Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: O

  1. #1
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart O

    TERİM . AÇIKLAMASI

    O (Oscar) : Uluslar arası işaret sancaklarından O harfi Denize adam düştü anlamına kullanılır.

    OBECHİ : Yumuşak, açık sarı, açık grenli, dayanıklı Batı Afrika’nın geniş bir ağacıdır. Obechi, çalışmaya çok elverişli, (balsanın aksine) çivileri tutar, az kırılgan, balsa’ya kıyasla çok tercih edilir. Dolayısıyla dışı boyanacak veya başka bir ağaçla kaplama yapılacak tekne sarmalarında idealdir. Hemen hemen tasavvur edilebilir boyutların hepsinde çıta olarak kullanılabilir, Ucuzdur.

    OBJE : Nesne Görülebilen veya dokunulanilen herhangi bir şey. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her türlü cansız varlık, şey, obje denir.

    OCAKLIK DEMİRİ : Bir tarafında iki demir bulunan demirlerden, kıça doğru olan ve göz demirinin gerisinde bulunan ve göz demiriyle aynı özellikte olan yedek demir.

    ODAKLANMA : Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma.

    ODUN : Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı.
    Yanma ısısı ve nemine göre 1674-3349 cal/g arasında değişen, kağıt yapımında, yapılarda, mobilyada, damıtmada, özütlemede, metanolde, kontrplak, rayon, selefon imalinde ve yakıt olarak kullanılan, %67-80 hemiselüloz ve %17-30 lignin ile az miktarda reçine, şeker, su ve potasyum bileşiklerinden oluşan karışım.

    ODUN KAYIĞI : Odun taşımakta kullanılan büyükçe tekne.

    OECD : İktisadî İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı: ABD, Avustralya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, F. Almanya, Hollanda, İrlanda, İtalya, İngiltere, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Japonya, Kanada, Kore Cumhuriyeti, Lüksemburg, Macaristan, Meksika, Norveç, Polonya, Portekiz, Türkiye, Yeni Zelanda, Yunanistan (29 Ülke)

    OFFSHORE GEMİLERİ : İkmal gemileri, römorkör-ikmal gemileri, acil müdahale gemileri, personel taşıyıcı tekneler, araştırma gemileri, platformlar ve destek gemilerinin genel adıdır.

    OFSET : Ofset baskı, 1904 yılında, Amerikalı Ira W. Rubel tarafından bulunmuş, genellikle (teneke ofset hariç) kâğıt yüzeyine baskıda kullanılan baskı tekniği. Günümüzde kitapların, gazetelerin, dergilerin, broşürlerin, faturaların, kartvizitlerin ve karton ambalajların basımında kullanılır.
    Ofset ismi dilimize ingilizce de "OFF-SET" kelimesinden geçmiştir. Sırasıyla Mürekkebin endirek yolla kauçuk vasıtasıyla kağıda geçmesi demektir. Her türlü belli gramaja kadar Kağıt nevi materiyal üzerine baskı sonucu alması mümkündür.Ofset sistemi aslında taş baskı sistemine benzer, ancak kalıp üzerindeki yükseklik farklarından yararlanmaz. Kalıp yüzeyi düzdür. (Yüzey üzerinde çok küçük bir emülsiyon tabakası kalınlığı farkı vardır ancak bu kalınlık görüntü oluşturmada etkin değildir) Kalıp yüzeyinde emilsiyon olan yani basılacak alanlar ve emilsüyon olamayan basılmayacak alanlar vardır. İş olan yani basılacak alanlar emilsüyon tabakasıyla kaplıdır. İş olmayan alanlarda ise emilsüyon tabakası yoktur. İş olan yerler mürekkebi, iş olmayan yerler ise gren çukuru denilen mikrometrik gözenekler ile suyu tutar. Burada su ve mürekkebin birbirine karışmaması prensibinden faydalanılır. Böylelikle iş olan yerlerde bulunan mürekkep baskıyı gerçekleştirir. Diğer boş alanlarda gren çukurları su ile dolu olduğu için mürekkebi iter ve o bölgeler baskı uygulayamaz.
    Kalıp hazırlama[değiştir | kaynağı değiştir]Günümüzde artık kalıp aşamasında ara eleman olan film ve aydınger kalkmış ve dolaysız olan bilgisayardan kalıba pozlandırma Computer to plate (CTP) tekniği kullanılmaktadır. Ofset baskı için kalıp hazırlamanın temel mantığı, baskı yapılacak alanların görüntüsünün kalıp üzerine aktarılmasıdır. Filim kullanılan sistemlerde: Bu işlem için kullanılan filmde basılacak alanlar ışığı geçirmeyecek şekildedir. Baskı sırasında mürekkep tutmayacak alanlar ise şeffaftır ve pozlama ile ışığa maruz kalırlar. Alüminyum kalıpta ışıktan etkilenen alanlar çürüyerek banyo sırasında atılırlar. Bu alanlarda suyu tutan gözenekler (gren çukurları) açılır.Ofset Baskı sisteminde suyun boş alanlarda tutunmasının nedeni; bu bölgelerin üzerinde suyu tutan mikro gözeneklerin olmasıdır. Mürekkebin tutunduğu alanlar ise son derece düzdür ve bu yüzeyde su tutunamaz. Ofset baskı sisteminde üç silindir vardır. Bunlar kalıp silindiri, Blanket silindiri ve Baskı silindiridir. Kalıp kazanın üzerinde kalıp bulunur. Kalıp döndükçe mürekkep ve nemlendirme merdaneleriyle temas eder. Kalıp üzerinde görüntü düzdür. Blanket merdanesi üzerinde esnek kauçuk bulunur. Baskı, kalıbın baskı meteryaline değil kauçuğun baskı meteryaline temasıyla sağlanır. Kauçuk üzerinde görüntü tersttir. Baskı meteryali blanket ve baskı kazanları arasından geçer ve baskı gerçekleşir.

    OĞLAK DÖNENCESİ : yeryüzünün güney yarım küresinde Ekvator'un 23° 27' güneyinden geçtiği varsayılan enlemdir. 21 Aralık'ta güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne dik gelir. Buna bağlı olarak:
    Kuzey yarımkürede kış mevsimi güney yarımkürede ise yaz mevsimi yaşanır.
    Bir noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artar gecelerin süresi ise kısalır.
    Güney yarımkürede en uzun gündüz en kısa gece yaşanır. Kuzey yarımkürede ise tam tersidir.
    Oğlak dönencesine güneş ışınları dik açıyla geldiği için gölge boyu sıfırdır.
    Bu tarihten sonra güneşin dik açısı kuzeye doğru kaymaya başlar.
    Bu tarihten sonra Güney yarımkürede gündüzler kısalmaya geceler ise uzamaya başlar.
    21 Mart günü ise dik açı artık 0° enlemi olan ekvator üzerindedi

    OHM : Elektriksel aygıtları içeren elektrik devreleri birbirlerine iletkenlerle bağlanır.(Basit kombinasyonlar için elektriksel devreler maddesine bakın.) Yukarıdaki diyagram yapılabilen en basit elektrik devrelerinden biridir. Batarya gibi bir elektriksel aygıt içinde + ve - terminalleri bulunan bir çemberle gösterilir. Diğer aygıt zig-zag şeklinde resmedilir ve arkasına R harfi konur ve direnç olarak adlandırılır. Gerilim kaynağının + veya pozitif ucu direnci önemsenmeyen bir iletkenle direnç uclarının birine bağlanmıştır. Bu iletkenden geçen akım I ve ok işareti akımın yönünü gösterir. Direncin ikinci ucu başka bir iletkenle voltaj kaynağının - ucuna bağlanır. Bu form kapalı devredir. Çünkü gerilim kaynağının bir ucundan çıkan akım diğer ucuna dönmüştür.Gerilim negatif yüklü elektronların iletken boyunca hareket ettiği bir elektriksel kuvvettir. Akım elektron akışına ters yönde akar ve direnç akıma karşı gösterilen zorluktur. Ohm Kanununda bahsedilen 'iletken' üzerinde gerilimin ölçüldüğü bir devre elemanıdır. Dirençler elektrik şarjının üzerinden yavaçca aktığı iletkenlerdir. 10 megaohmluk bir dirençe sahip olan bir iletken 0,1 ohmluk bir dirence sahip olan iletkene göre daha zayıf bir iletkendir ve iyi iletken sayılmaz. (Yalıtkan maddelere bir gerilim uygulandığında akımın geçmesine izin vermezler.)

    OJE : Oje, el ve ayak tırnaklarına sürülen lakedir

    OKALİPTÜS : mersingiller (Myrtaceae) familyasından birçok türü bulunan geniş bir ağaç (nadiren çalı) cinsi.Türleri Avustralya'nın ağaç florasında egemendir. Çoğu Avustralya'ya özgü olan, 700'den fazla türü mevcuttur; bazı türler de Yeni Gine ve Endonezya'da bulunur. Kıtanın neredeyse tüm bölümlerinde bulunan okaliptüs, Avustralya'daki her türlü iklim koşuluna adapte olmuştur. Okaliptüs dünyanın en uzun boylu ağaçlarından olup 100 metrenin üzerinde boya sahip bireyleri olduğu bilinmektedir. Uzun ve iri gövdeleri sayesinde diğer ağaç türlerinden farklı olarak yetişkin bir okaliptüs ağacı bünyesinde 200 ila 1000 litre su bulundurabilir. Bu özelliğinden dolayıda bazı bataklık alanlara dikilerek o bataklık kurutulabilir.

    OKKA : İlk çağlardan beri Ön Asya ve Ortadoğu ülkelerinde kullanılan eski bir ağırlık ölçüsü birimi


    OKSİJEN : Lİ . SU : Oksijenli Su antiseptik (mikropları öldürücü veya gelişmelerini önleyici) bir solüsyondur. Oksijenli Su antiseptik etkisini dokulara uygulandığında ani oksijen açığa çıkmasını sağlayarak gösterir. Ayrıca yara üzerine uygulandığında gösterdiği köpürtücü etkisi nedeniyle yara temizlemede de kullanılır. Yaranın iltihap ve doku parçalarından temizlenmesini sağlar. Oksijenli Suyun hafif kanama durdurucu etkisi de vardır.
    Oksijenli Su aşağıdaki durumlar ile ilgili bir solüsyondur:
    cilt üzerindeki yaraların temizlenmesi;
    cilt üzerindeki yara ve sıyrıkların dezenfeksiyonu*;
    küçük çaplı bölgesel kanamaların durdurulması;
    mumlaşmış haldeki kulak kirlerinin temizlenmesi;
    yapışkan kan lekelerinin temizlenmesi, ağartılması;

    OKSİJEN KAYNAĞI :oksi-gaz yani halk tabiriyle oksijen kaynağı yakıcı gaz olan oksijen kaynağı ile yanıcı gazların ( asetilen , propan , Lpg) üfleç ucunda birleşmesi ile oluşan kaynak aleviyle metalleri birleştirmeye oksigaz kaynağı denir
    oksi-gaz denilmesinin sebebi ise oksigaz kelimesinde oksi kelimesi oksijen(yakıcı gaz) , gaz kelimesi ise yanıcı gazlardır oksijen kaynağında oksijen gazı değişmezken yanıcı gazlar değişebilir

    OKSİT : Oksit, içeriğinde en az bir adet oksijen atomu ve en az bir adet başka element içeren bileşiklere verilen genel isimdir.Lavoisier'in geliştirdiği kimyasal adlandırma kurallarına göre oksijenle birleşen elementin adından sonra oksit ifadesi eklenir.CuO=Bakır oksit gibi...Ancak bazı istisnalar söz konusu olabilir, örneğin OH- iyonunun adı hidroksildir,ancak OH- iyonu başka bir elementle birleşirken hidroksit (hidrojen oksit) adını alır.NaOH=Sodyum hidroksit gibi..

    OKSİTLENME : oksijenle olan yanmaya verilen ad. Oksitlenme ısı ve ışık gösterisi halinde çok şiddetli olabileceği gibi (buna çabuk oksitlenme denir). Bu gösterileri vermeden yavaş da olabilir (buna yavaş oksitlenme denir).Oksitlenme veya oksidasyon maddelerin oksijenle reaksiyona girip değişik özellikler kazanmasıdır demirin paslanması bir çeşit oksitlenme işlemidir. Oksitlenme, nemli ortamlarda normaldekinden daha hızlı gerçekleşir. Kurtulmak için oksitlenmiş bölüm kazınarak (zımpara, vs) paslı bölgenin altına oksitlenmeyen bir element (krom, gümüş, altın, vs) sürülür. Oksitlenme işlemine oksidasyon da denir.

    OKTAN : Oktan sayısı, teknik anlamıyla, benzinin vuruntu kalitesinin değerlendirilmesi için kullanılan bir ölçüttür. Bir yakıtın oktan sayısı, yanma kalitesinin ve özellikle de zor koşullara dayanma yeteneğinin ölçüsüdür. Araç performansının düşmesinden ve motorun hasar görmesinden kaçınmak için benzinin motora uygun bir oktan kalitesine sahip olması gerekmektedir. Motorlarda kullanılacak benzin, motorun yapısına ve teknolojisine göre seçilir. Oktan sayısı ölçümleri iki şekilde yapılır.Araştırma Oktan Sayısı {ing. RON-Research Octane Number): Bu değer, motorun yüke binmediği ve düşük devirlerde çalıştığı durumdaki vuruntu ölçümüdür.Motor Oktan Sayısı (ing MON-Motor Octane Number): Motor zorlandığında, yük altında olduğu andaki vuruntu ölçümüdür.Birçok ülkede benzinlerin vuruntu özelliği sayısı, yani gerçek oktan sayısı, yukarıdaki iki değerin toplanarak ikiye bölünmesiyle elde edilir

    OKYANUS İSTASYON GEMİSİ : Bir okyanus istasyonunda görevli gemi.

    OKYANUS RACERİ : Uzun mesafe yarış yatı.

    OKYANUS TAZISI : Süratli yolcu gemisi.

    OLAFİN : Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı.

    OLTA : Olta; genel anlamıyla iğne, beden ve yardımcı malzemelerin bir araya getirilmesiyle hazırlanan ve balık tutmaya yarayan düzenek.[1][2] Daha özel anlamıyla ise mantara, kasnağa veya makaraya sarılı, olta takımının elde bulundurulan, kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısmıdır.[1] Anlam ayrımını sağlamak amacıyla olta düzenekleri olta balıkçıları tarafından genellikle olta takımı, olta seti gibi tamlamalarla anılır.

    OLTA BAĞI : Bir daha çözülmesine gerek duyulmayan halatların birbirine bağlanması için yapılan bağ.

    OLTA SANDALI : BKZ. http://www.modelteknikleri.com/2014-...a-sandali.html

    OLTA SANDIĞI YAPIMI :

    OLTA SÜRÜKLEYEN : Sürükleme olta ile*balık tutan balıkçı teknesi.

    OLTA TEKNİKLERİ : http://www.oltateknikleri.com/

    OLTU TAŞI : Oltu taşı genellikle siyah, koyu kahve, sarı, nadiren de gri ve yeşilimsi renktedir. Bir karbon bileşenidir. Çoğunlukla siyah renkli olanı tercih edilir. Genelde bayan takıları ve tespih üretiminde önemli bir yere sahiptir. Yüzyıllardan beri yörede genellikle tek kişilik ve babadan oğula geçen ev-atölyelerde el ve küçük çaplı aletler marifetiyle ürünler üretilmektedir.

    OLUK : Halatların dil üzerine rahatça oturması için dil üzerine açılan yarım yuvarlak oyuk.

    OM : Kemiklerin toparlak ucu. 2. ) Elektrik direnç birimi

    OMURGA : . Bir teknenin postalarının üzerine oturtulup baglandıgı ve bastan kıça kadar devam ettigi agaç/madeni parçalardır. Genellikle küçük teknelerde yekpare olur.
    bkz : http://www.modelteknikleri.com/omurg...ttom-flat.html.

    OMURGA AŞOZU : Kaplama tahtalarının omurgaya girmesi için omurga üzerinde açılmış olan girintiler.

    OMURGA HATTI Gemi ve deniz araçlarının baş ve kıç bodoslamalarını birleştiren ve omurga ile aynı düzlem üzerinde bulunan hat.

    OMURGA PABUCU :

    OMUZLUK ( BAŞ -KIÇ ) Teknenin baş ve kıç tarafında sancak ve iskele tarafında 45 derecelik nisbi açı içindeki bölüm veya yön.

    OMUZLUK : Teknenin bas ve kiç tarafindaki 45 derecelik açi civarindaki istikamet.

    OMUZLUK : Borda kaplamalarının baş ve kıç bodoslamalara doğru eğimlenmeye başladığı yer ile bodoslamalar arasında kalan kısım.

    OMUZLUK RÜZGARI :Kıç omuzluklardan esen rüzgar. Kıç omuzluklardan esen rüzgar.

    ONDÜLE : Dalgalı, kıvrımlı, kıvrılmış.

    ONEJİT : Hidratlı doğal oksit.

    ONİKS : Oniks veya damarlı akik, yarı değerli bir taş türüdür. Oniks ismi Asur dilinde "yüzük, halka" anlamına gelen sözcükten türemiştir. Kuvars'ın kriptokristalin bir türü olan oniks, farklı renklerde birçok katmana sahip olan bir taştır.

    ONS : (sembol oz), bir kütle birimidir. Genellikle yaygın olan"Avoirdupois Onsunu" belirtmek için kullanılır fakat başka ons çeşitleride vardır.Avoirdupois Onsu[değiştir | kaynağı değiştir]1 Avoirdupois Onsu tam olarak 28,349523125 gram'a eşittir.Troya Onsu[değiştir | kaynağı değiştir]Orta Çağ Avrupa'sının önemli ticaret şehirlerinden biri olan Fransa'nın Troyes kentinde kullanılan Troy Ağırlık Sistemi'ne ait ölçü birimidir. Genellikle gümüş, altın ve platin gibi kıymetli metallerin veya elmas, yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılır.Avoirdupois onsunda %9,7 daha ağırdır.1 Troya onsu; tam olarak 31,1034768 gram'a eşittir, ancak bu saf altında olup normal olarak 1 ons = 28,3495231 grama eşittir.

    OOMIAKAS : Eskimo kadınlarının ayıbalığı derisinden yaptıkları kano.

    OPAL : Opal, silis grubundan inorganik madde. Silisin hidratlı ve jelatinli bütün çeşitlerini kapsar.
    Opal bir koloittir; bileşiminde %3 ile %13 su bulunur(SiO2.nH2O); görünümü yağsı veya camsıdır, kırık yüzeyleri kavkıya benzer. Birçok çeşidi vardır, bunlar arasında en tanınmışı asil opaldır. Çok güzel yanar-döner parıltılar verdiğinden mücevhercilikte değerli taş olarak kullanılır. En güzel türleri Macaristan'da çıkarılır. Çok çeşitli ve parlak renklerde bulunduğu için alevli opal, pullu opal, şark opali gibi adlar alır. Meksika'da bulunan bir türü ticarette ateş opali, ballı opal, alev opali adıyla bilinir; kırmızı, turuncu ve bazen Yeşilimsi sarı renkte olan bu opal, ateş kırmızısı tonlarında parıltılar yapar. Diğer opal türleri şunlardır: saydam, yanar-döner, olmayan ve yumrulu yapıda hiyalin; bileşimindeki hidrokarbonlar sebebiyle çeşitli renklerde bulunan çakmaktaşı; yumru veya kabuk şeklinde bulunan kaşolon; hidrofan, menilit, gayzerit veya gayzer silisleri vb.

    OPEC : Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (Organization of Petroleum Exporting Countries): Cezayir, Libya, Nijerya, Endonezya, İran, Irak, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Venezuela (11 Ülke)

    OPERASYON : Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü.
    Cerrahi müdahale, ameliyat.

    OPERATÖR : 1. Ameliyat yapan, uzmanlığı ameliyat yapmak olan hekim, cerrah; basılacak metinleri dizgi makinesinde dizen kimse.
    2. Kimi teknik aygıtları işletenlere verilen ad.
    3. Bilgisayarı çalıştırıp gerekli uygulamayı yapan kimse, işletmenoperatör.


    OPTİMİST : 1. ) Görüşü, yaradılışı gereği her şeyde iyi olanı görme eğiliminde olan, iyimser, nikbinoptimist
    2. ) Optimist. İlk kez 1947 yılında Clark Mills tarafından dizayn edilen optimist, 8 yaşından itibaren, çocukları deniz ve yelkenle tanıştırmak, onlara denizi sevdirmek ve yelken sporunu öğretmek ve 15 yaşına kadar yarışmalarını sağlamak için tüm dünyada rakipsiz şekilde yayılmış ve ISAF tarafından “16 yaş altı sınıfı” olarak resmen kabul edilmiş tek sınıftır.

    2.31 m boyunda,1.13 m eninde ve maksimum 35 kg. ağırlığındaki Optimist sınıfının ilk dünya şampiyonası 3 ülkenin (Danimarka, İngiltere, İsveç) katılımı ile 1962 yılında yapılmış ve bu sayı 2000 yılında yapılan Millenium Worlds’de 58 ülkeye çıkmıştır. Bu katılım bütün yarış sınıfları içinde bu güne dek ulaşılan en yüksek ülke katılım sayısıdır.


    ORAN : ALTIN ORAN : Altın oran, doğada sayısız canlı veya cansız varlıkların şekillerinde veya yapısında bulunan özel bir değerdir. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon'a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan "en estetik" oranı olarak tanımlayanlar da vardır.
    Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve sanatta kullanılmıştır. Altın Oran; CB / AC = ab / CB = 1.618; bu oranın değeri her ölçü için 1.618 dir.

    ORANTI : Matemetikte iki değişken arasında sabit bir çarpan olması haline doğru orantı veya kısaca orantı denilir. İki değişkenin çarpım sonuçlarının sabit olması hali ise ters orantı olarak bilinir.

    ORDİNAT : Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden her biri.
    Düzlemde veya uzayda bir P noktasının {Ox,Oy} veya {Ox,Oy,Oz} kartezyen koordinat sistemindeki ikinci bileşeni olan sayı.Bk. düşey eksenGrafiksel gösterimde kartezyen sistemdeki koordinatlardan y eksenini ifade eden ,iki boyutlu grafikte düşey eksen.

    ORGAN : Canlı Bir vucudun, ve belirli Bir ​​Type of Yapan Sınırları Kesin Olarak belirlenmiş Bölümü, uzuv ettik : Bir Görevi, bir, işiYerine getirmekle yükümlü kuruluş.ÖrgenOrganizma Içinde .Belli Bir göreve Sahip Vucut Parçası VEYA Oluşum, Organa.

    ORGANİZMA : Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet.Herhangi bir canlı varlık.Canlı varlıkAyrı ayrı organlar ile hayalî olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık.Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık.

    ORGANZE : İpek veya keten iplikle dokunmuş, tülbent inceliğinde bir çeşit kolalı kumaş.

    ORİJİN : Matematikte orijin bir koordinat sisteminde eksenlerin çakıştığı noktanın adıdır. En sık kullanılan sistemler iki boyutlu (düzlemsel) ve üç boyutlu (hacimsel) öklidyen sistemlerdir ve sırasıyla iki ve üç dik eksene sahiptirler. Orijin bu eksenlerin her birini pozitif ve negatif yarıları olarak ikiye böler. Böylece noktaların poziyonu sayılar koordinatlarıyla belirtilebilir. Orijin'in koordinatları her zaman tümüyle sıfırdır. Örneğin iki boyutlu bir sistem için (0,0) veya üç boyutlu bir sistem için (0,0,0).

    ORİJİNAL : 1- Özgün 2- Fabrikası tarafından yapılmış olan, taklit olmayan (araç ve gereç). 3- Alışılagelenden daha değişik, şaşırtıcı nitelikte olan

    ORKOZ : . Hızı rüzgarın kuvvetine bağlı olan ters akıntı. Özellikle İstanbul boğazında doğal olarak kuzeyden güneye akan akıntının lodos rüzgarı etkisiyle güneyden kuzeye akması sonucu oluşan akıntı.

    ORKOZ : 2. Akıntının aksi yönünden esen rüzgar etkisiyle akıntı istikametinin aksine doğru giden yüzey akıntıları. Girintili ve çıkıntılı sahillerde bir çıkıntıya çarparak akıntının aksi yönüne doğru akan akıntı

    ORLON : Orlon, görünüşü ipeğe benzeyen ısıyı çok iyi yalıtan sentetik elyaf. Akrilonitrilin (CH2=CH-C=N) polimerizasyonu ile elde edilen akrilik elyafın ticari ismi. İlk defa 1948 yılında akrilik elyaf orlon ismi altında Du Pont de Nemours Company tarafından üretildi ve satıldı. Daha sonra başka isimler altında piyasaya sürüldü. Orlonun başlangıç maddesi; kireç taşı, kömür, petrol ve sudur. Aslında akrilonitrilin başlangıç maddesi asetilendir. Asetilen ise petrolden veya kireç taşından elde edilen karbid'e su etki ettirmekle elde edilir. Asetilene, bakır-I-klorür, amonyum klorür ve hidroklorik asit mevcudiyetinde siyonür asidi (HCN) etki ettirmekle akrilonitril elde edilir. Bu madde, polimerize olmaya çok yatkındır. Orlon erimeksizin 250 °C'de bozunur. Bu bozunma ürünü elyaf, naylon ve perlon elyafı gibi bükülemez. Orlon yumuşak olup, bükülebilen bir elyaftır. Havaya, gün ışığına, birçok kimyasal maddeye dayanıklıdır. Endüstride filtre imalinde birçok giyeceklerin, battaniye, halı ve çocuk çamaşırlarının, çorapların imalatında kullanılır.

    ORSA : 1 Yelkenleri elden geldigi kadar rüzgarin estigi tarafa yaklastirarak seyretmek. (Orsasina seyir)

    ORSA : 2 Yelkenleri mümkün olduğunca rüzgar yönüne yaklaştırarak seyretmek. (Orsasına seyir) (Dar/sıkı orsa)

    ORSA ALABANDA EĞLENMEK : Rüzgarı bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alıp tekneyi yolundan alıkoyup vakit geçirmektir.

    ORSA ALABANDA TRAMOLA : Teknenin basini rüzgara alip bir kuntradan diger kuntraya geçmektir.

    ORSA HALİNDE : Bir teknenin mümkün olduğu kadar rüzgarın estiği yöne yakın seyredişi.*

    ORSA PUPA ÇEMBERI Bumbanin cundasina yakin ve iki tarafinda da mapa bulunan madeni çember.


    ORSA PUPA PALANGALARI : Yan yelkenlerin bumbalarını istenilen istikamette tutmak üzere bir ucu orsa pupa çemberindeki mapaya, diğer ucu küpeştedeki bir yere bağlanan iki adet palanga.

    ORSA YAKASI : 1 Bir yelkenin direk tarafindaki veya rüzgar üstü tarafindaki yakasidir.
    ORSA YAKASI : 2 Dört köşe yelkenlerin rüzgar üstünde kalan, üç köşe yelkenlerin istiralya tarafında kalan yakaları.

    ORSADA KAZANMAK : Bir teknenin orsa seyrinde rüzgar altına az düşerek, istediği tarafa gidişte rüzgar şiddet farklarından faydalanarak açı kazanması.

    ORSADA SEYRETMEK : Seyir istikametinin rüzgarın estiği tarafa doğru olması.

    ORSAYA KAÇMAK Bir yelkenli teknenin devamli olarak bas tutamayip rüzgar üstüne kaçmasidir.


    ORTA : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer

    ORTA SU TROLÜ : Münhasıran göçmen balıkların istihsaline mahsus dibe temas etmeksizin suyun ortasından veya yüzüne yakın kısımdan çekilen trol ağları ve bunlarla yapılan su ürünleri istihsali.

    ORTAK : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar

    ORTAK YAPIM : Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek

    ORTAKLAZ : Dik açı biçiminde ayrıtları olan, billurları parça hâlinde dilinen bir çeşit potasyum feldspat, ortoz.

    ORTALA : Dümen etkisiyle bir tarafa dönen geminin, dönüş hızını kesebilmek yada azaltabilmek için dümen yelpazesinin omurga, baş kıç yönüne alınması için serdümene verilen komut.

    ORTAM :1 . ) Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü 2. )Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım.

    ORYANTAL : Doğu medeniyeti ile ilgili, Doğu medeniyetini hatırlatan.
    Genellikle Doğu ülkelerinde, kadınların tek başlarına ve yarı çıplak olarak müzik eşliğinde yaptıkları, vücut ve göbek hareketlerine dayalı dans.

    ORYANTALİZM : Oryantalizm ya da diğer adlarıyla Şarkiyatçılık, Şarkiyat; Yakın ve Uzak Doğu toplum ve kültürleri, dilleri ve halklarının incelendiği batı kökenli ve batı merkezli araştırma alanlarının tümüne verilen ortak ad. Terim, kimi çevrelerce olumsuz bir yan anlamla 18. ve 19.yüzyıllardaki sanayi kapitalizminin gelişme döneminin zihniyeti tarafından şekillendirilmiş Amerikalı ve Avrupalıların Doğu araştırmalarını tanımlamakta kullanılmıştır. Bu anlamda doğuculuk Aydınlanma çağı sonrası Batı Avrupalı beyaz adamın Doğu hakları ve kültürüne yönelik dışarıdan, ötekileştirici, değilleyici ve önyargı dolu yorumlarına işaret etmektedir. Terimi bu bakış açısından ve olumsuz manada kitaplarında -özellikle de Orientalism (197 kitabında- kullanan en ünlü kişi Edward Said'dir. Bernard Lewis gibi batılı akademisyenler ise Said tarafından kelimeye yüklenen bu olumsuz imaları eleştirmişlerdir.

    OSAMANLI ELÇİ KAYIĞI :

    OSMANLI ÇEKTİRMESİ : BKZ...http://www.modelteknikleri.com/osman...n-timucin.html

    OSMANLI FİRKATESİ Osmanlı donanmasında 16 yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanan bu firkatenin orijinal planına Romanya'da ulaşıldı. Bilgisayar ortamında hata kontrolü yapılarak* orijinali değiştirilmeden ölçekli*model planını çizildi. Tarihi araştırma tamamlandı ve modelin yapımına başlandı. Model aynı anda ilerleyecek şekilde iki adet imal edilmektedir. Yapılan anlaşma gereği modelin bir tanesi temin edilen plan karşılığı Romanya ya gönderilecektir.

    OSMANLI KADIRGASI : BKZ ..Kadırga.. Daha çok Akdeniz'de kullanılan çektiri (çektirme) tipi bir savaş gemisi. İlk olarak 8. yüzyılda Akdeniz'de deniz savaşlarında kullanılmaya başladı. 17. yüzyıla kadar gelişme göstermiştir. Antik çağlardan beri kullanılırdı. Asıl hareket mekanizması kürektir ve yelken buna yardımcı olması için tasarlanmıştır.

    OŞİNOGRAFİ : Denizlerin fiziksel, kimyasal, jeolojik ve biyolojik özellikleriyle, bunlarla temasta olan toprak ve havanın jeolojik, fiziksel ve meteorolojik özellik ve birbirine olan etki kurallarını inceleyen bilim dalı.

    OTO : Otomobil sözcüğünün kısaltılmışı araba, taksi.

    OTOBAN : Karayolununun daha büyük, çift yönlü, ve hız limitinin daha yüksek, özel bazı noktalardan giriş yapılabilen hâli. İkisi de yerleşim birimlerini bağlıyor.

    OTOBÜS : Otobüs, karayolu taşıma yönetmeliğine göre[kaynak belirtilmeli] sürücü dahil 25 kişiden fazla yolcu kapasitesi olan motorlu kara taşıtıdır.Bu aracı kullanacak sürücülerin E sınıfı ehliyete, SRC belgesine sahip olması ve en az 26 yaşından gün alması gereklidir.

    OTOKAR : Toplu geziler için yapılmış büyük otobüs.

    OTOKLAV : Otoklav, basınçlı su buharı ile doymuş bir ortamda 121 santigrat derece sıcaklıkta 15-20 dakikada sterilizasyon yapar. [1] 1879'da Charles Chamberland tarafından icat edilmiştir.[2] Otoklav ismi Yunanca auto- (kendi kendine) ve Latince clavis (anahtar) kelimelerinden türetilmiştir ve "kendinden kilitli cihaz " anlamına gelmektedir.[3]
    Mikropları yok etmek amacıyla laboratuvar ve ameliyathanelerde kullanılır. Aynı zamanda mikropları yok ettiği için meyve ve sebze konservesi yapımında da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Sterilizasyon dışında otocamlarında laminasyon işlemi gibi başka işlemlerde de kullanılabilir.

    OTOMASYON :Bir iş yerinde, iş verimini arttırmak amacıyla makinalaşmaotomasyon
    Otomasyon sonucu emekten tasarruf edilerek, üretimde belli hizmetler makinelere bırakılır. Bu makinelerin kullanılması sonucu üretim, sürekli, otomatik olarak ve herhangi bir müdahaleyi gerektirmeksizin gerçekleştirilmektedir.Otomasyonun avantajları; maliyet düşüşü, kalite artışı, zamandan tasarruf ve iş kazalarının azalması olarak özetlenebilir. Buna karşılık otomasyon sonucu işletmelerin yatırım harcamaları artar ve işsizlik meselesi ortaya çıkar.

    OTOMATİK : Mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten (alet).

    OTOMOBİL TAŞIYICILARI : Ro-Ro?ların bir alt sınıfı olan otomobil taşıyıcıları üretici firmadan yüklemiş olduğu otomobilleri dağıtım firmasına taşımak üzere tasarlanmış gemilerdir.

    OTURAK : Kürekle hareket eden teknelerde kürekçilerin oturarak kürek çektikleri alabandadan alabandaya uzanan tahtalar.

    OTURAK AYAĞI : BKZ. http://www.modelteknikleri.com/gemi-...gi-yapimi.html

    OTURAK PANÇALU : Oturakların alabandaya gelen taraflarını alabandaya bağlayan ağaç veya madenden yapılmış üç köşeli praçollar.(Köşebentler)

    OTURMAK : Bir geminin çektiği sudan az bir suya girmesi, karinası üzerine karaya binip hareketten sarkıt kalması.

    OVALİT : İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.

    OYA : 1. Genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ ya da firkete ile yapılan ince dantel. 2. İnce, güzel, nazik.

    OYMACI : Bir nesnenin yüzeyini özel araçlarla oyarak veya delerek türlü biçimler verme

    OYUNCAK : Oyuncak; genellikle çocuklar tarafından oyun oynarken kullanılan her türlü nesne. Pek çok oyuncak gerçek bir varlığın taklidi şeklindedir; ancak oyuncaklar, çeşitli anlamlar yüklenmiş basit nesneler de olabilir. Örneğin bir çocuk üzerine bindiği bir değneği hayalinde bir ata, elindeki taşı bir otomobile dönüştürebilir. Bunun yanı sıra elektronik ve mekanik parçalardan oluşan, çok karmaşık oyuncaklar da mevcuttur. Oyun ve oyuncağın tarihi insanlık kadar eskidir. Tıpkı hayvanlar gibi, ilk insanlar da muhtemelen doğadaki pek çok nesneyi oyuncak olarak kullanmışlardır. Ancak sırf oyun amaçlı olarak üretilen ilk nesnelerin top, uçurtma ve yoyo olduğu kabul edilir.

    OZALİT : Ozalit, ışığa duyarlı bir kağıt kaplama cinsidir. Yuksek ışık şiddeti kağıda vurdurularak pozlanır. Daha sonra amonyak eklenerek görüntü kağıda sabitlenir. Plan kopya basımında sıkça kullanılmaktadır.

    OZON : Ozon gazı (O3), 3 oksijen atomundan oluşan molekülleriyle renksiz bir gazdır ve atmosferin üst katmanlarında yer alır.Oksijenin allotropudur, trioksijen olarak da tanımlanır. Normal koşullarda atmosferin alt kısımlarında O3 miktarı yaklaşık 0.4 ppm değerindedir.[kaynak belirtilmeli] Bununla birlikte dumanlı sisin olduğu yerlerde ozon miktarı artmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Ozon'un 0.12 düzeyini aşması sağlığa zararlı kabul edilir.[kaynak belirtilmeli] Ozon, gökyüzünün mavi renginin ana sebebidir. Sıvı hâlde lacivert renge dönüşen ozon gazı, Dünya'yı Güneş'ten gelen zararlı morötesi radyasyonuna karşı korumaktadır. Atmosferin üst katmanlarında UV ışınları, alt katmanlarında yıldırım çakması sonucu oluşan elektrik akımının oksijeni parçalaması ile oluşan ozon, havanın temizlenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Ozon gelişmiş ülkelerde gıda tekstil lojistik sağlık sektörlerinde yaygın bir şekilde alternatifsiz dezenfektan olarak kullanılmaktadır.Ham maddesi oksijen olan ozon depolanamayan ve stoklama imkânı olmayan tek gazdır. Ozonun stoklanamamasının sebebi Ozon gazının, bulunduğu ortamın sıcaklığı ile doğru orantılı olarak zamanla ham maddesi olan oksijene dönüşmesidir. Derin cerrahi yaraların tedavisinde etkilidir ve sağlık sektöründe tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bilinçsiz kullanımının başta karaciğer olmak üzere insan sağlığına yan etkileri vardır
    Konu 3qq tarafından (25.05.2014 Saat 10:52 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •