Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: M

  1. #1
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart M

    TERİM AÇIKLAMASI.

    M (Mike) : Uluslar arası işaret sancaklarından M harfi Gemim durdu ve yol yapamıyorum anlamında kullanılır.

    MABA : Güvertedeki suyu sıyırarak kurutmak için kullanılan, ucunda tahta ve buna çakılı bır lastik bulunan, güverteyi temizlemek için kullanılan saplı araç

    MACUN : Hamur kıvamına getirilmiş madde.
    Boyacılıkta çatlak ve aralıkları kapamak, camcılıkta camları tutturmak için kullanılan hamur kıvamında karışım.

    MACUN CEKMEK : Model yapımında boya atmadan önce gerek duyulabilecek kat kat macun uygulama ve zımparalama işlemi.

    MACUNLAMA : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/malze...macunlama.html

    MAÇA Güvertedeki kuvvetli mapalara bağlı bosalık zincir yada halatların çımasındaki özel biçimde yapılmış bir tür kilit. Bu kilidin fora edilmesi kolay olduğu için bir çok kullanım yeri vardır
    Maça Zincirleri bosaya vurarak emniyete almakta kullanılan özel kilit.

    MAÇUNA İkisi kaldırmayı, üçüncüsü de ileri eğimi sağlayan, üç direğin çatılması ile oluşturulan bir kaldırma aracı.350-400 ton arasındaki ağırlıkları kaldırabilen ve bir ponton üzerine konulmuş dikmelerden ibaret bir çeşit vinç.

    MAÇUNA GEMİSİ : Seyyar maçuna. Bk. MAÇUNA.

    MAÇUNA veya MAÇULA i. (ital. macchina’dan). Gemilerde veya rıhtımlarda yük alıp verme işleminde kullanılan, stim veya dizel elektrik enerjisi ile çalışan özel yük kaldırma sistemleridir. // Yüzer vinç. İkisi kaldırmayı, üçüncüsü de ileri eğimi sağlayan, üç direğin çatılmasından oluşan bir kaldırma aracı. Karada olanlara “Sabit Maçuna”, duba üzerinde olana “Seyyar Maçuna” ya da “Maçuna Gemisi” denir ve kaldırma kuvveti kendi makinesi ile sağlanır. // 350-400 ton arasındaki ağırlıkları kaldırabilen ve bir ponton üzerine konulmuş dikmelerden ibaret bir nevi vinç. // Başları dar bir açıyle birbirine çatılmış iki ağır bumba ve bu çatkıyı denize doğru belirli bir eğimde tutacak şekilde geriye uzanmış üçüncü bir ayaktan meydana gelen kaldırma aleti. (Ağır yükleri kaldırmakta kullanılır; kıyıda veya duba üzerinde kurulmuş olmasına göre sabit veya seyyar maçuna adını alır.

    MADDE : Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, özdek . Bir şeyi oluşturan öge.
    .
    MADDİ : Madde ile ilgili, maddesel, manevi karşıtı .Maddeden oluşan. Nesnelerle ilgili olan. Mal, para, varlıkla ilgili olan.
    .
    MADEN GEMİSİ Ambarlarında ağır maden cevheri taşımak üzere özel olarak yapılmış yük gemisi. Maden cevherleri ağır olduğu için, normal bir gemiye yüklenirse, daha ambar hacminin ¼’ü dolmadan, gemi yüklü su çizgisini bulur. Bütün ağırlığın dibe toplanması, geminin açık denizde çok sık ve hızlı yalpa yapmasına yol açar. Bu sebeple maden gemisi, iki yanı boydan boya tank, ortası ambarlar halinde inşa edilir. Böylece ağırlık merkezinin yukarı çıkması ve normal bir gemi dengesinin sağlanması mümkün olur.

    MADENCİ Bk. CEVHER GEMİSİ.

    MADENİ YAĞ- : İşlenmemiş yeryağının ağır molekül yapılı bölümlerinden elde edilen ve kimi katkılarla kullanıma daha uygun duruma getirilen yağlama yağ
    .
    MAESTRO : İtalyanca bir kelimedir.usta, anlamlarına gelir üstad.

    MAGNEZYUM : Atom Numarası 12, atom Ağırlığı 24,30 Yoğunluğu 1,7 income, gümüş renginde, parlak Bir Alevle yanan, Eklendi çok Hafif Bir element (Mg Simgesi).Simgesi Mg, atom kütlesi 24,312, atom Numarası 12, 650 tr, 2, gümüşi beyaz renkte, Nemli Havada kolayca yükseltgenen, kolayca yanan değerliği
    Vücutta Kalsiyum kalp, normal bir fonksiyonu for gereklı income dokusunun eksikliğinde çayır tetanisi Görülen Bir iskelet kaslarıyla, SINIR ettik, fosforla Birlikte Kemik dokusunda Haber ve Alan'ı ettik mineral . Mg, atom Numarası 12, 24.312 income public gümüşümsü metalik elementtir Bir Ağırlığı atomu Sembolü. Tuzları püskürtülen besin, elementi Olup organizmada Eklendi çok sayıda enzimin kofaktörü özellikle fosforilasyona Katılan enzimlerin çoğunun aktivatörüdür.

    MAGTUS : Geminin su kesiminin altında kalan kısmı, karina

    MAHFUZ LİMAN :Bütün rüzgarlara kapalı olup emniyetli liman.

    MAHMUDİYE KALYONU : Osmanlı Donanması'na ait kalyon tipi savaş gemisidir.1829'da, II. Mahmud zamanında mühendis Mehmet Efendi ile mimar Mehmet Kalfa tarafından İstanbul tersanesinde inşa edilmiştir. Padişah II. Abdülhamid zamanında, kızağa çekilerek sökülmüştür. Üç ambarlı 128 toplu kalyon olarak yapıldığı dönemde dünyanın en büyük savaş gemisi olan Mahmudiye Kalyonu, çok büyük bir savaş gemisidir. Okyanuslara hükmeden İngiliz ve Fransız gemilerinden bile daha büyük olan bu gemi Kırım Savaşı'na katılmış ve çok büyük yararlılıklar göstermiştir.Mahmudiye Kalyonu'nun 1:33 ölçekli modeli İstanbul Deniz Müzesi'nde sergilenmektedir.

    MAHMUZ : Eski savaş gemilerinin bazılarında, bodoslamalarının su kesimlerinden aşagı kısımlarına eklenen ucu sivri çelik parça. Eskiden düşman gemilerine kafadan bindirerek batırmayı sağlamak için kullanılırdı.

    MAİL- E-posta : Birisine bir e-posta gönderdiğinize göre bu postanın gideceği bir geçerli adres olmalı. Elektronik ortamda bu adres, "e-mail (e-posta) adresi" olarak adlandırılır. E-posta adresi, çoğunlukla, kişinin kullanıcı numarası ve kullandığı sistemin internet/bitnet vb adresinden oluşur. webmaster@ankara.edu.tr , info@law.ankara.edu.tr, demir@yahoo.com, örnek e-mail adresleridir. Dikkat edilirse adres, @ işareti ile ayrılmış iki kısımdan oluşur. İlk kısım kişinin kendi sistemindeki kullanıcı numarası; ikinci kısım ise, bulunduğu sistemin adresini belirtir. Bazı sistemler ilk kısımdaki kullanıcı numarası yerine başka isimlere de izin verir (aliasing). Bazı farklı ağlarda (Compuserve, UUCP gibi) daha değişik e-posta adresleme formatları vardır.
    .
    MAİMAHREÇ : Deplasman, Belirli bir durumda yüzen bir geminin taşırdığı suyun hacmi,miktarı. Ton olarak yada kübik kadem olarak ifade edilir.

    MAİYET : Görevi olan, vazifeli.

    MAJESKÜL :

    MAKARA : Ağır eşyaların kaldırılmasında kullanılan ve az bir kuvvet sarfıyla çok iş yapmayı sağlayan, iki tabla arasında dönen bir veya daha fazla dil bulunan mekaniki alet.

    Makara Rule :Biri diğerinden büyük olmak üzere yekpare yapılmış iki tornodan ibaret makara.

    Makara Sapanı :Makara tablasını kuşatan ve boğazları piyanbağı ile bağlanmış ve doblin tarafına kanca geçirilmiş olan sapan. Palanga Sapanı da denir.

    Makara Tablası :Makara dilinin içinde döndüğü, makara sapanının geçtiği ağaç veya madenden yapılmış kısım.

    Makara Yanağı :Makara dilinin dış yan yüzü.

    MAKARALI : Makaralı yaylarda Riser(yayın ortası, sporcunun yayı tuttuğu kısım) genellikle alüminyum ve magnezyumdan yapılır. Genellikle makaralı yay riser'ları, sert ve bükülmez olmaları için "6061 alüminyum" adı verilen alüminyum, magnezyum ve silikon alaşımından yapılır.Sistem temel olarak kamlar, kirişler(ipler), ve limbler(riser'ın altına ve üstüne bağlı bulunan tahta, karbon ve fiber gibi malzemelerden üretilen parçalar) üzerine kuruludur. Kamlar, kirişlerin dönerek gerilmesini sağlar, yay gerildiği zaman potansiyel enerjiyi taşıyan parçalar limb'lerdir. Kamlarda ve kirişlerde enerji depolanmaz.

    MAKAS : Makas birbirine bakan yüzeyleri sertleştirilmiş çelikten yapılmış kesici el aleti. Makaslar çeşitli nesnelerin kesiminde kullanılırlar. Örnek olarak : Kağıt, metal levha, kumaş, ip, kablo, saç, yiyecek gibi.Çocukların kullandığı makasların uçları köreltilerek kullanan kişiye zarar vermesi engellenmiştir. Bunun yanında terzi makaslarının bir ucu özellikle sivrilterek kumaştaki dikişleri sökmek gibi kullanım alanları için özelleştirilmiştir.

    MAKET BIÇAĞI : Falçata veya maket bıçağı, metal veya plastik bir koruma sürgüsü içerisinde ileri geri hareket eden ve kilitleme mekanizması ile sabitlenebilen tek tarafı keskin bıçaktır. ekleri ayakkabi imalathanelerinde görülen keskin metal çubuk. deri, kösele ve kauçuk kesmek, rötüslamak için kullanilir. ofis ve kirtasiye ortamindaki versiyonu bildigimiz plastik yapida ve biçagi degistirilebilen halidir. Falçata ismi Türkçeye falcetto (İtalyanca) kelimesinden gelmiştir. Bu isim eskiden kunduracıların deri, kauçuk ve tahta kalıp rötuşları için kullandıkları keskin aletten değişmiştir .

    MAKİNE DAİRESİGemilerde ana makine ve yardimı makinelerin bulünduğu yer. Motorlu gemilerde Motor dairesi de denirGeminin Ana ve Yardımcı makinelerinin bulunduğu bölüm.

    MAKİNE JURNALİ : Gemi ana ve yardımcı makinelerine ait her türlü bilgilerin yazıldığı, makine ve yardımcıların çalışma saatleri ile bunlara ait arızaların nedenleri ve yapılan diğer her türlü işlerin kaydedildiği basılı defter.

    MAKİNE LOSTROMOSU Makine bölümünde makinistlerden sonra gelen ve makine tayfasının başı olan gemi adamı

    Makine Mağazası Gemi makinelerine ait bakım ve onarım malzemelerinin, bir kısım yedeklerinin ve gerekli aletlerinin bulunduğu yer.

    MAKİNE TELGRAFI Gemi ana makinesinin köprüüstünün isteğine uygun olarak istenildiği şekilde çalıştırılmasının sağlanması için köprüüstü ile makine dairesi arasına çekilmiş olan, mekanik veya elektrikli komut verme veya komutu teyid etme aracı. Köprüüstünden verilen sürat kademeleri ile ileri veya tornistan yolları makine dairesine iletmek üzere köprüüstü ile makine dairesi arasında irtibatlı elektriki veya mekaniki olarak çalışan alet.

    MAKİNİST Makinede çalışan ve mühendis olmayan gemi adamı. Çarkçı.

    MAKRO : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı

    MAKSİ : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı.
    Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren

    MAKSİMUM :En büyük, en yüksek, en çok, azami, maksimal.
    Değişebilen bir niceliğin varabileceği en yüksek olan (sınır), azami, maksimal.Bk. dorukEn yüksekVerilen bir durum için elde edilebilecek en büyük değer.

    MALA : Harç alıp sürmeye yarayan, çoğu üçgen biçiminde, yassı, demirden, üstten tahta saplı, duvarcı ve sıva aracı, sürgü.Yanak.Dgr.: anat. malaAz miktardaki harcın karılmasında, istenen yere konmasında ve yüzeyinin düzgünleştirilmesinde kullanılan aygıt.

    MALABOSA : Serenlere sarılı olan gabya yelkenlerinin açılarak ıskotalarının alınması için verilen komut.

    MALAFA : Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti.

    MALİBORDA Ticaret gemileri yük alırken, yükün bordaya zarar vermemesi için bordaya konulan ağaçlar veya branda parçası.

    MALTEPE VAPURU : Bkz .http://www.modelteknikleri.com/malte...pe-vapuru.html

    MANCANAEskiden gemilerde içine içme suyu konulan fıçılar.Gemilerde içlerine içme suyu konulan büyük yassı fıçılar.

    MANCINIK : (Katapult) Orta Çağda savaşlarda ve kuşatmalarda, duvarları hasara uğratmak için kullanılan, bir kol kullanılarak uzak mesafelere fırlatmalar yapabilen kuşatma makineleridir. Katapult adı Yunancada κατα (karşı) ve παλλειγ (fırlatmak) adlarının birleşmesiyle türetilmiştir. Çeşitleri vardır: Trebuchet, Mangonal, Katapult ve Ballista gibi. Mangasına taş, katı demir, katı kurşun, yanan ot, sıcak zift veya lav konulabilir. Ayrıca Grek ateşi de (veya diğer adıyla Rum ateşi de) mancınıkla atılmaktadır. Suda bile sönmeyen Grek ateşi Bizanslılar tarafından İstanbul'un Fethi'nde de kullanılmıştır. Bizanslılar mancınıklarıyla Grek ateşi atmışlar ve Osmanlılara büyük zarar vermişlerdir. Mancınık, MÖ. 5. ile 3. yüzyılda Çin'de icat edilmiştir. Başlangıçta, ok atmakta kullanılan büyük sehpalı yay (kundaklı yay) anlamına gelen mancınık, yıllar sonra kargı, mızrak ve taş atmakta kullanılan makina anlamını taşımaya başladı.Mancınığı ilk kullanan Yunanlılar’ dır.Mancınığın yayı, önceleri boynuzdan yapılırdı. Ama kısa bir süre sonra, bunun, elde kullanılan küçük mancınıklar için yeterli olmasına karşılık, ağır mızrak ve taşları atacak güçte olmadığı anlaşıldı. Yeni silahta, boynuzdan yapılan yayın yerine, iki sağlam ağaç kol takıldı ve yay teli, bu kolların uçlarına bağlandı. Kolların öteki uçları, bükümlerin arasına sokulur, bu düzenek, bir ağaç çerçeve içine takılır, ya çerçeveye sokulan çubuklarla ya da mandallı bir çarkla sıkılırdı.Bir diğer versiyonu mangoneldir; bu silah, merkezinden bir mille hareket eden uzun bir koldan meydana gelmekteydi. Kolun bir ucunda taş atmaya yarayan bir sapan vardı. Öteki ucu ise, çekme halatlarına bağlanıyordu. Atış sırasında birkaç kişi, halatları, hızla çekip, kolu kaldırıyorlardı ve öteki uçtaki taşı atıyorlardı.

    MANDA GÖZÜ : Baş ve kıç bodoslama üzerinde bulunan büyük halat loçaları.

    MANDAR : Yelkenlerin hisa edilmesi (basılması) için kullanılan çelik tel veya halat.

    MANDREL: Mil, fener mili, çıkrık iği, mandrelBir kalıbın yuvarlak çelik göbeği.Mandrel, fener mili, malafa

    MANDREN : Delici iş takımlarının takıldığı, kuvvetli sıkma için tasarlanmış makina parçası. matkaplarda bulunan en bilinenidir

    MANEVRA Gemiye makine, dümen yada yelkenle çeşitli hareketler yaptırmak.Gemiyi idare ederken gerek duyulan hareketler Bir geminin emredilen mevkiyi alması için yapmış olduğu hareket.

    MANEVRA ALANI Bir geminin oturmadan yada başka bir deniz aracı ile çatışmadan seyredebileceği veya manevra edebileceği yeterli deniz alanı.

    MANEVRA ÇAPI Geminin dönüşünde eski rota hattı ile 16 kerte (180 Pusula derecesi) döndüğü zaman aldığı konum arasındaki dikey mesafedir.

    Manevra Levhası Nispi hareket problemlerinin çözümlenmesini kolaylaştırmak için kullanılan basılı kağıt.

    Manevradan Aciz Gemi Seyir halindeyken herhangi bir nedenle seyir kabiliyetini kaybetmiş ve manevra yapamayacak durumda bulunan gemi.
    Manga Gemi personelinin oturduğu, yemek yediği ve yattığı güverte altı bölmeleri.

    MANGASA Ağaç teknelerde güverte altına konulan sağlam kemere.

    MANIKA Bir teknenin alt kisimlarina güverteden asagiya dogru havalandirma için konulan genis
    boru.

    MANİA GEMİSİ /BATIĞI Liman girişi veya kanalını kapamak üzere bilerek batırılmış gemi.

    MANİFESTO :Yük yüklendiğinde ilgililerce kaptana verilen belge.Bu belgede Kaptanın adı, yükleyenin adı, yük hakkında bilgi, markaları, numaraları, miktarı, nereden tüklendiği, geminin tonajı, bağlama limanı, komişmentolar gibi bilgiler gösterilir.

    MANİFOLD : İçinden, yakıt ve su borularının geçtiği ve bunlara ait valfların bulunduğu sandık.

    MANİKA : Gemilerin iç kısımlarındaki kötü havayı çekip, yerine temiz hava vermek üzere üst güvertelere veya lumbuzlara konulan rüzgarın estiği tarafa döndürülebilecek şekilde hareket edebilen ağızları geniş saç borular

    MANİKA Bir teknenin alt kısımlarına güverteden aşağıya doğru havalandırma için konulan geniş boru.
    Manila Halatı Yabani muz ağacı elyafından yapılan bir halat. Çekme gücü diğer bitkisel halatlara göre daha yüksektir.

    Manişka Biri iki, diğeri üç dilli iki makaradan yapılmış olan ve ağır eşyaları kaldırmada kullanılan palangalar.

    MANİVELA :Ağır cisimlerin bir tarafını kaldırmak için kullanılan ağaç veya demirden yapılmış kısa çubuklar.

    MANSAP Nehir ağzı

    MANSAPLAR : Akarsuların göl veya denizlere açıldığı bölgelerde akarsuyun etkisi altında kalan su ürünleri istihsaline elverişli sahalar

    MANŞON : İki boruyu uç uca eklemekte kullanılan özel bağlama parçası. boru uçları manşonun içine girerler

    MANTAR MEŞESİ : Mantar son atmış milyon yıldır Batı Akdeniz çanağında yetişen ve çok tanınmış ismiyle Mantar Meşesi adıyla bilinen (Latince bilimsel ifadesi Quercus Suber) ağacın kabuğuna verilen isimdir.Mantar asla son bulmayan uygulamaları ile mükemmel bir ses, ısı ve titreşim izolasyon ürünüdür.

    MANTAR PANO : Küçük notların raptiyeler ile tutturulduğu büyük not defteri. iş yerlerinin vazgeçilmezlerindendir.

    MANTAR TIPA : Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeylerin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası .

    MANTİ : Gabya serenini kaldırmak üzere gurcatanın altındaki bastikadan donatılan halat yada zincir.

    MANTİKAPAN : Bir çıması palanga takılmak üzere radansalı kasa yapılmış olan bir halatın hareket edebilen bir tek dilli makarayla donatılmış durumu.

    MANTİLYA : Bumbaları, serenleri, direklere asmak ve istenilen açıda tutmak, indirmek ve kaldırmak için cundalarından direklere alınan halatlardır. Dik vento da denir.

    MANTİLYA SERENLERİ . direk ve çubuklara asmak ve serenleri güverteye paralel tutmak için seren cundalarından direğe alınan halatlar. Bulundukları direk ve çubukların isimleri ile anılırlar.

    MANYAT :Alamanadan küçük üç çiftte balıkçı kayıkları. Iğrıp gibi sahilden iki ucundan çekilen ağlara da denir.

    MANYETİK : Mıknatısla ilgili, kendinde mıknatıs özellikleri bulunan. Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği bir mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka.Alniko, seramik gibi mıknatısların çevresine iletken bir telin sarılması yoluyla elde edilen ve gitar tellerinin titreşimini ses sinyaline dönüştüren aygıt.

    MANYETO : İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci.
    Bk. çekimli üreteç

    MAPAGüverteye yada başka bir yere kaynak edilmiş oynamaz sabit halka.

    MAPA SABİT HALKA : Sabit halka

    MARANGOZ : Ağaç işleri ile uğraşan sanatkarların yaptığı iş. Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan sanatkara marangoz bu sanata da marangozluk denir. Marangozluk ayrıldığı kollara göre mobilyacı, doğramacı, dülger, modelci, ağaç tornacısı, arabacı, fıçıcı gibi isimler alır. Mobilyacılık halk arasında "ince marangozluk" diye de adlandırılır. Oturma odası, yatak odası, yemek odası, salon, hol, antre gibi bütün yerlerin mobilyaları mobilyacılar tarafından yapılır. Halk arasında "kaba marangoz" denilen doğramacı, kapı, pencere, pancur, lambri gibi işleri; dülger, bina yapımında, binanın çatı, tavan, taban ve merdiven gibi ağaç işlerini; modelci, dökümü yapılacak kulp, tutamak, çeşitli makina ve motor parçalarının yumuşak ağaçtan modelini yapar. Ağaç tornacısı, çeşitli mobilyaların ayak veya kayıtlarını, merdiven küpeştelerini, tepe süsleri gibi parçalarını ağaç tornadan geçirirmarangozluk
    Marangozluk, önceleri bir ustanın yanında çırak olarak çalışmak suretiyle öğrenilirdi. Zamanımızda bu şekilde de sanat öğrenilmekte ise de daha çok ağaç işleri üzerine açılmış olan endüstri Meslek liselerinde öğretilmektedir. Bu okullarda marangozluk mesleğinin inceliklerini, tekniğini öğreten dersler vardır. İster çıraklıktan, ister sanat okullarından yetişmiş olsun, marangozun bilmesi gerekli temel bilgiler vardır. Bunlardan başta geleni, "malzeme bilgisi"dir. Hangi cins ağacın hangi işlerde kullanılacağı okuldan veya ustadan öğrenilir. İkincisi ise "alet bilgisi"dir. Avadan denilen marangoz takımlarındaki 100’e yakın aletin ne işe yarayacağını ancak okulda görerek, çalışarak veya çıraklıkla öğrenmekle mümkün olur.Bu mesleğin esas ustalığı, bu aletlerin gereği gibi kullanılmasındadır. Bütün aletlerin her birinin ayrı ayrı ne işe yaradığını, kullanılan melzemeye göre hangi aletin kullanılacağı uzun tecrübelerle öğrenilen bir bilgidir. Marangozlukta bilinmesi gerekli üçüncü esas bilgi de, marangozluk, mobilyacılık ve yapı işleri tarihidir. Bu bilgi usta bir marangozun daha güzel işler yapmasına yardımcı olur.
    Amatör olarak marangozluk işleriyle uğraşmak, boş vakitleri değerlendirmek bakımından çok faydalıdır. Bazı aletlerle evde birçok işler yapılabilir. Bu işler çok zevkli olduğu gibi bu sayede evin ihtiyacı olan ufak tefek birçok marangozluk işi de yapılmış olur.Vurma ve çarpmalara karşı dayanıklı olabilmesi için marangozlukta kullanılan tezgahların, gürgen, dişbudak gibi mukavim ağaçlardan, kalın olarak yapılması lazımdır. Normal marangoz tezgahının, boyu 180 cm genişliği 65 cm yüksekliği ise 80-90 cm’dir. Bu ölçülerin değiştirilerek yapıldığı tezgahlar da söz konusudur. Tezgahın başlıca kısımları; kalın ağaçtan yapılmış tabla, tezgahın sağ ve sol tarafındaki sıkma (mengene) düzeni, tabla arkasındaki boşluk (alet koyma yeri, çekmece ve ayaklardır).Ön mengenede yapılan değişikliğe göre tezgahlar; Alman ve Fransız tipi tezgah olarak ikiye ayrılır. Bu iki tip tezgahtaki tek fark, ön sıkma (mengene aletinde olup, diğer kısımlar aynıdır. Yerden kazanmak için dört köşe bir tablanın her köşesine birer arka mengene (sıkma düzeni) konularak yapılan tezgahlar da vardır. Bunlara "dörtlü marangoz tezgahı" denir. Bu tezgahlarda; ortada bir takım (aletler) boşluğu, dört adet çekmece ve tablanın oturduğu ayaklar vardır. İkili tezgahlarda olduğu gibi dörtlü tezgahta da, tabla üzerinde, tezgah demirini takma delikleri bulunur.
    Belli başlı marangoz aletlerinin isimleri şunlardır: Rende, testere, kerpeten, gönye, bileyi taşı, burgu, eğe, tokmak, çekiç, tornavida, matkap, mengene, pergel vb.Teknolojinin gelişmesiyle elektrikli makinalar marangozlukta da kullanılmaya başlanmış, el aletleriyle yapılan pekçok iş planya matkap, bıçkı, kalınlık, pres vb. gibi elektrikli marangoz tezgahlarında yapılır hale gelmiştir.

    MARE NOSTRUM : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/mare-...e-nostrum.html

    MARGARİTA BAĞI : Tekrar uzatılması gereken bir halatın geçici olarak kısaltılması veya hasarlı bir halatın hasarlı kısıma binecek yükü azaltmak için yapılan gemici bağıdır.

    Marina : Yat limanı; yatların her türlü ihtiyaçlarının giderilebildiği liman.

    MARINA 2 : Bkz.. http://www.modelteknikleri.com/balik...arina-2-a.html

    MARKA : Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir

    MARKONİ : Çift direkli uskuna.

    MARMARA ETMEK : Safra boşaltmak, herhangi bir yerde sintinede biriken suları dışarıya basmak, atmak Gemi dahilinde birikmiş olan suların tahliye edilmesi.

    MARMARA KANCA : Bkz.http://www.modelteknikleri.com/kanca...-kancabas.html

    MARSDEN KARESİ: 10 derece enlem ve boylam arasında kalan 100 derece karelik yer üzerindeki alan. Meteorolojik raporlarda kullanılır.

    MARSİPET : Seren yada bastonların altlarında bulunan doblin halatlar. Gemiciler yelken işlerini yaparken bu halatlara basarlar. Şeytan çarmıhı halatları arasına konulan küçük üçgen ağaç parçalar.Marsipet Serenlerin cundalarından alınarak hamaylısına donatılan ve yelkenlerin sarılmaları sırasında gabyerlerin ayaklarını bastıkları halatlar. Basadora da denilir.

    MARSİPET CEVİZİ : Marsipet ayaklarının kaymaması için marsipetler üzerine ve marsipet ayaklarının marsipete bağlandığı noktanın tarafına yapılan ceviz. Bu ceviz vardakavalara ve can halatlarına da yapılır.

    MAYRA : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı .

    MARTENSİT : Çeligin, islenmesi sirasinda, yari kirilgan bir faz olup sert, dayanikli ve kirilgan halidi.

    MARTIN DEMİRİ :Çipo ve kolları ayni düzeyde ve kolları da beden etrafında dönebilen bir sistemdeki demirdir.

    MARTİKO : i. (ital. k. [?]). İki direkli yelkenli tekne. // Başı geriye doğru kıvrık bir çeşit yelkenli: baş ve kıçları yüksek, ortaları açıktır, karadeniz kıyılarında (üç yüz ton büyüklüğe kadar) yapılır ve o kıyılarda kullanılır. (GAGALI da denir.)

    MARTİKO : i. (ital. k. [?]. Gagalı denilen Karadeniz teknelerine verilen bir isimdir. Bk. MARTIKA.

    MARTİN DEMİRİ : Çipo ve kollari ayni düzeyde ve kollari da beden etrafinda dönebilen bir sistemdeki demirdir.

    MARYA : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı

    MASİF : Kütlesi, görünürdeki bütün hacmi kaplayan, kaplama veya doldurma olmayan, som.
    Kasalı çalgılarda kullanılan enli, tek parça ağaç.

    MASİF TUTKAL : Su bazlı, polivinil asetat esaslı, pembe renkli tahta, kaplama, formika, sunta gibi her türlü ahşap malzemelerin yapıştırma işlemleri için geliştirilmiş yüksek yapıştırma gücüne sahip emülsiyon tutkalı.

    MASKELEME BANDI : Maskeleme bandı, endüstriyel ve sanayi sektörlerinde farklı uygulamalarda kullanılan ve değişik özellikler taşıyan endüstriyel bir banttır. Isıya ve soğuğa farklı derecelerde dayanıklı versiyonlarda üretilen maskeleme bantları; otomotiv, boya, medikal, tekstil, gıda ve daha bir çok alanda aranılan ve kullanılan maskeleyici ve koruyucu bir malzemedir.

    MASKELEME : Yüzey işlemi sırasında, takılmayı önlemek üzere yüzey çukur ve deliklerini, ya da seçmeli yüzey işlemi uygulamalarında, yüzeyin kimi yerlerini, uygun bir özdek ile doldurma ya da örtme işlemi.

    MASTALYA :Tahta leğen.

    MASTER : Baş, ana, temel, esas, asıl. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatır.

    MASTORI : Bir teknedeki en genis yeri.

    MASTORi POSTASI : Bir teknedeki en geniş posta.

    MASURA : Karton, tahta veya plastikten yapılan, üzerine şerit, iplik vb. sarılan koni veya silindir.Çeşme zıvanası. Bir akarsu ölçü birimi.

    MATAFORA : Teknelerde veya sahilde filika veya botların asılabilmesi için uçlarında palanga bulunan aygıt.

    MATAFYON : Yelken ve tentelerin delik açıldığında yırtılmaması için delik etrafının takviye edildiği alüminyum veya halat yassı halka.

    MATKAP : Delik delmek için elle ya da makine yardımı ile kullanılan aygıt.

    MATKAP UCU : Tahta, Maden, beton vb. sert Maddeler uzerinde Delik açmaya Yarayan alet, Delik açma aleti, delgi.

    MAUN : Maun, asıl olarak Swietenia mahogani veya Swietenia macrophylla ağacının tahtasına verilen isim olmakla beraber, çeşitli türlerden koyu renkli agaçlara verilen genel addır. Günümüzde Switenia'ya ait tüm türler koruma altına alınmıştır. Maun düz lifli, gözenek ve delik bulunmayan bir tahta türüdür. Zamanla kararan ve verniklendiğinde kırmızımsı parlaklığa kavuşan kırmızımsı-kahverengi renkte bir tahtadır. Kolay işlenir ve dayanıklı oluşu sebebi ile mobilya yapımında tercih edilen değerli bir agaçtır. Mersin Anamur ilçesinde bolca maun ağacına rastlanmaktadır.

    MAVİ MARMARA : MV Mavi Marmara; 93 m. uzunluğunda, 20 m. eninde ve 1,080 kişi sığalı Türk yolcu gemisi. Türkiye Gemi Sanayi A.Ş tarafından imalatı 9 Kasım 1994 tarihinde tamamlandı. İlk sahibi İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş. tarafından Sarayburnu hattında yolcu taşımacılığında kullanılıyordu. Gemi 2010 yılında İnsani Yardım Vakfı tarafından 800.000 $ bedelle satın alınmıştır. Mavi Marmara, İnsani Yardım Vakfı'nın organizasyonu ile İsrail ablukasındaki Gazze'ye yardım malzemeleri götürmek üzere bir grup gemi ile birlikte yola çıktı. 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye yakın uluslararası sularda İsrail Ordusunun gemiye asker çıkarması üzerine organizasyon amacına ulaşamadı. Gazze insani yardım filosu saldırısı sonucunda gemi yolcularının bir kısmı öldü ya da yaralandı. İsrail ordusunun ele geçirdiği gemi Aşdod limanına demirlendi.Mavi Marmara, Komor Adaları bandıralıdır. İstanbul Komor Fahri Konsolosluğu BM, AB ve NATO üyesi ülkelere, bayraklarını taşıyan Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı nedeniyle kınama mektubu yollamıştır.

    MAVNA : Gemilere veya yakın yerlere yük taşıyan büyük tekne

    MAVNA BOMBARTA Pena yelkenine ek olarak iki filosu, trinket ve gabya yelkeni bulunan 45-100 hamule tonluk mavna.

    MAVNA veya MAVUNA i. (ar.) Başı ve kıçı aynı formda makinesiz, yük taşımak maksadı ile yapılmış 40-60 ton arasında yük alabilen teknelerdir. // Taşıma kapasitesi yaklaşık olarak 30-500 ton arası olan altı düz, makinesiz yedekte çekilen şat, layter, salapurya. // Limanlarda, şamandıralara bağlı olarak yükleme ve boşaltma yapan gemilerden, kıyılara römorkör yedeğinde yük götürüp getiren tekne: Her gün aheste mavnaların / görsem açıktan geçişini (O. Veli Kanık). Zurna, dümbelek, mavnaların üstünde tepine tepine oynayarak Göksu’ya giden halkın şamatası... (H.A. Adıvar). Bk. BARÇ, DUBA, LAYTER, PONTON, ŞAT. Esas olarak bir büyük üç köşe yelken ve bir flok ile hareket eden, ağaçtan yapılmış ticaret yelkenlisi. (Kürekle de yürütülen mavnanın baş tarafı ileriye doğru uzun [soyalı], geri tarafı düz olur, en çok 50 ton yük taşırdı). // Yüksek bordalı, geniş gövdeli, bazen iki güverteli, geri tarafı (pupa) yuvarlak, 26 küreği bulunan baştarda tipi savaş gemisi. (Osmanlı donanmasında bulunanlarda 364 kürekçi, 150 cenkçi, otuz topçu, 40 usta gemici, 4 serdümenle 24 top vardı.) Bk. SALAPURYA.

    MAVUNA i. Bk. MAVNA.
    Konu 3qq tarafından (22.07.2014 Saat 14:44 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart Cevap: M

    MAY FLOWER. : 1620 yılında İngiltere'nin Plymouth limanından yerleşme amacıyla ABD’ye gelen Pilgrimleri taşıyan gemidir. Bu geminin yolcuları sonradan bugünkü ABD'nin çekirdeğini oluşturmuşlardır :

    MAYIN ARAMA TARAMA veya TARAMA GEMİSİ : Deniz dibinde döşenmiş mayınları bulmağa yarayan bir cihazla donatılmış gemi. Açık denizler için yapılmış mayın tarama gemileri yaklaşık olarak 800 tonluk, kıyı tarama gemileri ise 300-400 tonluk teknelerdir. Süratleri 10 ile 15 mil arasındadır; çoğu magnetik mayınlara karşı dayanıklı olabilmeleri için ağaçtan yapılmıştır. Bazı balıkçı gemileri savaşta mayın tarama gemisi olarak kullanılır. Mayın dökmek, ağ germek gibi görevleri olan savaş gemisi. // Mayın dökmek ve mayın taramak/avlamak üzere dizayn edilen teknelere verilen ad. // Mayın döken, mayın arayan, mayın tarayan özel teçhizatlı küçük gemilerdir.Denize yerleştirilmiş mayınları toplayabilen özel yapılmış savaş gemisi. // Limanlar ve deniz ulaşım yollarının, savaş şartlarında, düşman tarafından mayın ile kirletilmesi halinde, bu sahaları özel mayın tarama cihazları ile tarayarak onları etkisiz hale getirirler. Açık deniz mayın tarama gemileri (MSO), sahil tarama gemileri ise (MSC) olarak adlandırılırlar..

    MAYISTIRA :T ek olarak kullanıldığında grandi ana direği üzerine açılan kare yelkeni ifade eder. Bu yelkenin açıldığı serene de mayıstra sereni denir.

    MAYISTRA İSKOTASI : Mayıstra yelkeninin iskotalarına donatılan ve geminin kıç tarafına ve bordoları istikametine doğru alınan halatlar.

    MAYISTRA KUNTRASI: Mayıstra yelkeninin rüzgarüstü iskota yakasını pruva tarafına doğru tutan ve küpeşte üzerindeki mapasına bağlanan halat.

    MAYISTRA MANTİLYASI: Mayıstra serenini güverteye paralel bulundurmak için serenin cundalarından direğe alınan halatlar.

    MAYISTRA MARSİPETİ : Mayıstra sereninin cundalarında alınıp serenin hamaylısına donatılan ve marsipet ayaklarının bağlandığı halat.

    MAYISTRA MEZOLARI : Mayıstra yelkeninin altabaşo yakasını serene kaldırmak için donatılan halatlar.

    MAYISTRA PRASYASI : Mayıstra serenini rüzgara doğru çevirmek için seren cundalarından donatılan halat.
    Mayıstra Salaburunu :Mayıstra yelkeninin gradin yakalarını serene kaldırmak için gradin yakalarına donatılan halatlar.

    MAYISTRA SERENİ :Grandi ana direğinin en altında bulunan en uzun seren.

    MAYISTRA YELKENİ: Mayıstra sereni üzerine açılan büyük kare yelken.

    MAYNA ETMEK Asagi indirmek (agir agir). Aşağı indirmek (ağır ağır);Rüzgarın ve denizin şiddetinin azalması.


    MAZOT: Ham petrolün damıtılması sırasında 200-300°C kaynama aralığında alınan üçüncü ana ürün motorindir. Motorin dizel motoru yakıtıdır.Yanma ısısını mekanik güce çevirmek için en yeterli mekanizma olan dizel makinesi, benzin ve gaz makinelerinden takriben 30 yıl kadar sonra 1892 de Dizel tarafından keşfedildi. Yüksek kompresyonlu bir makinenin geliştirilmesinin sebeplerinden biri, daha ucuz yakıtların kullanılabilme arzusundan dolayı idi. Termik verim bakımından dizel makinesi gaz ve benzin makinelerinden daha verimlidir. Çünkü daha yüksek bir sıkıştırma oranı ile çalışır, İlk İmâl edilen dizeller ağır devirli ve büyük silindirli olduklarından piyasaya arz edilen fueloil'lerin silindire püskür*tülerek yanma suretiyle kullanılmaları mümkün oluyordu. Fakat zamanla dizel imalâtçıları makine ebatlarını küçültüp devir adedini artırarak daha fazla güç üretimi yoluna gidince bu ihtiyaca cevap verecek yakıtların yapılması zaruret haline geldi. Çeşitli makine imalâtçıları değişik tip motorlar imâl ettiklerinden bunların her biri için ayrı bir dizel yakıtı imâlinin imkânsızlığı karşısında ASTM de bunları bir sınıflandırmaya tâbi tutmak mecburiyetinde kaldı.

    mb/d Günlük Milyon Varil

    MCA Deniz ve Sahil Güvenlik Ajansı

    MDF : MDF (İngilizce: Medium Density Fiberboard) yapay olarak sonradan mühendislik çalışmasıyla üretilmiş bir kompozit ahşap malzemedir. İngilizcesinden birebir çevirisi "orta yoğunluktaki lifli levha" olur. MDF Nedir? MDF; Termomekanik olarak odun veya diğer lignoselüozik hammaddelerden elde edilen liflerin, sentetik yapıştırıcı ilavesiyle belirli bir rutubet derecesine kadar kurutulduktan sonra oluşturulan levha taslağının sıcaklık ve basınç altında preslenmesiyle elde edilen bir üründür.

    MDF'nin her noktasında liflerin eşit dağılması ve çok yoğun bulunuşu levhanın her iki yüzünün olduğu kadar, kenarlarının da makinayla herhangi bir kırılma olmaksızın ya da malzeme parçacıkları arasında boşluklar ortaya çıkmaksızın işlenmesine imkan sağlamaktadır. MDF bu sayede masa tablaları, kapı panelleri, kenarları pahalı veya profil yüzeyli çekmece alınları gibi parçaların üretilmesinde başarıyla kullanılabilmektedir. Son derece düzgün ve homojen bir yüzeye sahip olan MDF gerek boyamada, gerekse dekoratif folyo ,PVC veya ahşap kaplamada çok iyi bir taban oluşturur.

    MECİDİYE KRUVAZÖRÜ : Mecidiye (Prut, Rusça: Прут, Ukraynaca: Прут), Osmanlı Devleti hükûmetinin siparişi üzerine Abdülmecid adıyla Amerika Birleşik Devletleri'nin William Cramp and Sons Shipbuilding Company firmasının Philadelphia Tersanesinde suya indirildikten sonra Osmanlı Donanması, Rusya İmparatorluk Deniz Kuvvetleri, Kızıl Donanma, Ukrayna Halk Cumhuriyeti Deniz Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri gibi çeşitli deniz kuvvetlerinde hizmete giren korumalı kruvazör.

    MEGA : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı

    MEGABAYT : Megabayt (MB) bilgisayarlarda kullanılan, 1.000.000 bayt (1000*1000 bayt) anlamına gelen bir ölçü birimidir.

    Alt ve üst birimleri:

    1 MB = 1.024 KB (kilobayt)
    1 GB = 1.024 MB (megabayt)
    1 TB = 1.024 GB (gigabayt)
    1 MiB = 1.024 KiB (kilobayt)
    1 GiB = 1.024 MiB (megabayt)
    1 TiB = 1.024 GiB (gigabayt)

    MEKANİK GÜÇ : Makara, seren, bom direği ve ırgat bulunan teknelerde, ırgat kullanarak çevirme ağlarının altının büzülmesini sağlayan, bu ağları toplamak ve tekneye almak üzere kullanılan güç.

    MEKANİK KATIR :A.B.D. Donanmasında, hafif piyade silahları ve yükü için kullanılan M-274 kodlu yarım tonluk taşıyıcı.

    MEKANİZMA :Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ ya da parçalar bileşimi, düzenek; oluş, ortaya çıkış, işleyiş.
    2. Organların işleyiş biçimi.3. Ateşli silahların işlemesini sağlayan mekanik bölüm

    MEKSEFE : Kondansatör.
    Otomobillerde kondansatör görevini yapan parça. İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz, yoğunlaç, meksefe.Bk. sığaçBk. aydınlatma merceğiBk. yoğunlaç

    Mellah :Gemici

    Mellahat :Gemiciler

    MELTEM : Yaz aylarında karadan denize doğru esen rüzgar, denizden esen rüzgara imbat denir.

    MEME : Demir kollarının demir bedenine birleştiği noktanın alt kısmı.

    MENDİREK : Limanları ve limanlar içindeki gemilerin denizlerden zarar görmemeleri için o limanda esen hakim rüzgarlara dik olarak yapılan yapılar.Mendirek Başı Bir ucu karada olan mendireğin deniz tarafındaki ucu.

    MENEVİŞLEME Su verilmiş çeliğin gevrekliğini gidermek ve sertlik kazandırmak için yapılan ısıl işlem. Bir yüzeyde renk dalgalanmaları oluşturmak.

    MENHOL : Bir bölmeden bir bölmeye geçebilmek için bölme perdeleri üzerine açılmış delikler.

    MENNESMAN METODU : Nordlingen merkezli Alman şŸirketi, endüstriyel kullanım için mekanik ve elektronik parçaları üreticisi.

    MENTEŞE YAPIMI : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/akses....html#post8195

    MEPC : Deniz ve Sahil Güvenlik Ajansı.

    MEPC : Deniz Çevre Koruma Komitesi

    MERCAN : Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan .
    Denizde geniş resif meydana getiren ve mercanlar takımının örneği olan hayvan ve bunun kalkerli yatağından çıkarılan çoğu kırmızı renkte ve ince dal şeklinde bir madde. Bu madde boncuk gibi süs eşyası olarak kullanılır. Mercanlar ancak 40 metre kadar derinlikte yaşayabilirler.
    MERCÜ : Rica olunan.

    MERDANE : Hamur açmaya yarayan silindir şekilli araçtır. Oklava ile karıştırılır. Oklavanın şekli ve yapısı merdaneden oldukça farklıdır. Oklavanın şekli ince ve uzun iken merdane silindir şekillidir ve merdanenin iki ucunda sap bulunur. Farklı kalınlıklarda olabilir.

    MERHALE : . Aşama, evre. Varılması istenen noktaya kadar aşılması gereken yerlerin her biri, konak, menzilmerhale.

    MERİDYEN : Yer kürenin kutuplarından geçen büyük daireler.

    MERKEZ : Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.
    Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta,

    MERKEZ KAÇ : Merkezkaç kuvveti anlamlı fakat gerçek olmayan, yani Newton yasalarına uyan bir kuvvet değildir.[kaynak belirtilmeli] Newton’a göre duran bir cisme etki eden kuvvet o cismin ivme kazanmasına neden olur. Ve yine Newton’a göre hareket halindeki bir cisim, üzerine kuvvet etki etmediği sürece hareketine devam edecektir. Dairesel hareket sistemlerinde yani dönen sistemler için başlangıçta duran bir cisim (yatayda dönen bir levha ya da bir atlıkarınca ve üzerinde hareketsiz bir cisim düşünün) hareket başladığında dışa doğru kayma eğilimi gösterecektir. Yani cisim merkezden dışa doğru bir ivme kazanacaktır. Newton’a göre bu cisme ivmenin yönünde (dışa doğru) bir kuvvet etki ediyor olması gerekir. İşte gerçekte olmayan bu kuvvete merkezkaç kuvveti diyoruz. Ama bu durum sisteme içeriden bakıldığı zaman böyledir. Eğer sistemi dışarıdan incelersek durumun farklı olduğunu görürüz. Otobanların keskin virajlardaki eğimi araçların kontrolünü kaybetmesini azaltmak içindir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan NASCAR yarışlarında virajların eğimli olmasının nedeni merkezkaç kuvvetinin etkisini azaltmaktır. Böylece hem pilotlar virajı rahat ve hızlı bir şekile döner,hem de korkunç kazalar engellenir. Bu örnek gerçek hayatımızda da karşımıza çıkmaktadır.

    Merkezkaç kuvvetin büyüklüğü; Fmk =m.V2/r eşitliğinden bulunur.Ayrıca bu eşitlikteki V, çizgisel hız olduğundan açısal hız ile yarıçapın çarpımı olarak da ifade edilebilir.(V=W.r)Bu eşitlikten merkezkaç kuvveti, F=m.w.w.r olarak da yazılabilir.

    MERKÜR MODELİ : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/merku...mer-urhan.html

    MERSİN AĞACI : Mersin veya murt ağacı (Myrtus), mersingiller (Myrtaceae) familyasından, maki grubundan çalı formunda bir bitkidir. Boyları 2-3 metreye kadar yükselebilen bitki, Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde, özellikle kıyı kesimlerde görülür. Bitkinin aynı isimle anılan beyaz ve mor renkte meyveleri eylül ayında olgunlaşır ve çerez olarak tüketilir. Ayrıca bitkinin genç sürgünleri, çelenk süslemesinde de kullanılmaktadır.

    Bitki sulak arazileri sever. Bitkinin kökleri toprağın hem derinlerine kadar indiğinden hem de toprağın yüzeyine yakın yerlerine dağıldığından, bu bitki yörede erozyon önlemede etkin olarak kullanılmaktadır. Özellikle yörede eğimli arazilerin heyelan tehlikesi olan kesimlerine dikilmektedir.

    MESUDİYE : Mesudiye, Osmanlı Devleti'nde Abdülaziz döneminde başlatılan donanma seferberliği ile Osmanlı Donanması'na katılmış bir gemidir. 1872 yılında İngiltere'nin Thames Iron Works tersanesinde yapılmaya başlandı ve 1874'te denize indi.

    1875 yılında İstanbul'a gelen gemi modern teknolojide silahlarla donatılmış, donanmaya meraklı padişahın gözbebeği olmuştu, ama 1876'da Abdülaziz'in devrilmesinde de gemi büyük rol oynadı.

    Zırhlı, 1903 yılında, bakım onarım için, İtalya'nın Cenova kentindeki Ansaldo tersanelerine yolladı.Hızı 17 mile çıkarıldı ve topları büyük ölçüde elden geçirildi.

    Önemli ateş gücüne sahip olması nedeniyle I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de karadaki istihkâmlara yardımcı olması için yüzer tabya olarak kullanılmak istendi ve Sarısığılar mevkiinde sığ suda demirlendi.

    Ama savaşın hemen başında, 13 Aralık 1914 günü teğmen Norman Douglas Holbrook emrindeki B11 denizaltısı tarafından batırıldı. 598 kişilik mürettebatından 10 subay ve 15 er öldü.

    MEŞE : Meşe, kayıngiller (Fagaceae) familyasının Quercus cinsinden 400 kadar türü arasında yaz-kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerestesi dayanıklı orman ağaçlarının ortak adı.

    Dünya üzerinde geniş bir yayılış sahası vardır. 25 m. boya ve 2 m. gövde çapına erişebilen geniş tepeli ağaçlardan, 3–5 m. boya sahip çalılara kadar değişen türleri vardır. Bu bitkilerin gövdeleri düzgün, kabuk önceleri düzgün, sonraları kalın ve yırtılmış durumda olup, esmer renktedir. Kökleri yanlara ve derinlere çok gider. Yaprakları da formları gibi değişkenlik gösterebilir, loplu, dişli ya da düz kenarlıdır. "Palamut" adı verilen silindirik meyveleri bir kadeh içinde yer alır. Bazı türlerinin palamudu büyük ve tırnaklı olur.

    Tanen bakımından zengin olan bu tür palamudun şırası sepicilikte ve boya sanayiinde kullanılır. İçinde pelit denilen tohumu vardır. Pelit doku bakımından kestaneye benzer. Ancak, tadı acı olduğu için hayvan yemi olarak değerlendirilir. Meşe, alakarga ve sincabın kışın yemek için toprağa gömdüğü ya da kendiliğinden toprağa karışan pelitlerden ürer.

    MEŞE PALAMUDU : Meşe Palamudu (ya da kısaca Palamut), Türkiye'de yetişen meşe ağacının sap kısmı kapalı ve oval, diğer kısmı açık olan ve içinde pelit denilen kestane türünden yemişi olan sert ve tırnaklı bir meyve. Bazı türlerinin pelidi uzunca olur, kabuğundan dışarı çıkar ve fındığa benzer. Pelidin tatlıları olmakla birlikte genellikle acıdır ve hayvan yemi olarak kullanılır. Alakabak kuşu ve sincap, tavşan gibi kemirgen yabanıl hayvanların en önemli besin kaynağıdır. Palamut ise tanen bakımından zengindir ve şırası sepicilikte ve boya sanayiinde kullanılır.

    Ağacının latince ismi Quercus İthaburensis'dir. Türkiye'nin batı ve kuzeybatı kesimlerinde daha çok rastlanır. Çalı türleri olduğu gibi kalın gövdeli, geniş ve yüksek türleri de vardır. Bu türleri yüzlerce yıl yaşar. Toprağa karışan ya da yabanıl hayvanların kışın yemek için toprağa gömdüğü pelitlerden ürer. Çok sert bir yapısı vardır. Kerestecilikte kullanıldığı gibi yüksek kalorili yakacak olarakta kullanılır

    MET : Ayın ve güneşin çekim kuvvetlerinden dolayı su seviyesinin yükselmesi.

    METAL PÜSKÜRTME : Örtücü metal ve alaşımların tellerini, özel bir püskürtme tabancasında eritip, yüksek basınç altında örtülecek yüzeye hızla püskürterek yapılan örtme işlemi.

    METAL YORGUNLUĞU : Bir metal bloğun/parçanın özellikle titreşim, yüksek basınç ve çekmeye maruz kalması sonucu, bloğu oluşturan metal atomlarının birbirleri arasındaki bağların gevşemesi sonucu malzemenin istenilen mukavemet değerinin altına düşmesi, farkedilecek veya farkedilemeyecek fiziksel değişimler ve hatta metalin hacimsel/ölçüsel değişime maruz kalması.

    METEOROJOJİ : Meteoroloji Raporu :Hava durumunu bildiren rapor.

    METİL : CH 3 formülü ile gösterilen, en basit ve yaygın olan organik radikal. Kolaylıkla görülebilir ki metan (CH 4 ) molekülünün bir hidrojen kaybetmiş haline karşılık gelmektedir. Bunun için kararlı bir yapısı yoktur. Zaten organik reaksiyonlardaki mevcudiyeti bir anlıktırmetil Radikal terimi, karbon bileşiklerinin kimyasında yaygın bir kullanım görürken, diğer elementlerin kimyasında kullanılmaz. Bu terim esas itibariyle birkaç atomdan meydana gelmiş bir grubun, birçok benzer bileşikte aynı kimyasal özellikleri göstermesinden kaynaklanmıştır. inorganik radikaller sülfat.

    METİL ALKOL :

    METİLEN :

    METİN ERIŞIK : Son Aktivitesi: 02.11.2013 .................................................. ...................

    METOD :

    METRE -KARE -KÜP- :

    METRİK TON : 1.000 kg veya 2204 libre karşılığı olan ağırlık ölçüsü.

    MEYİL :

    MEYVE YÜK GEMİSİ Çeşitli meyve taşıyan gemi. (Bu çeşit gemilerin ambarları, meyvelerin bozulmayacağı derecede ısıya sahiptir.)

    MEYVECİ : Bk. MEYVE YÜK GEMİSİ.

    MEZARNA : Güverte yıkandığı veya fırtınalı havalarda güverteyi denizler yaladığı zamanlarda içlerine su girmemesi için ambar ve kaporta ağızlarının etrafına çevrilmiş yüksek çerçeveler.

    MEZESTRE Yariya kadar indirmek. Mezestre Etmek Sancaklarla işaret flamalarını toka etmeyip, savlolarının yarısına kadar basılması

    Mezevolta Bir halatın çımasının bir seren veya kendi bedeni üzerine veya babaya bir volta alındıktan sonra çıma ve bedenin aksi taraflara çekilerek yapılan bağ.
    Mezevoltalı Dülger Bağı Seren veya kalasları deniz içinde veya karada sürüklemek için dülger bağı ile mezevolta'dan ibaret bağ.
    Mezevoltalı Kazık Bağı Kazık bağını kuvvetlendirmek için kazık bağı yapıldıktan sonra çımasının beden üzerinde bir veya iki mezevolta alınması suretiyle yapılan bağ.
    Mezevoltalı Yoma Bağı İki yomayı birbirine eklemek için halat çımalarının karşılıklı olarak bedenleri üzerine yapılan mezevoltalardan ibaret bağ.
    MEZON :

    MEZURA :

    MEZÜR :

    MGS : Milli Gemi Sicili

    MIH :

    MIHLAMA :

    MIKNATIS :

    MIL : [Deniz mili] Denizdeki uzunluk ölçüsü. (6080 feet = 1852 mt)

    MIZRAP :

    MİAT :

    MİHVER : Eksen; etrafında döndürülen şey.

    MİKA :

    MİKRO :

    MİKRO DALGA :

    MİKROSKOP :

    MİKTAR :

    MİL :

    MİL : [Deniz mili] Denizdeki uzunluk ölçüsü. (6080 feet = 1852 mt).

    MİLİ :

    MİLİBAR :

    MİLİGRAM :

    MİLİLİTRE :

    MİLİMETRE :

    MİLİMETRİK :

    MİLİMİKRON :

    MİLYON :

    MİMAR :

    MİNCİO:

    MİNİ :

    Mini Malibunun :


    MİSTİKA : i. (İtal. Mıstrie’den gelir.) Uskunadan küçük, sübye armalı lumbarsız bir gemi tipidir.

    MİSTRAL .

    MİTOLOJİ : .

    MİZANA DİREĞİ : 3 direkli bir yelkenli gemide en kıçtaki direktir.

    MNEMOTEKNİ :

    MOBİL GÜRÜLTÜ BARCI A.B.D Donanmasında, özellikle gürültü neşriyatlarını kaydetmek için donatılmış gemi.
    MOBİLYA : .

    MODEL TEKNİKLERİ : GÜZELCE İNCELEMEZ İSEN FAYDALANAMIYACAĞIN BİR YER.
    YANLIŞ MODEL YEKNİKLETRİ TANITIMI : http://www.uludagsozluk.com/k/modelteknikleri-com/
    ..
    MODELCİLİK :

    MODEM :

    MODERATÖR :

    MODİFİKASYON :

    MODİFİKASYON :

    MODİFİYE :

    MODÜL :

    MODÜLASYON :

    MOLEKÜL :

    MOLİBDEN :

    MOLUSSON : i. (yer adı Montluçon’dan). Fransa’da Centre, Berry, Nivernais kanallarında kullanılan ve büyük nehirlerden ikişer ikişer bağlanarak geçen yük dubası.

    MOMENT :

    MOMENTUM :

    MONEL : Aside dayanıklı, bileşimde az olarak demir, mangan, silisyum ve karbon bulunan, % 25-35 bakır, % 60-70 nikel alaşımı İki veya daha çok metalden, bazı durumlarda metallerle, C, P, Te vb. elementlerden oluşan metal görünümünde katı veya sıvı karışım, halita.
    İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım.
    Birden çok ergimiş metalin karıştırılarak soğutulmasından sonra elde edilen özdek.
    İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle C,P, Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım.

    MONİTOR : i. (fr. k.) Vurucu gücü ve korunmasının ön plana alınması için süratinden fedakarlık edilen eski bir çeşit savaş gemisi. // Az su çeken, kıyı korunması için yapılmış eski savaş gemisi. // XIX. yy.ın sonunda ve XX. yy.ın başında, sığ sularda da yüzebilen ve hücum veya savunma amacıyla kullanılan, orta büyüklükte bir zırhlı savaş gemisine verilen ad. (İlk Monitor, Amerika iç savaşında kuzeyliler tarafından yapılmış olan 1 200 tonluk gemidir; bu savaşta monitör, Marrimac adlı gemiyi 9 mart 1862’de yendi. Su yüzeyinden çok az yüksek olan teknesi 14 sm kalınlığında demir bir kuşakla çevriliydi ve 280 mm çapında kaval yivsiz iki topu bulunan tareti su yüzeyine doğru çıkıktı. 37 sm’lik bir topu bulunan Manhattan adındaki monitör ise, Merrimac’dan daha üstün olan Tennessee’yi 5 ağustos 1864’te bir tek atışla batırdı. Bütün deniz kuvvetleri tarafından benzerleri yapılan bu gemi tipi, İngilizler tarafından Belçika kıyılarına hücum etmek için 1915’te tekrar kullanıldı.)

    MONO : İngilizce bir kelime olan "mono" Türkçe'de ; Ön kelime olarak kullanıldığında; "tek, bir, mono" anlamına gelmektedir.

    MONTAJ : monte etmek

    MONTEREY :

    MORİLE : Herhangi bir sebeple gemi veya deniz aracının su kesimine yakın borda veya karinasında açılmış olan delikleri tıkamakta kullanılan koni şeklinde yontulmuş, üzeri yağlı üstübü ile sarılmış ağaç takoz.

    Morile Etmek Babaya birkaç kere volta edilmiş halatın boşaltılması için voltalarının teker teker işletilerek gevşetilmesi.

    Morize Yelkenlerin, camadana vurulacağı zaman gradin yakalarını camadan astarı hizasından serene bağlamak için kullanılan çelikli halatlar.

    Morize Patası Yelkenlerin camadan astarları hizasında ve gradin yakalarında gradin halatının kuruz kırılması ile meydana gelen aneleler. Bunlara Camadan Patası da denir.

    MORO VINTA : Çin denizinde bulunan yelkenli tekne. Yaklaşık olarak 40 kadem boyundadır.

    MORS : Mors alfabesi veya mors kodu, kısa ve uzun işaretler (• ve –) ile bunlara karşılık gelen ışık[1] veya sesleri[1] kullanarak bilgi aktarılmasını sağlayan yöntem. 1832'de telgraf ile ilgilenmeye başlayan Samuel Morse tarafından 1835 yılında oluşturuldu. 1837'de kullanılmaya başladı. 1840 yılında patent için başvuruldu.
    Harfler
    Harf Kodu Harf Kodu
    A • – N – •
    B – • • • O – – –
    C – • – • P • – – •
    D – • • Q – – • –
    E • R • – •
    F • • – • S • • •
    G – – • T –
    H • • • • U • • –
    I • • V • • • –
    J • – – – W • – –
    K – • – X – • • –
    L • – • • Y – • – –
    M – – Z – – • •
    İlk hat ABD'de Baltimore, Maryland ile başkent Washington arasında kuruldu. İlk mesaj incilden bir cümleyi içeriyordu, gönderim tarihi 24 Mayıs 1844 idi.
    Orijinal mors kodu kısa ve uzun sinyallerin kombinasyonunun bir sayıya karşılık gelmesinden oluşmuştu. Her sayı da bir harfe karşılık geliyordu.
    Ancak Morse'un bulduğu sistemin kullanımı kolay değildi. Asistanı Veil ile bu konu üzerine ortaklaşa çalışmaya başlayan Morse, bir süre sonra Veil'in önerdiği sistemin daha basit olduğuna ikna oldu. Veil'in sisteminde kısa ve uzun sinyallerin yanı sıra duraklamalar da kullanılıyordu. Bu sistem daha sonra Amerikan Mors Kodu olarak isimlendirildi.
    Mors kodu; sesli olarak, radyo sinyallerinin açılıp kapatılmasıyla, telegraf tellerinden geçen elektrik akımıyla, mekanik yolla ya da görsel (ışıkların yanıp sönmesi) gibi çeşitli yollarla iletilebilir.
    Sistem genel olarak Mors alfabesi olarak adlandırılsa da uygulamada İngiliz alfabesi ve buna bağlı noktalama işaretlerini ifade etmek için iki farklı tür mors kodu kullanılmaktadır. Bunların birincisi olan Amerikan Mors Alfabesi, genellikle telgraf sistemlerinde kullanılırken, Uluslararası Mors Alfabesi ise araları görmezden gelerek sadece kısa ve uzun sinyallere göre çalışır.Telgraf şirketleri mesajların uzunluğundan şikayetçiydi. Bunun üzerine 5 koddan oluşan kısaltmalar geliştirildi.
    Örneğin;
    AYYLU : Mesaj düzgün anlaşılamadı, tekrar gönderin
    LIOUY : Neden soruma cevap vermediniz?

    MOTH : [moth] i. (“pervane” anlamında ing. k. ). Tek kişilik yelkenli yarış teknesi. Bu tekne, tek tip olmadığı halde dünya piyasasına az sayıda sürülür. Gövde için aranılan tek şart: uzunluğunun en fazla 3,353 m olmasıdır. Buna karşılık genişlik ve su çekimi sınırlanmamıştır. Yelken yüzeyinin 6,80 m² olması ve cat boat tipi arma donanımı kullanılması kesinlikle şarttır. Amatör yarışçılar, kendi kendilerine kontrplaktan bir moth yapabilirler; ayrıca alüminyumdan yapılanları da vardır. Sakin suda yarış için çok elverişli olan bu tekne, basitliği sebebiyle bütün dünyada çok tutulmuştur.

    MOTİF : Sanat eserleriyle süsleme işlerinde tekrar eden veya kendi başlarına ayrı ayrı bir grup meydana getiren şekillerin her birimotif
    Herhangi bir eserin temel fikri ile müzik parçalarında bestekarların kullandığı nağmeler topluluğu da bu isimle anılmaktadır.
    Güzel sanatlar dalında, bir biçimin, bir grubun, genellikle bir manzaranın konusunun tekrar ve devam etmesi motif bilgisiyle mümkündür. Resimcilik ve süslemecilik sanatında bir bütünün değişik yönlerinin çizilmesi o bütünün motiflerini meydana getirir. Bu motiflerin değişik tarzda ve yönde birleşmesiyle de çizilmek istenen eserin bütünü ortaya çıkar.
    İlk asırlardan beri bu şekilde var olan motifçilik sanatı, Osmanlılar zamanında süslemecilikle birleşerek zirveye ulaşmıştır. Camilerin kubbe ve tavanlarında; saray, kasr ve köşklerin salon ve odalarının süslenmesinde motif sanatının ulaştığı ileri seviye açık olarak görülmektedir

    MOTOR : Akaryakıt motoruyla işleyen deniz aracı.

    MOTOR YAĞI : Motor yağı motordaki hareketli parçaların yüzeylerinin aşınmasını önler ve soğutma görevini yerine getirir.Ana görevi hareketli parçaları kayganlaştırmaktır. Motor yağı aynı zamanda motorun temizliğini yapar, korozyonu önler, sızdırmazlığı arttırır ve motorun hareketli parçalarındaki sıcaklığı azaltarak soğumayı sağlar. Motor yağları petrol bazlı veya petrol bazlı olmayan kimyasal bileşenlerden üretilirler. Günümüzde motor yağlarına çeşitli hidrokarbonlar ve poli alfa olefin ve poli internal olefin karıştırılır bundan dolayı organik bileşenler genelde karbon ve hidrojendir. Yüksek performanslı motor yağlarının içerisinde aşağı yukarı %20 ester maddesi bulunur. Birçok motor yağı ham petrolden üretilen daha ağır ve kalın petrol bazlı hidrokarbondan üretilir. Sıradan bir motor yağı molekül başına 18-34 karbon atomundan oluşan hidrokarbonlardan oluşur. Motor yağları, Uluslararası Otomotiv Mühendisleri Birliği’nin sayısal kod sistemine göre düzenlediği numaralarla derecelendirilir. Rakamların yanında bulunan W harfi ‘’Winter’’(Kış) kelimesinin kısaltılmışı olup kış kullanımı için uygundur anlamı taşır. W harfi olmayan ürünler ılık hava ve yaz koşulları amaçlı üretilmişlerdir. Motor yağı derecelendirmesi tek dereceli ve multi dereceli olmak üzere ikiye ayrılır. Tek dereceli motor yağlarında polimerik kıvam göstergesi kullanılamaz. Multi dereceli yağlar değişik hava koşullarına ve ısısına göre üretilmişlerdir. Motor yağı standartları çeşitli kurumlarca belirlenmiştir.

    MOTORBOT : i. (ing. motorboat). Motorla hareket eden küçük deniz taşıtı. // Motorlu tekne.

    MOTORLU GEMİ : Dizel motorlarıyla donatılmış ticaret gemisi. // İçten yanmalı makine ile yürütülen gemi, tekne.

    MOTORLU TORPİDOBOT : Torpido ve makineli tüfeklerle donatılmış, 30 mt. boyunda yüksek süratli (60 kts.) tekne.

    MOTORLU TREN : Motorla çalışan. Bir termik motorla çalışan, kısa mesafeler arasında işleyen demir yolu taşıtı, mototren.

    MOTORLU YAT : Motor gücüyle hareket eden büyükçe yat. (Motorlu yat terimi, içten yanmalı motorlar istim makinesinin yerini alınca, istim makineli yat yerine kullanılmağa başlandı.)

    MOTOSİKLET : Motosiklet, iki tekerlekli, bisiklet benzeri, içten yanmalı motora sahip bir ya da iki kişilik ulaşım aracıdır.

    İlk örnekleri bisikletlere motor takma girişimleriyle ortaya çıkmıştır. 1869 yılında ABD Massachusetts’li Sylvester Roper buhar gücüyle çalışan motosiklet benzeri bir taşıtı geliştirmeye çalışmıştır. 1893 yılında Felix Millet beş silindirli bir motoru bir bisikletin ön tekerleğine takarak bugünkü motosiklete oldukça benzeyen bir taşıt gerçekleştirmiştir.

    Başarılı ilk iki tekerlekli motorlu taşıt tasarımını Fransız mucitler Michael ve Eugene Werner gerçekleştirmiştir. Werner kardeşler aracın motorunu, kadronun altına iki teker arasına yerleştirdiler. O tarihten sonra motosiklet tasarımlarında motor hep aynı yerde kalmıştır.

    Üretilen motosikletlerde tip ayrımından çok kullanıcıların tercihleri öne çıkmaktadır. Örneğin hem gezi hem de spor motosikletlerinin özelliklerini tek motosiklette barındırma çabası sonucu üretilen gezi-spor motosikletleri çok fazla motor sever tarafından tercih edilmektedir. Tabiki bu motosiklette gezi motosikletinin sürüş rahatlığı olmamasının yanında bir spor motosikletteki hız da beklenmemelidir. Sonuç olarak gezi motosikletinden daha iyi performansa sahip olup spor motosikletinden daha iyi sürüş rahatlığı sunan bir motosiklettir.

    MOTOTREN : Bir termik motorla çalışan, kısa mesafeler arasında işleyen demir yolu taşıtı, mototren.

    Memorandum : Memorandum veya kısaca Memo bir anlaşma, sözleşme ya da uzlaşmanın resmi bir özeti ve belgesidir. Resmi ya da iş dünyasına ait kullanım alanları mevcuttur. İletişim amaçlı kullanılır. Hatırlatmaya dayalıdır. Bir konu ile ilgili olayları, gözlemleri, fikirleri içerebilir. Herhangi bir şekil şartı yoktur. Bildiriler, raporlar, geçici anlaşmalar, mektuplar memorandum kapsamına girebilir. 1 sayfa ya da daha fazla sayfadan oluşabilir.
    Temel amacı karara yönelik olan bu belgeler, karar vericilerin karar alma süreçlerine yardım ve süreci hızlandırma yönünde olabileceği gibi bir problemin ortaya konulması şeklinde tespit amaçlı da olabilir.

    MOZAİK : Mozaik kelimesi, bu makalede, plastik sanatlarda kullanılan anlamıyla ele alınmıştır.Zeugma antik kentinden çıkarılan ve şu anda Gaziantep Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen "Çingene Kızı" mozaiği. Mozaikteki kişinin Yunan mitolojisindeki yeryüzü tanrıçası Gaia olduğu düşünülmektedir.Selimiye Camii KubbesiKüçük, birbirinden farklı, üç boyutlu parçaları bir yüzey üzerinde yan yana getirerek resim oluşturma tekniğine ve ortaya çıkan esere mozaik denir.İlk olarak beşbin yıl önce Sümerler [kaynak belirtilmeli] tarafından ev duvarlarına batırdıkları çömlek parçalarıyla yaratılan bu tekniğin günümüzde iki biçimi uygulanmaktadır:
    Genelde çimentodan oluşan zemin malzeme üzerine parçacıkları batırmak.
    Tutkalla yapıştırılmış parçaların aralarına sıva döşemek.
    Parçacık olarak ise seramikten metale, ahşaptan cama kadar çok çeşitte, şekilde ve büyüklükte malzeme bir arada kullanılabilmektedir.Mozaik denince akla Roma İmparatorluğu zamanında yaratılan eserler gelir. Daha çok şehir kaldırımlarında, meydanlarda, ev avlularında kullanılan, sırlı seramikten yapılmış bu mozaiklerin parçaları birkaç milimetre kadar küçük olabilmektedir. Gaziantep Arkeoloji Müzesinde bulunan ve Zeugma antik şehrindeki villalardan çıkarılan mozaikler bu dönem eserlerinin en güzel örnekleri arasındadır. Hatay'ın Antakya ilçesi de Roma dönemine ait seçkin bir mozaik koleksiyonunu barındırır.Duvar ve tavan mozaikleri konusunda uzmanlaşan Bizanslılar ise parçacık olarak İtalya'da üretilen ve kalın, renkli camdan oluşan plakalar (Smalti) kullanmakla ünlüdürler. Bu dönemde, camlar, ışığı daha iyi yönlendirebilmek için farklı açılarda, ve sıvasız olarak yerleştirildi. Bazı desenlerde, camların arkasına gümüş ya da altın yapraklar yapıştırıldı. Daha çok dini görüntüler betimleyen Roma mozaiklerinin aksine Bizanslılar aristokrasinin de mozaiklerini yarattılar.İslam kültürü ise mozaik desenlerine getirdiği matematiksel zenginlikle ünlüdür. Yer yer cam küpler ve taşlar kullanılmış olsa da, İslami eserlerde, genelde, desen için özellikle üretilmiş, daha sonra, kenarları elde zimparalanarak boşluksuz yan yana oturacak şekle sokulmuş çini plakalar kullanılmıştır (zillij).Antoni Gaudi, Guell Parkındaki koltukları mozaikle kaplayarak tekniğe yeni bir uygulama kanalı açmıştır. Bu mozaikler, farklı amaçlarla yaratılmış seramik ürünlerin yeniden düzenlenmesiyle meydana geldikleri icin kolaj tekniginin ilk örneği olarak da gösterilebilir. Gaudi'nin uyguladığı seramik kaplama tekniğinin özgün adı "trencadis" tir ve Katalanca bir sözcüktür. Kullanılmayacağı, bir işe yaramayacağı varsayılan seramik ve cam parçalarıyla bir binanın giydirilmesidir. Aralarında Chagall ve Picasso'nun bulunduğu birçok modern sanatçı da eserlerini mozaik şeklinde ortaya koymuş, mozaik eserlerin konularına zenginlik katmışlardır. Günümüzde mozaikler mobilya dekorasyonundan yer kaplamalarına, bina kaplamalarından oda bölmelerine kadar birçok farklı yerde kullanılmaktadır. Konular soyut kavramlardan hiperrealist portrelere kadar çeşitlilik kazanmıştır.

    MOZALE : Büyük, gösterişli mezar, anıtkabir.

    MÖBLE : Mobilya. Oturma, yemek yeme, çalışma, yatma vb. işleri yapmamızda kolaylık ve rahatlık sağlayan, taşınabilir büyükçe eşyalara verilen genel ad.

    MUADİL : Yavaş ve mülayim. Ne pek az, ne pek çok olan. Orta halli. İtidalli.

    Muhabere Borusu Elektrikli muhabere sistemlerinin arıza yapması halinde köpüüstü ile önemli merkezler arasındaki muhabereyi temin etmek üzere gemi dahiline donatılmış pirinç veya bakırdan yapılmış borular.

    MUHAFAZA ETMEK : Korumak, zarar gelmesini önlemek, gözetmek, saklamak.
    .
    MUHAFIZ BOTU : Kraliyet donanmasında muhafız subayı taşıyan tekne.

    MUHAFIZ GEMİ : Bir limanı kontrol altına alan savaş gemisi, karakol gemisi. // Bk. KARAKOL GEMİSİ.

    MUHAREBE GEMİSİ : Yaklaşık olarak 50.000 deplasman tonunda vurucu kuvvete sahip ve korunmak için belirli sürat de, ağır silah ve zırhla donatılmış gemi. // Donanmanın en ağır silahları ile donatılmış vuruş ve duruş gücü çok yüksek olan gemidir. Düşmanın her tip gemisi ile savaşacak güçte olduğu gibi, düşman sahillerinin bombardımanında da çok yüksek ateş gücü ile etkili olur. 45 000 ton ağırlığında olabilir. Güverteleri ve top taretleri kalın çelik zırh ile güçlendirilmiştir.

    MUHARİP : Savaşçı; savaşan.

    MUHARİP GEMİ :Asıl görevi düşmanla savaşmak olan gemi.

    MUHRİP : i. (ar. mu ḫrib’den). Ana görevi torpido atmak olan çok süratli savaş gemisi. // Top, torpido ve denizaltılara karşı çeşitli silahlarla donatılmış, küçük harp gemisi. // Deniz harekatında, yüksek süratleri, manevra yetenekleri ve özel yapıları itibarı ile, çok maksatlı kullanma sahaları bulunan gemi tipidir. Nükleer enerji ile çalışanların bu yetenekleri daha da yükselmiş, donanmaların vazgeçilmez temel gemi tipleri olmuşlardır. // Yüksek sürati, manevra yeteneği ile çok maksatlı kullanma alanı olan bir gemi tipidir. Top, torpido ve diğer silahlarla donatılmıştır. Muhripler 19. yüzyılda kendilerinden küçük torpidobotlarla savaş için ortaya çıkmış, büyük gemilerle savaşmak için de torpidolarla donatılmışlardır. Torpidobotlar zamanla hücumbot oldu, muhripler de 2000-3000 tonluk kruvazörler haline geldi. Muhriplere destroyer de denilir. (Muhripler veya destroyerler*, kendilerinden daha küçük olan torpidobotları topa tutmak için XIX. yy.ın sonlarında ortaya çıktı. Ayrıca, daha büyük gemilere karşı kullanmak üzere torpidolarla donatılmışlardır. Zamanla torpidobotlar ortadan kalktı veya hücumbot oldu; muhripler de 2 000 ile 3 000 tonluk çok hızlı kruvazörler haline getirildi. Bk.DESTROYER.

    MUİMATO : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/muimo...-romorkor.html

    MUKANNEN : Gemilere verilen sarf malzemelerinin (yakıt,yağ vb.)makine veya cihazlarda her bir saatte ne kadarının sarf edilebileceğini belirten çizelgeler.

    MUKAVA : Kalın karton. Oluklu Mukavva iki düz kâğıt kökenli plaka arasına yivle dalga verilmiş kâğıt kökenli malzeme konulması ile oluşturulan malzemedir. Genellikle kutu üretiminde kullanılmaktadır. Oluklu Mukavva , genellikle 0.25 mm kalınlığın üzerindeki kâğıt levhalardan oluşmaktadır. Oluklu mukavva bazen karton olarak anılsa da karton farklı bir malzemedir

    MUKAVEMET : Mukavemet, cisimlerin çeşitli dış etkiler ve bu dış etkilerin neden olduğu iç kuvvetler karşısında gösterecekleri davranış biçimini inceleyen bilim dalıdır. Mekanik biliminin bir alt kolu olan mukavemet bilimi rijit olmayan (şekil değiştirebilen) cisimlerin mekaniği olarak da tanımlanabilir. [1] Rijit cisimler mekaniği, cisimlerin üzerlerine etkiyen dış tesirler ile şekillerini değiştirmediğini kabul ederken, rijit olmayan cisimler mekaniği şekil değiştirmeleri de gözönüne alır. Mukavemet bilimi birçok mühendislik dalının temel konularındandır. Uygulamada; İnşaat, makine, maden, gemi inşaat, havacılık mühendisliği gibi alanlarda yaygın olarak kullanılır. Bir bina kolonunun, uçak kanadının, makine dişlisinin veya bir maden galerisinin maruz kalacakları tesirlere dayanabilecek şekilde tasarlanması mukavemet biliminin uygulamalarına örnek olarak verilebilir

    MUKAYESE : Benzeterek veya karşılaştırarak değerlendirme, karşılaştırma, kıyaslama

    MUM : Mum, parafin, donyağı ya da bunlar benzeri, yavaş yanan bir maddenin, genellikle pamuktan yapılan bir fitilin üzerine döküldükten sonra katılaştırılması yöntemiyle hazırlanan, genellikle silindir biçimindeki ışık kaynağıdır

    MUM BOYA : Mum, terebentin, su ve toprakboyalarla hazırlanan boyamum boyası

    MUM CİLASI : (Cila nedir? ) BKZ....
    Çeşitli eşyaların üzerine sürülerek onlara parlaklık veren, dış tesirlerden koruyan ve şeffaf bir tabaka meydana getiren madde. Cila yapı bakımından, bir esas cila maddesi ve bir de eritici olmak üzere iki unsurun birleşmesinden meydana gelir. Esas cila maddesi reçinedir. Gomalak da kullanılır. Eritici olarak muhtelif çözücüler (alkol, eter, benzen ve benzin gibi) kullanılır. Reçine daha çok ağaçlardan elde edilir. Sarı, kahverengi ve açık kırmızı renkte olabilircila
    Gomalak ise tropikal bölgelerde yetişen bir nevi ağacın, su yürüdüğü zaman özsuyunu emen bir tür böceğin öldükten sonra ağaç gövdesine yapışarak teşkil ettiği tabakadan elde edilir.
    Cila çeşitleri: Yapım şekli, maddeleri ve kullanılma sahalarına göre çok sayıda cila türü mevcuttur. Başlıca cila türleri şunlardır:
    1. Ağaç cilası: Rengi açık sarıdan kahverengi ile kırmızı arasında değişebilir. Cila, sürülmeden yapışkan bir sıvı halindedir. Gomalak veya reçinelerin çeşitli yağ ve alkoller içerisinde eritilmesi ile yapılır.
    2. Mum cilası: % 60 balmumu, % 30 terebentin, % 5 ispirto, % 5 ispermeçet mumu karışımından hazırlanır. Mobilyada, muşambalarda, lambiri ve parke işlerinde kullanılır.
    3. Vernik :Reçinelerin aseton, eter, terebentin, alkol vb. içinde eritilmesi ile elde edilen bir ciladır. Yapım şekli ve kullanılan malzeme özelliklerine göre; yağlı vernik, selülozik vernik ve sentetik vernik olmak üzere üç çeşiti vardır.
    Yağlı vernikler, eritici maddeleri yağ (terebentin vb) olan verniklerdir. Selülozik vernikler, barut pamuğu ilavesiyle çabuk kuruma özelliği kazandırılmış verniklerdir. Vernik cilaları mobilyada, madeni eşyada, izole maddesi olarak, macun yapımında kullanılır.
    4. Maden ve taş cilaları: Maden cilalarının esasını, ince tebeşir tozu, zımpara, arena, Trablus taşı, alçı taşı, ince çakmak taşı ve kuvars tozu, sünger taşı tozu gibi aşındırıcı maddeler teşkil eder. Bunlar toz halinden başka merhem ve macun şeklinde de kullanılabilir.
    Maden cilalarının başında "Viyana kireci" ve "kuyumcu kırmızısı" denilen maddeler gelir. Bütün kıymetli metaller için kullanılan muhtelif terkiplerde cilalar bilinmektedir.
    5. Deri cilası: Terkibi şöyledir: 25 kısım yapışkan laka, 4 kısım reçine sakızı, 100 kısım saf alkol, 1 kısım biberiye yağı ve 20 kısım gomalak. Lakalarla reçine alkolde eritildikten sonra biberiye katılır. Bir kaç gün bekletilip filtreden geçirilir.
    6. Ayakkabı cilası: Terkibi şöyledir: 40 gr ozo kerit, 250 gr seresin, 40 gr carnauba palmiyesi balmumu, 15 gr beyaz balmumu, 0,5 litre terebentin yağı, 7,5 gr muhtelif renkte anilin boyası ve bir koku maddesi. Deri ve ayakkabı cilası yüzey üzerinde su geçirmez, aşınmaya dayanıklı, parlak bir film meydana getirir.
    Sözlükte "cila" ne demek?
    1. Bir yüzeyin dış etkenlere karşı dayanıklılığını artırmak ve dekoratif bir görünüm kazandırmak için kullanılan kimyasal bileşik.
    2. Parlak-lık.
    3. Gereksiz süs, gösteriş.

    MUMLU İP : Bijuteri mağazalarında bu isimle satılan, takı yaparken çok kullanılan ve boncukların kaymaması için özel bi madde ile sertleştirilmiş ipe verilen isim

    MUS : Yelkenli küçük yarış teknesi, Kılıç biçimi salma omurgalı, denize dayanıklı ve çok iyi dümen dinleyen, özellikle gençler için düşünülmüş tek tip bir şarpidir. İki tip yelkenle donatılabilir: tek kişilik tekne için cat boat tipi, iki kişilik tekne için sloop tipi (veya spinnaker). Taşınması kolay ve oldukça ucuz bir teknedir. Özellikleri: boyu, 3,90 m; genişlik, 1,42 m; su çekimi, omurga salınmış iken o,96 m; yelken yüzeyi, 8,10 m²; ağırlık, 85 kg.

    MUSLUK : Takıldığı boru veya kabın içindeki akışkanı, istenildiğinde akıtabilecek bir düzende yapılmış açılır kapanır alet.El yıkamaya yarayan yer, lavabo. Kullanma yerinde suyu açıp kapamakta kullanılan araç.

    MUSON : Muson iklimi, tropikal iklim özellikleri taşıyan Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir. Görkemli yağmur bulutları, aralıksız yağış ve güçlü rüzgarları başta gelen özelliğidir.Yaz mevsimleri yağışlı, kışlar kurak geçer. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir. Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı Savan iklimine göre fazladır.

    MUŞAMBA : Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez.

    MUTEDIL : Yavaş ve mülayim. Ne pek az, ne pek çok olan. Orta halli. İtidalli.

    MUTLAK DEĞER : Bir gerçel a sayısının mutlak (salt) değeri, o sayıyı sayı ekseni üzerinde gösteren noktanın başlangıç noktasından olan uzaklığını ifade eder.

    MUTLAK NEM : (Varolan Nem)1m3 havanın içindeki su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir

    MUTLAK SICAKLIK : Teorik olarak mutlak sıfır sıcaklığına ulaşan (inen) bir maddenin iç enerjisi 0 (sıfır) olacağından daha fazla soğutmak mümkün değildir. Mutlak sıfır moleküllerin durduğu (hareketlerinin çok küçük titreşimlere indirgendiği) noktadır. Mutlak sıfır hesabında ihmal edilen bu titreşimin sebebi sıfır noktası enerjisi denilen enerjidir ve bu enerji maddeden uzaklaştırılamaz. Mutlak sıfır maddelerin ısı basınç diyagramından hesaplanabilir. Örneğin suyun normal atmosfer basıncı altında su-buz su ve su-su buharı hallerindeki ısı basınç diyagramları çizilirse diygramdaki üç eğrinin de skalada mutlak sıfır değerinde birleşeceği görülür

    MUZ GEMİSİ : Muz naklinde kullanılan gemi. // Muz gemileri orta tonajlıdır. Teknesinde birçok yalancı köprüsü vardır. Bu şekilde meyvelerin ezilmesi önlenir ve meyvelerin arasından soğuk hava akımının geçirilmesi mümkün olur. Meyvelerin bozulmadan nakledilmesi için ısının 22°C’ta tutulması gerekir. Bu gemiler, ancak 12 yolcu taşıyabilir. Daha çok sayıda yolcu alırsa, gemi yolcu gemisi niteliğini kazanır, inşaat ve güvenlik bakımından ayrı bir rejime tabi tutulur.

    MÜLAKİ : Kavuşan, buluşan, görüşen, varan, katılan

    MÜREKKEP : Mürekkep çeşitli renklendirici ya da boyalar kullanılarak üretilmiş akışkan bir maddedir. Fırça ya da kalem yardımıyla bir yüzeyi boyamak ya da yazı yazmak için kullanılır. Genellikle demir, sülfat ve az miktarda asit karışımından oluşan açık mavi veya siyah bir çözelti olan mürekkep, bu haliyle soluk göründüğünden içine toz halinde anilin esaslı boya katılmaktadır.[1] Mürekkeplerin ilk örnekleri günümüzden 4.500 yıl öncesinde Çin'de icat edildiği sanılan siyah renkli yazı mürekkepleridir. Bu mürekkepler için çeşitli maddeler ile birlikte yakılmasıyla elde edilirdi. İlk mürekkep fabrikasını 1818 yılında Fransız matbaacısı Pierre Lorilleux kurdu.

    MÜRNEL : Kolları evvela sola, bilahare üç kol bir araya getirilerek sağa bükülmek suretiyle yapılan ince ipler.

    MÜSADEME : Bir geminin seyir halinde iken diğer bir gemiye çarpması

    MÜSADERE : Bir gemiye el koymaK.

    MÜZE : Müze; sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapılardır.Müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek, tarihin eski dönemlerinde yaşamış toplumları bilim ve sanat açısından inceleyerek, hem günümüzü hem de geleceği aydınlatmak, bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarını sağlamak amacıyla oluşturulmuş kurumlardır.Müzelerde bulunan nesnelere ait bilgiler müze içinde ve dışında yazılı ve sözlü olarak açıklanır. Müzeyi gezen ziyaretçilerin müzedeki eserler hakkında detaylı bilgi edinmeleri sağlanır. Onlara müzelerle ilgili bilgiler verilir.Müzeler ülkelerin kültürel değerlerinin oluşmasına önemli katkılarda bulunurlar. Bilim, sanat, folklor ve antika eşyalar gibi çeşitli konulardaki eserleri bir arada sunabileceği gibi doğa, etnografya ve havacılık gibi sadece tek bir konuyu içeren eserleri de sergileyebilirler.
    Konu 3qq tarafından (23.03.2015 Saat 13:45 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •