUVADA Denizdeki bir cismin veya geminin veya karadaki belirli bir maddenin pruva veya pruvaya yakın bir yerde bulunması.

    PRUVASINDAN ESMEK : Bir kimsenin diğer bir kimseyi yok yere tenkit etmesi ve hoşlanmadığı bir şeyi kızdırmak maksadıyla inadına yapması anlamında gemiciler arasında kullanılan bir tabir

    PUL : Balık pulu - balıkların derisini kaplayan kısım.
    Posta pulu - posta gönderilerinde posta ücretinin ödendiğini göstermek amacı ile kullanılan bir tarafı yapışkanlı kâğıt etiketlere denir.
    Cıvata pulu, rondela - Cıvata başının bağlandığı yüzey üzerinde tahribat yapmasını, temas yüzeyini genişleterek engellemeye yarayan parça.

    PULCULUK : pul derleyiciliği ya da derleyenlere satma işi, filateli.

    PUNTEL Güvertenin kuvvetlendirilmesi için alttan dikine konan destek veya güverte üzerindeki vardevelalarin tutmak için güverteye dik olarak konulan demir çubuklar.Tehlike sınırlarını belirtmek üzere küpeşteler hizasına ve diğer yerlere konulan dikmeler.
    bkz: http://www.modelteknikleri.com/akses...el-yapimi.html
    PUNTEL ISKAÇASI Puntellerin yerlerine oturmaları için güverteye konulan oyuk kısımlar.

    PUPA Geminin tam arka tarafı, Kıç bodoslamanın baktığı yön.Bir teknenin kıç tarafından geri istikameti.

    PIPADA Geminin kıç tarafının ilerisinde olan birşeyi belirtmek için kullanılan terim.

    PUS Hava içindeki su buharının, nem'in fazla olması sebebiyle görüş mesafesinin çok az olduğu hava durumu. Madeni halatların ölçü birimi. 1 pus: 2.54 cm.

    PUSLA KARTI Pusla ibrelerinin üzerine oturtulmus derece veya kerte taksimati bulunan daire seklinde bir karttir.

    PUSLA MIHVERI (MİLİ) Pusla kartının serbestçe dönebilmesi için merkezinin oturduğu ucu sivri bir iğnedir.

    PUSLA TASI Miknatisi puslalarda pirinç veya bakirdan yapilmis (manyetik etkisi olmamasi için) yarim küre biçiminde içi bos bir tastir.

    PUSLU Havanın görüşe mani olacak derecede, sisli olması

    PUSULA Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alıp mevki konmasına yardım eden mıknatısı veya cayro devvaresi ile çalısan seyir aleti.

    PUSULA DOLABI Pusulaların üzerine oturtulduğu ve üzerinde gerekli tashih çubuklarının bulunduğu sehpa. Pusula Sehpası da denir.

    PUSULA EKSENİ (mihveri) Pusula kartının merkezinin oturduğu ucu sivri bir iğnedir.

    PUSULA GÜLÜ Haritalara basılmış ve o bölgenin magnetik sapmasını ve hakiki kuzeye göre yıllık azalıp çoğalmasını gösteren dairevi şekil.

    PUSULA HEDEFESİ : Kerteriz almak için pusula tası üzerine oturtulan ve mıknatısi olmayan madenlerden yapılmış ve üzerinde aynası ve kerteriz levhası bulunan alet.

    PUSULA KARTI : Pusula ibrelerinin üzerine oturtulmuş, derece veya kerte taksimatı bulunan daire şeklinde bir karttır.

    PUSULA SUYU : İçinde %45 alkol ve %55 saf su bulunan karışım. Yeni pusulalarda karışım yerine Varsol denilen bir çeşit yağ kullanılır.

    PUSULA TASHİHİ : Pusuladaki arizi sapmaları asgari dereceye indirmek için pusula dolabı üzerinde bulunan mıknatıs çubukları ve küreler vasıtasıyla yapılan düzeltme. Bu düzeltme için sahillere tesis edilmiş özel konumlu direklerden yararlanılır.

    PUTA Yerine koymak, donatmak (puta kürek).

    PUTA KÜREK Kürekleri iskarmozlara yada lumbarlara teknenin baş ve kıç hattına dikey, palaları su yüzeyine paralel konumda kürek çekmeye hazır bekleme işi ve kumandası..

    PUTA KÜREK : Hisa durumunda olan küreklerin palalarını suya paralel olacak şekilde filikanın bordaları istikametinde indirmek için verilen komut.

    PÜRMEÇE DEMİRİ : üzerinde yatan bir gemiyi istenilen tarafta sabit tutmak için geminin kıç tarafından zincire verilen halat

    PÜRMEÇE TUTMAK : Denizli havalarda demirli bulunan bir gemiye yanaşan araçlara sakin su sağlamak ve gemiye giriş çıkışını kolaylaştırmak için pürmeçenin zincire kilitlendikten sonra zincire bir miktar kaloma verilmesi suretiyle geminin rüzgar üstü bordasının deniz ve rüzgarın geldiği tarafa doğru çevrilmesi işlemi.

    PÜRTÜRLÜ : Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur.
    Engel, güçlük.

    PÜSKÜRME : Sık ve tek tek benekler durumunda.
    Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması, indifa.
    Püskürmek işi.

    PÜSKÜRTME : Sulu boya püskürterek çeşitli tonlarda yüzeyler elde etme tekniği veya bu teknikle yapılmış resim.
    Püskürtülerek yapılmış.
    Sıçramış, fırlamış
    Püskürtmek işi.
    (Resim) Bir püskürtücü ile suluboya püskürterek ara değerlerde yüzeyler elde etme tekniği; bu teknikle yapılmış resim.

    PÜSKÜRTMELİ YAZICI : Bu tip yazıcıların çalışma ilkesi genel olarak nokta vuruşlu yazıcılar ile aynıdır. Vurma noktalarının yerini yüksek hızla baskı ortamına püskürtülen boyar madde alır. Yarı iletken teknolojisindeki gelişmeler bu tür yazıcıların baskı çözünürlüğünü yüksek düzeylere çıkarmıştır. Günümüzde en yüksek baskı çözünürlüğüne sahip yazıcılar bu tür yazıcılardır. Bu tür yazıcılar diğerlerine göre oldukça sessiz ve daha küçük yapıdadırlar. Bu tür yazıcılarda, matris biçiminde düzenlenmiş çok sayıda püskürtme memesine sahip olan yarı iletken baskı kafaları kullanılır. Kullanılan püskürtme yöntemine göre; piezoelektrik, ısıl ve sürekli türleri vardır.

    PÜTÜRSÜZ : Düzleştirmek, düzlemek, düzeltmek, kolaylaştırmak, yumuşatmak, sakinleştirmek, sakinleşmek, süt liman olmak
    Konu 3qq tarafından (02.12.2014 Saat 15:52 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •