Modelcilik hayatına bir pistole edinerek devam eden her modelci, kokudan rahatsız olarak bir çözüm aramaya başlar. Bu çözümlerden en uygunu, şartlara uygun bir boyahane üretmek/ürettirmek ve boya işlemlerini bunun içinde sürdürmektir. Birkaç denemenin ardından işe yarayan bir boyahane elde etmiş bir modelci olarak paylaşmayı borç bildim.

Sıfırdan başlarsak… Boyahane bizim için nedir? Asıl görevi boşa püskürtülen boya ve inceltici buharını tahliye ederek, modelciye uygun bir çalışma ortamı sağlayan bir kutudur. O zaman, seçeceğimiz malzemeler ve boyahane inşaatımızda bu şartları sağlayacak en basit kutuyu yapma amacıyla yola çıkıyoruz. Malzemeleri edindiğim yerleri elimden geldiğince İstanbul için belirtmeye çalışacağım.

İlk olarak üretim malzemesiyle başlayalım. Tiner gibi eritme ve tahrip gücü yüksek kimyasallar kullanacağımıza ve birkaç parçadan oluşan bir şey yapacağımıza göre, ucuz ve dayanıklı bir malzeme bulmamız şart. Boyahane maceralarımda Barkın Bayoğlu ile beraber ürettiğimiz ilk boyahanemiz strafordan oluşuyordu(yanlış da olabilir, binaların dış yüzeylerine yalıtım için kapladıkları naneden bahsediyorum). Bauhaus gibi yapı marketlerde bulunabiliyor ve ucuz. Dezavantajı, gevrek bir malzeme olmasıdır. İçine çivi veya vida çakılmaz, parça kesmek ve şekil vermek oldukça zahmetli bir iştir ve tinere çok maruz kalırsa eriyebilir. Benim ilk boyahanem bu malzemedendi, bendeki problem Terminatör T-900 modeli temizlikçimizin boy hedefi haline gelince straforların çatlayıp kırılması ve tüm aletin çökmesiydi. Bir de straforlar çok tuhaf renklerde olduğundan estetik kaygısı taşıyorsanız hiç uygun değildir.

İkinci denemede yine ucuz ve bu sefer çivi çakılabilir bir malzeme olan beşinci elementi kullandım(bildiğimiz TAHTA yani). Bu aşamada marangozluk hobisi olan bir arkadaşımın çok yardımı dokundu, imkanınız varsa yardım alın veya biraz pratik yapın derim. Tahta, yanma riski taşısa da, gerek birleştirmek, gerek temizlik kolaylığı ve gerekse ucuzluğu nedeniyle ideal malzeme. Bulunma yeri benim için Bauhaus, "kenar bantı" denen malzemeden edinip kenarları kapatmayı da unutmayın.

Üzerinde çalışacağımız satıhın çok kirleneceğini de göz önünde bulundurarak, boyahanemizin tabanı için ayrı malzeme kullanmanın daha uygun olacağını düşündüm. Bu konudaki malzeme fikri Barkın'ın bana ilham vermesi için gösterdiği bir boyahaneden geldi, mal bildiğimiz CAM. Cam tinerle silinip kolayca temizlenebildiği ve bıçak,vs ile hasar verilemediği için boyahane bitince tabana kaymaz ayaklarla oturtup tepesinde boya yapmak için çok ideal. Son olarak, bize bir ışık kaynağı, kuvvetli bir fan, açma/kapama düğmesi, elektrik kabloları, fiş ve fan için bir filtre lazım.

Gelelim üretime. Boyahane yapmak için ilk önce fanı koyacak bir yere ihtiyacımız var. Boyahaneyi bir kutu olarak düşünürsek, tek yüzü zaten açık olacak(orada biz varız boya yapıyoruz), sağa ve sola da fan koymak akılcı olmaz. Bu durumda üç seçeneğimiz kalıyor, tavan, taban ve karşı duvar. Akla ilk gelen ve estetik olarak en iyi duran şekil, fanın tavanda olması. Fakat pratikte böyle değil. Gerek internette okuduğum makaleler, gerek şahsi tecrübem ve gerek mühendis (biraz da ukala) arkadaşlarımın görüşleri, tavana fanı koymanın en kötü çözüm olduğunu gösteriyor. Merak edenler için, açıklaması şu: Biz öne doğru boya yaptığımızda, fan serbest kalan partikülleri yukarı çekiyor. Fakat, bu sırada fan yerçekimiyle savaşmak zorunda ve karşısında zaten dolu olan taban bulunduğu için hava çekişi de nispeten düşük. Bu durumda, boya partiküllerinin bir kısmı havada kuruyor ve fanın çekiminden kurtulup yerçekimine uyarak modelin üzerine iniş yapıyor. Bu da kumlanma gibi bir kötü bir etki yaratıyor modelin üzerinde.

Üç seçenek içinde en iyisi fanı tabana yerleştirmek. Tabana yerleştirilen fan, çekim gücü olarak karşısında tavan olduğu için yine ideali yakalayamasa da, yerçekimiyle aynı doğrultuda çalıştığı için bu açığını kapatıyor ve kumlanma gibi bir riski ortadan kaldırıyor. Fakat, elde üretim için de en çok teknik zorluk çıkartacak model bu. Ben işi tembelliğe vurarak bu modeli de geçtim.

Son seçeneğimiz, fanı tam karşımıza koymak. Bu seçenekte, fan tam havayı ve boyayı ona doğru iten pistolenin karşısında bulunacağı için ideal çekiş sağlanabiliyor, kumlanma da olmuyor. Fakat artakalanlar etrafa bulaşıp etrafı tozutacağı için boyahaneyi boş ve temiz tutmak şart. Uygulama kolaylığını da göz önünde bulundurup bu modeli üretmeye karar verdim ben de.

Üretim için, benim seçtiğim kutu modeli bir dikdörtgenler prizması. Bunun nedeni, içinde çalışmak, odaya koymak ve ekleme/çıkartma yapmak gerekirse ayarlamalar için ihtiyacıma uygun olması. Kullandığım ölçüler 70cm(boy)X60cmX60cm(iç çalışma mekanı), 2şer cm de et kalınlığı var tahta için. Fan arka duvarda tam ortada duruyor, yuvarlak girişi açabilmek için dremel kullandık. Fanın hemen önünde aspiratör filtresi var. Ben kullanım rahatlığı için ışığı kaynağını florasan olarak seçtim ve tavana öne doğru tutturdum, doğru boyutta ince bir tahta parçasıyla da gizledim. Koyacağım yere uyarlayıp ışık ve fanın açma/kapama düğmelerini de yine dremelle yer açarak sol tarafa koydum. Elektrik bağlantısı için kabloları çektik, matkapla kablo geçirmek için delik açtık, kabloları saklamak kasacağı ve mal tahta olduğu için kablolar açıktan geçiyor. Bunları bağlarken de ufak bir hata yaptığımız için problem çıktı, elektrikçiye hallettirdik, size tavsiyem kafanızda soru işaretleri varsa bir elektrikçiye bağlantıları yaptırmak. Bitmiş hali şöyle bir şey oluyor:

Gelelim detaylara. Florasanın gözünüze gözünüze ışık vermesini engellemek ve aynı zamanda kapalı tutmak için normal tahta yerine şöyle ince bir parçayla kapatabilirsiniz:


Bahsi geçen açıktaki eletrik kabloları:


Sol taraftan görünüş, açma kapama düğmesi:

Gelelim çok önemli bir konuya: Fan tercihi. Benim deneyimlerime göre, normal kahve veya mutfaklarda kullanılan fanlar bizim gibi ufak bir alanı bir anda yoğun tiner buharı ve boyayla dolduranlar için etkisiz. Böyle bir fan kullanımında çok az tahliye ve çekiş olduğunu, tiner buharının sizinle dalga geçer gibi boyahane dışına yayılarak ev halkının tepkisini çekeceğini göreceksiniz. Bu durumda ne yapmalı? 2 katı para verilip, 10 kat daha çok iş yapacak "Salyangoz" fan alınmalı. Salyangoz fanlar, yapıları gereği daha az elektrik tüketir, 2 kat fazla gürültü yaparlar ama size 10 kat iyi çekiş ve hava akımı sağlarlar. Ben bunları Tahir Özcivan'ın (Stuka) büyük yardımıyla Karaköy'de Perşembe Pazarı'nda buldum. Dükkan sahibine derdimi anlatınca yardımcı olarak boyutu ve debisi bana uygun bir adet buldu. Bunları alırken cüsseleri kadar debilerine de dikkat etmek lazım, örneğin benim aldığımın 1.5 katı daha büyük görünen bir alet sadece yarısı kadar debiye sahipti. Daha düşük debi = daha yavaş akan hava, daha az çekim demek olduğundan, dikkat etmemiz lazım. Tabii fanın boyutunu abartırsak hem gürültü hem de fazla hava emmesi yüzünden iş yapamaz hale gelebiliriz. Bu sebeple tavsiyem size yardımcı olmalarını istemek. Kullandığım fanın tepesine bir soba tamircisinden parça taktırıp soba borusu takacak kıvama getirttim, böylece yapacak tek iş akerdeon tip bir boru bulup takıp boya yaparken ucunu camdan dışarıya salmak kaldı. Buyurun salyangoz fan da şöyle bir şey, tepesinde beyaz bantın hemen altından başlayan şey soba borusu adaptörü:


Bir önemli hadise de boyahanenin bakımı ve temizliği. Boyahanenin içini ne kadar çok doldurursanız, o kadar problemle karşılaşırsınız. İçerdeki ıvır zıvır, öncelikle hemen emilemeyen boya tarafından(veya isabetsiz pistole atışları yüzünden) boyanır. İkinci olarak da tozlanır. Bu tozlar fanı çalıştırıp pistoleyle boya attığınızda uçuşup boyanın en ıslak olduğu yerlere konma eğilimindedir. Üstüne üstlük boyahanenin içinde ıvır zıvır ne kadar çoksa, hava tahliyesi de o kadar güç olacak demektir. Bu bakımdan iki örnek vereyim. Bu yanlış bir kullanım:
Arkada görülen yarım yapılmış BA-20nin üstü toz ve boyayla kaplandı, temizlemesi çok zor. Bütün şişelerin üstü boya oldu, pistoleyi her fıslatışta bir dolu toz havalanıyordu.

Doğru kullanım. Gördüğünüz gibi gerekmeyen şeyler yok, sadece o an kullanılan boyalar, incelticiler, fırçalar vs var, havanın geçeceği yol açık (tabii filtre tıkalı biliyorum değiştirmem gerek). Temizlik konusunda değineceğimiz toz problemi burada mevcut, kasten silinmeden bırakıldı ki fark görülsün:


Bir tavsiye de, boya işleriniz bittikten sonra tiner veya daha güzeli(ve güzel kokanı) aseton ile camı silmeniz, böylece cam üstündeki boya tozlarını ortadan kaldırır, bir sonraki boyanızda sıkıntı yaşamazsınız. Bir iki boyada zararsız görünen bu tozlar, 10-15 boya sonra namussuzca ortayı batıran ve toz kaldıran canavarlara dönüşebilirler. Bakınız yukarıdaki "doğru" boyahane resminde kamyonun sağ üst köşesi.

En basit haliyle bir boyahane bu kadar. Herkese kolay gelsin!

Alıntıdır.
www.modelsitesi.com