Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: H

  1. #1
    3qq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    3qq
    Forum Üyesi
    Üyelik tarihi
    17.12.2013
    Yaş
    55
    Mesajlar
    705
    Konular
    86
    Aldığı Beğeni
    77
    Verdiği Beğeni
    209

    Standart H

    H (Hotel): Uluslar arası işaret sancaklarından G harfi Gemide kılavuz kaptan var anlamına kullanılır.

    HAFİF KRUVAZÖR:Bk. KRUVAZÖR.

    HACİM:Bir cismin uzayda kapladığı yer. Geometri ve diğer bilimlerde hacim V ile gösterilir. Uzunluk tek boyuttur. Yüzey veya alan iki boyutlu, hacim ise üç.

    HAKİKİ MEVKİ:Bir geminin, dünya üzerinde enlem, boylam olarak mevkileri belli maddelerden alınan kerterizlerle tespit etmiş olduğu mevkidir.


    HALAS.:Aslında ‘’O’’ Reşit Paşa ismi ile Glasgow’da Fairfield Shipping Co. tarafından 1914 yılında yapıldı. Daha sonra İngiliz hükümeti tarafından satın alınıp ismi ’’Su Cadısı’’ olarak değiştirildi. Kömür taşımacılığında kullanılan gemi 1918 yılında Mondros Mütareke’sinden sonra Türk sularına girince kaderi yavaş yavaş değişmeye başladı. 1923 yılında şehir hatları için kullanılmaya başlayan gemi efsanevi ismini alarak ‘’Halas’’ oldu.

    HALASKAR: Kurtarıcı

    HALAT : 1.)Bitkisel sentetik veya çelikten yapilmis ve bükümlenerek çesitli kollarda biribirlerine sarilmis, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan

    HALAT : 2.)Bitkisel, sentetik veya çelikten yapılmış ve kolların bükümünün aksine kolların bükülmesiyle meydana gelen, bükülmeye ve çekmeye uygun çevresi 2.54 cm ‘den( 1 burgata) büyük olan urgan:

    HALAT BOSA: 1.)Volta edilecek olan halatı tutmak için kullanılan, çımaları güvertedeki mapalar bağlı diğer uçlarında ceviz bulunan kısa halatlar.

    HALAT BOSA.:2.) Demir atıldıktan sonra demirin ağırlığını ırgat üzerinden almak için çımaları güvertedeki mapalara bağlı diğer uçlarında ceviz bulunan kısa halatlar.

    HALAT DOLABI: Kullanıldığı zamanlarda halatların üzerine sarıldığı silindir şeklindeki makaralar.

    HALAT LOCALARI: Halat locaları: İçinden halat geçirilen delikler olup çevresi halatın hasara

    HALAT MATAFYON: Morize ve Borina patalarının geçmesi ve torsolom palangalarının bağlanması için yelkenlerin yakalarına yapılmış olan halat halka.


    HALAT ÜZERNDE YÜK BÜLUNMASI : Gergin veya yük kaldıran bir halatın üzerindeki baskı

    HALAT VERMEK : Yanaşmakta olan tekneden kıyıya halat uzatmak


    HALAT : Bitkisel sentetik veya çelikten yapılmış ve bükümleşerek çeşitli kollarda birebirlerine sarılmış, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan


    HALATI NETA TUTMAK: Halatları roda ederek tekrar kullanmaya hazır bulundurmak

    HALE: Ayın etrafında görülen daire şeklindeki yaygın ışık. Ay etrafında hale görülmesi yakın bir zamanda fırtına çıkacağına işarettir

    HALE : Hâle, gökcisimlerinin çevresinde görülen ışık halkası. Başta Hıristiyanlık olmak üzere bazı dinî çizimlerde kutsal kabul edilen kimselerin başlarının etrafına nurlu olduklarını belirtmek için çizilir.

    HALF TİME.: 1.)Oyunlarda ve çeşitli aktivitelerde, yarı sürenin dolması, devre arası. 2.)Yarım çalışma zamanı


    HALİÇ : Uzunluğu genişliğine nazaran fazla olan ve karaların içine doğru uzayan deniz kısmı. Haliçlerde sular durgun olduğundan gemiler için iyi bir liman sayılır.

    HALİFAX: Bkz. yelkenli gemiler.

    HALİFAX.: Parlaklığı birdenbire artan, değişen yıldız

    HALİKARNAS: Halikarnassos,*Bodrum'un antik çağlardaki ismi.


    HALLAÇ: Pamuğu, yünü yay ya da tokmak gibi bir araçla kabartma, ditme işini yapan araç ve bu aracı kullanan kimse, atımcı.

    HALKA : Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı.

    HALUK ÖZDEMİR BKZ...http://www.modelteknikleri.com/membe...ukozdemir.html

    HAMAK: Gemilerde personelin yatması için kullanılan asma yatak.

    HAMLA: Kürek çekilirken küregin bir periyot içindeki mesafesi [Hamle]

    HAMLA OTURAĞI: Hamlacıların oturduğu oturak

    HAMLA SIVIRYASI: Kıçtan ikinci oturakta kürek çeken.

    HAMLA SIYIRACI:: Sıvırya küreğini çeken ve hamlacının arkasında oturan kürekçi.

    HAMLACI : Kürekli teknelerde serdümene en yakin kürekçi

    HAMULE : Bir gemiye yüklenen her türlü eşya, yük.

    HAMUR : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge .Örnek: Yıllar sonra olaya başka bir açıdan bakabildim. H. Taner
    Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan
    Örnek: Bütün bunlar beni herkesten başka bir insan yapmıyor. H. E. Adıvar
    Konu edilen, bilinenden ayrı nesne ve kimse için teklik veya çokluk olarak başkası, başkaları biçiminde kullanılan bir söz Örnek: Başkalarının otuz liraya yaptığı bir kostümü siz niye seksen liraya yapıyorsunuz? R. N. Güntekin"Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -dan / -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

    HAMİDİYE : Bkz. http://www.modelteknikleri.com/hamid...tograflar.html

    HAMYALI : Serenlerin ve serenlere bağlı yelkenlerin miyama yakalarının tam ortası. Yelken sarıldığı zaman torbalanan orta kısmını kaldıran selviçe

    HAMYALI ASTARI : Yelkenin hamaylı selviçesinin bağlandığı kısmı kuvvetlendirmek için dikilen üç köşe bez

    HAMYALI YAPRAGI : Seren yelkenlerinin tam ortasındaki yelken bezi

    HANDLE : Ellemek, dokunmak, eline almak, idare etmek, kıvırmak, kullanmak, ele almak, işlemek, başa çıkmak, üstesinden gelmek, geçinmek

    HANDY. Konteynırlarda 1000 ? 1999 TEU arası kapasiteye sahip gemi tipidir

    HANDY MAX: Dökme yük gemileri ve tankerlerde 35.000 ? 49.999 DWT arası kapasiteye sahip gemi tipidir

    HANDY SİZE: Dökme yük gemileri ve tankerlerde 20.000 ? 34.999 DWT arası kapasiteye sahip gemi tipidi

    HANTAL : Olağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan, ince karşıtı .

    HAP/ HAP ETMEK : Dökme yükün iyi istif edilmesi ve dökülen yerde boşluk bırakılmaması.

    HARBİ : Kilitlerin açık bulunan taraflarındaki uçlarda bulunan yuvalardan geçirilen demir çubuklar.

    HAREKAT : Askeri bir amaçla yapılan eylem


    HARİTA : Yeryüzünün tamamının veya bir kısmının bir ölçeğe göre küçültülerek bir plan üstünde gösterildiği çizim.

    HARİTA ALANI : Bir komutan emrindeki savaş gemilerinin harekat yaptıkları deniz sahası.

    HARİTA FOLYOSU. Belirli bir bölgeye ait haritaların numara sırasına göre yerleştirilmesi.

    HARİTA GEMİSİ: Deniz haritaları yapmak üzere, özel olarak inşa edilmiş ve haritacılık aletleriyle donatılmış gemi.

    HARİTA KAMARASI: Seyir haritaları ile aletlerin bulunduğu dümen evine yakın mahal.

    HARİTA NUMARASI : Haritaların tanınması için sağ alt ve sol üst köşelerine yazılan üç veya dört rakamlı numaralar. İlk iki rakam haritanın ait olduğu folyoyu, sonra gelen rakamlar haritanın folyo içindeki sırasını gösterir.

    HARMANLAMAK : Bir gemi ve deniz aracının küçük bir dümen açısı kullanarak büyük bir devir dairesi çizmesi suretiyle seyretmesi.

    HARMANLAMAK : Bir gemi ve deniz aracının küçük bir dümen açısı kullanarak büyük bir devir dairesi çizmesi suretiyle seyretmesi.

    HARP CERİBESİ : Olayları günü gününe ve saati saatine yazmak için tutulan basılı evrak.

    HARP HASTANESİ :Savaşta yaralanan personelin tedavilerinin yapılması için gemi içinde hazırlanan uygun yer

    HARP İSKELESİ : Geminin esas iskeleleri indirilmeden gemiye girip-çıkmayı sağlayan ve bordadan sarkıtılan halattan veya metalden yapılmış basamaklı iskeleler

    HASAR RAPORU : Çatma, oturma, denize yük atma, yangın ve diğer benzeri sebeplerle tekne ve yükte meydana gelen hasar ve ziyanın sebep ve sonuçları ile ilgili olarak gemi personeli ve diğer ilgililerce hazırlanan rapor.

    HASSAS MASTER : Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan

    HASSAS PERDAHLAMA : Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan.

    HASSASİYET : Bir uyarıma. karşılık, alınabilen tepkinin uyarıma oranı ile ölçülen niteli.

    HASTANE GEMİSİ : Görevlerde kullanılamazlar. Kızılay ve benzeri kurumların görevlileri hariç, yolcu ve yük taşıyamazlar. Bununla birlikte savaşta, muharip devletler tarafından kontrol edilebilirler, asli maksatlarından gayrı işte kullanılanlar zapt ve müsadere işlemine tabidirler. Bu gemilere her bakımdan mümkün olan her türlü yardım yapılır ve öncelik tanınır. 1907 Lahey sözleşmesine göre hastane gemileri üç sınıfa ayrılmıştır: 1. askeri hastane gemileri, devlet gemisi olarak askeri personelle donatılmış gemiler; 2. özel hastane gemileri, (harp içinde bir memlekette özel şahıslar veya resmen tanınmış yardım kurumları tarafından donatılarak bağlı bulunduğu devlet tarafından bu işi yapmağa yetkili gemiler); 3. tarafsız hastane gemileri (tarafsız bir ülkenin ya tamamıyla veya kısmen özel teşebbüsü ya da resmen tanınmış bir yardım kurumu tarafından bu işi yapmağa yetkili kılınmış gemileri)

    HAT SANATI : Farklı yazı sistemlerinde farklı şekillerde, farklı coğrafyalarda ortaya çıkmış olan hat sanatı, özellikle matbaa öncesinde büyük önem arz etmiştir

    HATCH BOAT : Yarım güverteli ve tutulan balıkların içeri konulmasını temin için ambar ağzı olan balıkçı teknesi.

    HATVE : Büyük hızla atılan ve bu sırada edindiği devinirlik ile devinimini sürdüren nesne.

    HAVA : Hava, dünyayı çevreleyen renksiz ve kokusuz*gaz*kütlesidir

    HAVA ÇELİĞİ : Ostenitleme sıcaklığından havada soğutulunca, perlit ve beynit dönüşümüne uğramadan martensite dönüşerek sertleşen çelik

    HAVA DİRENCİ : Hava ortamında hareket eden cisimlere, hareket yönlerine ters yönde etki eden kuvvetin yaptığı dirençtir

    HAVA FIRÇASI : Bkz.. Aır-Brush.

    HAVA YASTIKLI TEKNE :Satıhla tekne arasında oluşturulan bir hava yastığı üzerinde ve zemine temas etmeden hareket edebilen bir tekne tipi. // Deniz yüzeyi ile tekne arasında oluşturulan bir hava yastığı üzerinde ve yere temas etmeden hareket edebilen bir tekne tipi. Bk. HOVERKRAFT.

    HAVA YEMAK/DENİZ YEMEK : Denizde şiddetli fırtınaya tutulmak

    HAVALANDIRMA IZGARALARI YAPIMI : Izgara (Petek) Yapımı

    HAVALI MAFSAL : Birbirine bağlanmış parçaların her yönden dönmesini sağlayan bağlantı ögesi.

    HAVALI MASTER : Sıkıştırılmış hava ile çalışan*

    HAVACILIK : İnsanlar tarafından üretilmiş hava taşıtlarıyla uçmak ya da uçmak için gerekli olan makinaların tasarımıyla veya bakımlarıyla uğraşmak demektir.

    HAVUZ : Gemilerin karinalarının temizlenmesi, boyanması ve onarılmasına ihtiyaç duyulduğunda içerilerine istenildiği zaman su alınan veya içerilerindeki suyu boşaltabilen etrafı duvarlı çekek yerleri; Gemilerin baş kasarası ile köprüüstü, köprüüstü ile kıç kasarası arasında kalan boşluk

    HAVUZ SÖRVEYİ : Geminin havuza alınmak suretiyle, yetkililer tarafından su altında kalan tekne kısımları ve donanımlarınınkontrollerinin yapılması.

    HAVUZLUK : Yelkenli veya kürekli bir teknede kıç tarafta topluca oturulacak yer.

    HAVYA : Havya, elektrik ve elektronik devrelerde elemanları birbirine lehimlemek için gereken yüksek ve hızlı ısıyı sağlayan alet

    HAVYAR KESMEK : Gerektiği şekilde ve usulüne uygun olarak çalışmamak, tembellik etmek.

    HAYBACİ : Demir ırgatını çalıştırmak suretiyle demir zincirini denize vermek.

    HAYEL kit : BKZ http://www.modelteknikleri.com/yelke...en-goktas.html
    .

    HAZIRLAMAK : Bir şeyi kullanılacak, yararlanılacak duruma getirme

    HAZIRLIK MEKTUBU :Geminin her bakımdan yüklemeye veya tahliyeye hazır olduğunu gösteren ve kaptan yada acentesi tarafından taşıtan, yükleyici, kiracı yada yükün alıcısına verilecek olan ihbar mektubu.

    HEDEF : --Eğitim ve atışlarda kullanılan nişan noktası.--

    HEDEF ÇEKMEK : Bir hedefi yedeğe alarak istenilen yönde ilerlemek

    HEDEF GEMİSİ :Hedef yerine kullanılan gemi.

    HEDEFE :Pusula üzerine konularak kerteriz açısını almaya yarayan bir seyir aleti.

    HEDEFLEMEK :Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek*

    HEKTOLİTRE : Yüz litrelik hacim ölçüsü birimi

    HELE: Özellikle Örnek: O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör / Dünyayı hele sen bir barış olsun dagör. M. C. Anday
    "Sonunda" anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir söz.
    Uyarma, korkutma veya söz verme anlatan bir söz.

    (C.: Halat) Ay ağılı, daire-i kamer. (Osmanlıca'da yazılışı: he'le (hâle))

    HELEZONİ YAY : Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen, Helisel, helezoni.

    HELİKOPTER GEMİSİ : Helikopterler için uçuş güvertesi bulunan savaş gemisi Komando ve hücum görevleri yapan personelin taşınmasında eğitilmiş helikopter gemileri, bazı hallerde denizaltılarla mücadeleye katılırlar. A.B.D. ve İngiltere’de bu gemilerin çoğu tadil edilmiş uçak gemileridir. (Thetis Bay, Boxer ve Albian, Balvark). A.B.D. bu tip gemileri yapmak için bir program uyguladı ve 18 000 tonluk....

    Helikopter Gyroları : Gyro dediğimiz elektronik cihaz temel olarak açısal hareketi denetler ve bu hareketi engellemek için sinyal gönderir

    Helikopter Palleri : Pervane iki ya da daha fazla*palden*meydana gelir. Pervane*palinin*profili uçak kanadının profili ile aynıdır.*Helikopterin*motoru*palleri*döndürür

    HELİKOPTER : Helikopter, dikey kalkış ve iniş yapabilen döner kanatlı bir hava taşıtıdır. İsmin kökü yunancada heliko pteron yani hareketli kanatlar anlamından gelir.

    HELİS AÇISI : Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye

    HELİS AÇISI : Helis (talaş) açısı. matkapta...

    HELİS DİŞLİSİ Dişlerin, teker ekseni ile bir açı yapacak biçimde dizili olduğu dişli

    HELİS MATKAP UCU : !teker ekseni ile bir açı yapacak biçimde dizili olduğu dişli.

    HELOJEN : Halojenler,*periyodik tablonun*7A grubunda bulunan, tepkimeye eğilimli*ametallerdir. Bu gruptaki elementlerin hepsinin*elektronegatifliği*yüksektir. Elektron alma eğilimi en yüksek olan elementlerdir. Doğada elementel olarak değil,*mineraller*halinde bulunurlar.*Element*halinde 2 atomlu moleküllerden oluşurlar. Oda koşullarındaflor*ve*klor*gaz,*brom*sıvı,*iyots a*katı haldedir.*Erime*ve*kaynama noktaları*grupta aşağıdan yukarıya*doğru azalır.*Zehirli*ve tehlikeli elementler olarak bilinirler.Halojenler*metallerle*reaksiyona girerek iyonik tuzları oluştururlar.

    HELOZON : Sarmal (helis, heliks veya*helezon), burgu şekilli, üç boyutlu bir şekildir. Sarmal şekilli gündelik nesnelere örnek olarak silindirik yay, vida, ve minare merdiveni*..

    HELYOSTAT : Güneş ışığını bir ayna vasıtasıyla yansıtmak suretiyle haberleşmeyi sağlayan alet.

    HELYUM : Hidrojenden*sonra en hafif gazdır. Renksiz, kokusuz olmakla beraber soy gaz olduğu için tepkimeye girmez ve bu yüzden eylemsizdir.*Soy gazların*son yörüngelerindeki*elektron*sayısı o yörüngenin maksimum elektron bulundurma kapasitesi kadardır, yani o yörünge ne kadar elektron alabiliyorsa o kadar olur. Helyum'un*atom numarası*ikidir (2), her elementte de olduğu gibi, helyumda da ilk elektron yörüngesinin maksimum alabildiği elektron ikidir.

    HERMAFRODİT BRİG : Brigantinin eski adı, sübye ve kabasortalı yelkenli tekne. // Pruva direği kabasorta, pupa direği gradin yelkeni olan gemi. Bk.BRİGANTİN.

    HEYA MOLA : Denizcilerin ve balıkçıların yelken açarken veya kürek çekerken gayrete gelmek için söyledikleri söz.

    HEYAMOLA : Verimin artırılması ve gayret edilmesi için söylenen sözcük.

    HEYBOCİ : Bkz..Ayboci.

    HEYKEL : Heykel, sanatsal bakış açısıyla meydana getirilmiş üç boyutlu formlara denir.*Heykeltemelde mekânın kapsanması, kavranması ve mekân ile ilişki kurulması

    HEYKELTIRAŞ :Taş,*beton, demir,*sac, bronz, ağaç, polyester gibi maddeleri işleyerek anıtlar, abideler çeşitli şilt, plaket veya süs eşyaları yapan kişidir.

    HIRÇA : Zincirin zincirlikte yada volta edildiği yerdeki ucu.

    HIRÇA MAPASI : 1.)Kıyıların biçimini, denizlerin derinliğini, met ve cezir yüksekliğini, deniz akıntıları gibi denizlerle ilgili hususları inceleyen bilim dalı.

    HIRÇA MAPASI : Zincirin zincirlikteki çımasının omurgaya bağlandığı kilit*

    HIRDAVAT : Hırdavat malzemeleri çok geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.alet edavat ıvır- zıvır malzenelerin genel adı.

    HISA ETMEK :Bir seyi karşı tarafa, yukarıya kuvvet uygulayarak kaldırmak.

    HİDROFOİL : [haydrofoyl] i. (ing. k.). Gövdesinin altında, kollar veya payandalarla tutturulmuş enine kızaklar bulunan motorlu tekne.

    HİDROLİK : Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik

    HİDROLİK PRES : Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen (makine, cendere vb.)

    HİDROLİK VARGEL : Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası.

    HİDROMETRE : Met cezir olayının yönünü ve yüksekliğini ölçmekte kullanılan alet.

    HİGROMETRE : Havada, atmosferde bulunan nem miktarını ölçen cihaz

    HİLTİ : Tum darbeli matkaplara dahalk arasında*hilti*denmektedir. ... kurucusu prof. martin*hilti*olup sirket hala*hilti*ailesinin baskanliginda yonetilmektedir.
    HİNGES : Kontrol yüzeylerini uçağa bağlayan parçalardır. Çok çeşitleri vardır.

    HİPOİD DİŞLİ : Kesişmeyen dingillerde gücü aktarmak için kullanılan dişli türü

    HİSA : Herhangi birşeyi yukarıya kaldırmak, çekmek.

    HİSA ETMEK : Bir şeyi yukarı kaldırmak. [Hisa sancak, hisa kürek]*

    HİSA KÜREK:Filika küreklerinin tutamaçlarından aşağıya doğru basılarak, palaların yukarı kaldırılarak dik tutulmaları için verilen emir.

    HİSA PURUVA : Puruva kürekçilerinin küreklerini hisa kürek yapmaları için verilen emir.

    HİSA SANCAK/ TOKA SANCAK : Harp gemilerinde sabahları saat 08:00'da sancağın kıç göndere veya gize merasim töreni ile çekilmesi

    HİZMET GEMİSİ : Bilim, sondaj, fabrika, kurtarma, yangın söndürme, kablo döşeme, tarak, maçuna, klepe, römorkör, algarna, kontrol motoru, dalgıç aracı, personel taşıma vb. özel hizmetlerde kullanılan gemiler

    HİZMET veya SERVİS TEKNESİ : Bilim, sondaj, fabrika, kurtarma, yangın söndürme, kablo döşeme, tarak, maçuna, klepe, römorkör, algarna, kontrol motoru, dalgıç aracı, personel taşıma vb. özel hizmetlerde kullanılan gemiler

    HMS : Gemi ön adı*genellikle kısaltma şeklinde, bir takım kelimelerin*askeri*ya da*sivil*gemilerin isminin önünde kullanılmasıdır..

    HOBİ : Hobi*veya*uğraşı, yapılması gerekli veya zorunlu olmayan kişinin kendi mesleği dahilinde veya farklı meslek türüne giren genellikle boşta kalan zamanları değerlendirme amacıyla yapılan yetenek beceri geliştirici oyalayıcı iş fiil faaliyetlerinin bütününe verilen genel adlandırma

    HOKKA : İçine mürekkep, macun, boya vesaire konan küçük yuvarlak malzeme. Arapça bir*kelime*olup "küçük kutu" manasındadır. İçine konan maddelere göre de*ad*alır. "Macun hokkası, boya hokkası, mürekkeb hokkası" gibi. Ancak daha çok mürekkeb için kullanılır

    HOMOJEN: Birden fazla maddenin kimyasal özellikleri değişmeyecek şekilde istenilen oranda bir araya getirilmesiyle oluşan madde topluluğuna karışım*

    HONLAMA: zımpara taşının silindir veya burç içinde döndürülerek*talaş kaldırma işlemidir

    HOOKER : Balıkçı, istiridye teknesi. // Bir çeşit yelkenli tipi. “Hawker”dan gelme.

    HOPARLÖR: Elektrik akımı değişimlerini ses titreşimlerine çeviren alettir. 1920 yıllarında elektrikli ses dalgalarının kaydedilip yayınlanmasına imkân sağlar.

    HOUSEBOAT: Ev olarak kullanılan gemi, köşklü tekne.

    HOVERKRAFT: i. (ing. to hover, dolanarak uçmak ve craft, deniz teknesi > hovercraft’tan). Hem karada hem denizde gidebilen, fakat daha çok denizcilikte kullanılan ingiliz yapısı hava yastıklı taşıt. Bk. AEROGLİSÖR. // Hava yatakları üzerinde seyreden tekne. Bk. HAVA YASTIKLI TEKNE. Hoverkraft’ın gövdesi altında, çan şeklinde bir hava haznesi bulunur; bu haznenin halka şeklindeki yarığından hava üflenir ve çanın etrafında, gövdeyi su üstüne kaldırmak için yeterli basınç yaratan bir hava perdesi meydana gelir. 1959 yılında C.Cockerell tarafından inşa edilen deneme taşıt, SNR 1’den sonra, bir İngiliz inşaatçılar (Westlan, Wickers) şirketi tarafından, 38 yolcu taşıyabilen 10 ton ağırlığında SNR 6 ve SNR 4 (160 ton, 500 yolcu) gibi daha güçlü taşıtlar gerçekleştirildi.

    HUMBER KEEL : Düz bordalı, küt baş ve kıçlı, düz karinalı Humber ve Yorkshire sularında kullanılmış yelkenli .

    HURDACI : Kullanım dışında olan malzemenin posasıdır.*Hurda*birçok materyali içinde barındırabilir.*Hurda*türevleri olarak en yüksek değerli olanlar metal.

    HURİ:Tek parça kütüğün oyulması suretiyle yapılan ince yapılı kürek veya yelkenle hareket eden tekne.

    HUŞ AĞACI.:Adi*huş*(Betula pendula), huşgiller (Betulaceae) familyasından 30 m'ye kadar boylanabilen*ağaç*veya ağaççık formunda bir*huş*türü

    HÜCUM ÇIKARMA GEMİLERİ:Amfibik bir harekatta, kıt’a araç,*gereç ve malzemeleri çıkarma yapılacak kıyıya ya da açığında bulunan çıkarma araçlarına taşıyan gemiler.
    Hücum birlikleri ile malzemeye sahip, çıkarma harekatında kullanılan amfibi teknelerin tümü.
    blş. i. (ar. hücum ve ing. –boat’tan hücum-bot). Bir çeşit küçük su üstü savaş gemisi. // Torpidobot’tan sonra ortaya çıkan, torpido atan, topu da olan küçük fakat çok süratli teknelerdir. // Görevi hücum etmek ve ana silahları torpitolar olan küçük fakat çok hızlı savaş gemileri. Ayrıca keşif, karakol ve denizaltıları avlama görevlerini de yaparlar. // Yüksek süratleri ve manevra yetenekleri yanında, küçük yapıları, düşman tarafından tespitinde güçlük yaratır. Taşıdığı güdümlü mermiler ile çok uzak mesafelerden hedefini tahrip eder. Hücum maksadı dışında, mayın harbi ve baskın şeklinde hareket yapan gemilerdir. Genellikle 60-200-400 ton arasında inşa edilirler, süratleri makine sistemlerine göre 40-50 knot arasında değişir. 1915’te italyan ve ingiliz bahriyeleri 5-20 tonluk ve 30-35 mil hızında, içten patlamalı motorlarla donatılmış, top, torpido, mayın, su bombası ile silahlandırılmış ve denizaltılara karşı kullanılmak üzere hücumbotlar yaptılar. İtalya’da bunlara Motoscafi antisommergibili (MAS), İngiltere’de Coastal Motor Boat (CMB) denildi. Bazı MAS’lar, limanlardaki engelleri aşmak üzere çelik telden yapılmış ağları kesecek şekilde donatıldı. İki dünya savaşı arasında hücumbotlar denizaltı avcı botlarından çok üstün olan süratleriyle (15-18 mil yerine 40 mil) ve taşıdıkları torpido silahı ile ayrıldı; denizaltı avcı botlarında genellikle yalnız denizaltılara karşı gerekli silahlar (bomba, roket v.b.) vardı. İkinci Dünya savaşında hücumbotlar dar denizlerde, tam yol ile seyir etmelerini sağlayan kıyı yakınlarında (Orta Akdeniz, Pasifik) kullanıldılar. İtalyanların MAS’larına ve Almanların Schnellbooten’lerine, İngilizlerin MTB ve Amerikalıların PT’leri karşı çıktı. Birbirine benzeyen bütün bu tekneler, 50 tonluk ve 40-50 mil süratindeydi; 2-4 torpido taşırlardı. Bu hücumbotlardan başka, arama-kurtarma, mayın arama-tarama, karakol, sahil gözetleme, denizaltı avcı botlarına yakın tipte hücumbotlar da vardır. Savaşın sonunda Almanlar ve İtalyanlar küçük boyda (birkaç tonluk) ve baş tarafına patlayıcı madde yerleştirilmiş bir hücumbotu hizmete soktular (explosive boat). Hücumbotu kullanan kişi tam kıçta, havaya fırlayan bir koltuk üzerinde otururdu. Hücumbotu hedefine çarpmadan az önce, yüzücü bir şamandıra ile havaya fırlayan kaptan kurtulurdu. Seri halinde yapılabilen ve ucuza imal edilen hücumbotların yapımı devam etmektedir. Bugün kullanılan hücumbotlar, 200-300 tonluk, iki, üç veya dört pervaneli, benzin motorlu, 30-45 mil süratinde gemilerdir. Radar, telsiz ve telsiz telefonla donatılır. Tahtadan, saçtan, alüminyumdan yapılır. Esas silahı torpidodur. Bu silahı geceleri düşman gemilerine karşı kullanılır. 2-7 Torpidosu, birkaç füzesi, su bombası vardır. Bazıları mayın dökücü olarak da kullanılır.

    HÜCUM ÇIKARMA GEMİLERİ :Hücum birlikleri ile malzemeye sahip, çıkarma harekatında kullanılan amfibi teknelerin tümü.

    HÜCUMBOT veya HÜCUMBOTU:blş. i. (ar. hücum ve ing. –boat’tan hücum-bot). Bir çeşit küçük su üstü savaş gemisi. // Torpidobot’tan sonra ortaya çıkan, torpido atan, topu da olan küçük fakat çok süratli teknelerdir. // Görevi hücum etmek ve ana silahları torpitolar olan küçük fakat çok hızlı savaş gemileri. Ayrıca keşif, karakol ve denizaltıları avlama görevlerini de yaparlar. // Yüksek süratleri ve manevra yetenekleri yanında, küçük yapıları, düşman tarafından tespitinde güçlük yaratır. Taşıdığı güdümlü mermiler ile çok uzak mesafelerden hedefini tahrip eder. Hücum maksadı dışında, mayın harbi ve baskın şeklinde hareket yapan gemilerdir. Genellikle 60-200-400 ton arasında inşa edilirler, süratleri makine sistemlerine göre 40-50 knot arasında değişir. 1915’te italyan ve ingiliz bahriyeleri 5-20 tonluk ve 30-35 mil hızında, içten patlamalı motorlarla donatılmış, top, torpido, mayın, su bombası ile silahlandırılmış ve denizaltılara karşı kullanılmak üzere hücumbotlar yaptılar. İtalya’da bunlara Motoscafi antisommergibili (MAS), İngiltere’de Coastal Motor Boat (CMB) denildi. Bazı MAS’lar, limanlardaki engelleri aşmak üzere çelik telden yapılmış ağları kesecek şekilde donatıldı. İki dünya savaşı arasında hücumbotlar denizaltı avcı botlarından çok üstün olan süratleriyle (15-18 mil yerine 40 mil) ve taşıdıkları torpido silahı ile ayrıldı; denizaltı avcı botlarında genellikle yalnız denizaltılara karşı gerekli silahlar (bomba, roket v.b.) vardı. İkinci Dünya savaşında hücumbotlar dar denizlerde, tam yol ile seyir etmelerini sağlayan kıyı yakınlarında (Orta Akdeniz, Pasifik) kullanıldılar. İtalyanların MAS’larına ve Almanların Schnellbooten’lerine, İngilizlerin MTB ve Amerikalıların PT’leri karşı çıktı. Birbirine benzeyen bütün bu tekneler, 50 tonluk ve 40-50 mil süratindeydi; 2-4 torpido taşırlardı. Bu hücumbotlardan başka, arama-kurtarma, mayın arama-tarama, karakol, sahil gözetleme, denizaltı avcı botlarına yakın tipte hücumbotlar da vardır. Savaşın sonunda Almanlar ve İtalyanlar küçük boyda (birkaç tonluk) ve baş tarafına patlayıcı madde yerleştirilmiş bir hücumbotu hizmete soktular (explosive boat). Hücumbotu kullanan kişi tam kıçta, havaya fırlayan bir koltuk üzerinde otururdu. Hücumbotu hedefine çarpmadan az önce, yüzücü bir şamandıra ile havaya fırlayan kaptan kurtulurdu. Seri halinde yapılabilen ve ucuza imal edilen hücumbotların yapımı devam etmektedir. Bugün kullanılan hücumbotlar, 200-300 tonluk, iki, üç veya dört pervaneli, benzin motorlu, 30-45 mil süratinde gemilerdir. Radar, telsiz ve telsiz telefonla donatılır. Tahtadan, saçtan, alüminyumdan yapılır. Esas silahı torpidodur. Bu silahı geceleri düşman gemilerine karşı kullanılır. 2-7 Torpidosu, birkaç füzesi, su bombası vardır. Bazıları mayın dökücü olarak da kullanılır.

    HÜNER:1. Bilme, bilgi, mârifet, mâlûmat: O da bir hünerdir. 2. Ustalık, ihtisas, maharet: Bunu yapmak için hüner ister.

    HÜNKAR GEMİSİ:Padişahlara mahsus, baştarda cinsinden gemi. (Diğer baştardalar gibi yirmi altı veya otuz altı oturaklı olurdu. Uzunluğu 210-216 kadem arasında değişirdi. Her bir küreği yedişer nefer çekerdi. Baş tarafında üç top, çıkmaları üzerinde de dört veya beş harf top bulunurdu. Diğer gemilerden ayırmak için direk, tekne ve kürekleri yeşile boyanırdı. Sancağı da yeşil olurdu. “Vardiya başı” geminin reisi idi.

    HÜNKAR KAYIĞI:Padişahların gezme veya resmi ziyaretlerde bindikleri kayığa verilen ad. (Bu kayıkların som gümüş parmaklıkları ve yine gümüşten dört sütun üzerinde duran bir köşkü vardı. Köşkün döşemesi kırmızı saçaklı çuhadan olurdu. Kayıkta üç tane fener bulunurdu. Padişah köşkün içinde oturur, arka tarafta dümende ise bostancı başı dururdu.
    Eklenen Resimlerin Önizlemeleri Eklenen Resimlerin Önizlemeleri H-b-1-.jpg  
    Konu 3qq tarafından (02.07.2015 Saat 23:44 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •