Bodrum Guletleri
Bugün Bodrum'da tekncilerin kullandıkları yatlar dünyadaki benzerlerinden oldukça farklı yapıda. Turizmin şekillenmesinde pek çok tarihi ve kültürel öğe var. Bodrum Guletleri ise deniz, tarih, kültür, konaklama ve hareketin tamamını içinde barındıran eşsiz bir değer..
Antik çağın denizcileri M.Ö. 3000'lerde ahşap tekneleri yapmaya başlamış ve M.Ö.245'te gelişen ticarete uygun tekneler oluşmuş. böylece Girit Uygarlığı'nda ince yuvarlak sopalarla teknelerin yapıldığı kürekler yardımıyla hareket ettirilen yelkenlerden yararlanılan tekneler de oluşmuş.
Bu yelkenler M.Ö.1500'lerde teknenin ortasına dörtgen formatla yerleştirilmiştir. Mikenliler denizcilik konusunda epey etkili olmuş, daha sonra Fenikeliler Deniz ticaretini ele geçirmişlerdir.
Savaş gemileri ile ticaret gemileri arasındaki inşaa farklılıkları M.Ö.8.yy'da oluşmaya başlamış. Bu tarihe kadarki dönemlere ait sualtı kazılarında ahşap bölümü ortaya çıkarılan en eski ticari batık M.Ö.4.yy'a ait Girne batığıdır. 12 m. uzunluğunda 5 m. genişliğinde olan bu geminin bordası 12 sıra kaplama tahtası ile örtülüdür. Girne batığında polietilen glikol kimyasalı ile ilk kez bir teknenin konservasyonu yapıldığı görülür.
Bodrumluların Gulet'i antik çağlara uzanır. Eskiden yelken ve kürek gücü ile yol alan balıkçı ve süngerci tekneleri yerlerini modern aksesuar ile donatmış güçlü motorlara sahip tekenlere bırakmıştır. Bu değişim, "Bodrum Tipi" üç değişik tekneyi yaratmıştır:
a- TİRANDİL’ler (TIRHANDİLL) : Bu teknelerin kıç tarafları da, baş tarafı gibi sivri olup, yukarı doğru kalkıktır. Tüm Akdeniz’de, özellikle de Ege denizinde asırlardır kullanılan bu denizci teknelerin boyları, enlerinin üç katı olduğundan, Yunanca’da TREKANDİNİ olaraktan adlandırılır (Trea kena 3/1 demektir). Tirandil’lerin normal boyları 7.50 ile 12.00 metre arasında değişirken, son zamanlarda bu ölçüler 25 metreyi buldu. Ege kıyılarında kullanılan Tirandil’ler, ekseriyetle tek direkli olup, Latin yelken taşırlardı. Şimdiler de ise Latin yelkenin yerini, Randa yelkenler aldı. Sayıları az olmakla beraber, iki direkli, büyük Tirandil’lere günümüzde rastlansa da, bunlar orijinal Tirandil çizgisinden uzaklaşmış teknelerdir. Fakat maalesef artık Bodrum’da, bu tekneleri yapabilecek usta da yetişmiyor. Zira bu gün, tersanelerde Bodrum kökenli tek bir çırağa bile rastlayamazsınız. Hiçbir aile, artık çocuklarını, bu mesleği öğrenebilmesi için atölyelerde çalışmaya göndermiyor. Zaten kimse de, bu güzel teknelerden sipariş vermiyor. Buna neden de, Tirandil’lerin kıç tarafları sivri olduğundan, diğer teknelerdeki gibi yolcuların sere serpe yatabildikleri, bangaça tabir edilen, kıç üstünde bir yerin bulunmaması ve iç hacimlerinin daha kısıtlı olmasıdır. Halbuki Tirandil’ler, olağan üstü denizci ve yelkene çok iyi giden teknelerdir.
Yat kaptanı sınavı sorularının çıkarıldığı, başvuru kitaplarında, Tirandil adı altında anlatılan teknelerin, bunlarla hiçbir alakası yoktur. Dünyanın hiçbir yerinde, kepçe kıçlı bir Tirandil’e rastlayamazsınız. Hangi cesaretle böyle bir tanım ortaya koyabiliyorlar, inanılacak gibi değil. Daha sonraları, bu saçmalıklara değinmeğe çalışacağım.
1996 yılında, 8 metrelik hurda bir balıkçı Tirandil’ini restore edip, Latin yelkenle donattım. Bu küçücük Tirandil ile, Bodrum’un iç limanında yıllarca yelken yaptım. Salmalı tekneler haricinde bu kadar keyifli, bu kadar yelkene iyi giden bir tekne kullanmamıştım.
b- AYNAKIÇ’ lar : İsminden de anlaşılacağı üzere, kıç tarafları düz olan, ekseriyetle de kıç altında bir Master Cabin’i bulunan teknelere verilen isimdir. Fakat kim uydurdu ise Bodrum’da bu tip tekneleri “KETCH” olarak adlandırıyorlar . Halbuki herkesin bildiği gibi Ketch tanımlanması, teknenin gövdesi ile hiçbir ilişkisi olmayıp, sadece arması ile ilgili bir tabirdir. Malum, Bocurum yelkenini taşıyan, arka direkleri (Mizena) kısa olan, iki direkli yelkenli tekneler, dünyanın her yerinde Ketch diye adlandırılır. Bu kelime aslında İngilizce olup, eski Fransızca da “QUAICHE”, İspanyolca da “QUECHE” olarak geçer.
Tabii, bir de YAWL vardır . İki arma arasındaki fark, Ketch’te dümen palasının mizena direğinin arkasında, Yawl’da ise, dümen palasının, mizena direğinin önünde olmasıdır . Bu günlerde, teknelerde artık hidrolik dümen sistemleri kullanıldığından, dümen dolapları teknenin en uygun yerine konulabiliyor. İş böyle olunca da, eskiden olduğu gibi, mizena direğinin, dümen dolabının önünde veya arkasında diye, ketch ile yawl’ı ayırt etmek imkansızlaşıyor. Bunları, size şekillerle anlatmaya çalışacağım.
1980’de, Sayın Mustafa Süzer’in, 24 metrelik Guleti, Bodrum’da inşa edilirken, planlarını bana gönderip, içinin tefrişini istediler. Planlara göre, teknenin sadece 3/2’sini değerlendirebiliyordum. Geriye kalan hacimleri kullanmak olanaksızdı. Halbuki bu tekne aynakıç olarak inşa edilseydi her tarafı kullanılabilirdi. Her neyse, İstanbul’dan kalkıp hep beraber Bodrum’a gittiğimizde, bu tekneyi yapan, Ziya Tuncay’a (Küçük Ziya) düşüncemi anlattığımda, rahmetli o gün beni “olmaz öyle şey” diye fena halde terslemişti. Sonra aradan yıllar geçti. Bodrum’daki ilk aynakıç’lardan biri olan METEOR’u yaptım. Böylelikle aynakıç modası aldı yürüdü. Ziya Usta, ilk adı OLD SWAN olan, daha sonra da adı DURUKOS 5 olarak değişen aynakıç tekneyi imal etti. Sonraları dostluğumuz ilerlediğinde bir gün, “aynakıç tekne olmaz” diye beni nasıl terslediğini hatırlattığım zaman, o yıllarda, böyle bir şeyi bilmediklerini kabul etmişti rahmetli.
Şimdilerde ise, Bodrum’da imal edilen teknelerin ekseriyeti, aynakıç olarak denize iniyor. Fakat maalesef, ne hikmetse bunlara hala Ketch tipi tekneler deniyor.
c- GULET : Bodrum limanında, kıç tarafları yuvarlak olarak dönen teknelerin yani “Kepçe Kıçlı” tabir edilenlerin, buranın yerel halkı tarafından “Gulet” olarak adlandırıldığını duyarsınız. Peki nedir bu Gulet denilen tekneler? Buralara nasıl gelmişler? Bunlar iddia edildiği gibi acaba ilk defa Bodrum’da mı ortaya çıkmış? Neden bu teknelere Gulet denmiş?
1964 yılında, Bodrum’la ilk tanıştığımda, etrafta Gulet’e benzer hiçbir tekne yoktu. O günlerde, kalenin önündeki rıhtımda, direklerine hevenk, hevenk süngerler asılmış Tirandil’ler, Piyade’ler sıralanırdı. Bunların en kabası olsa olsa ancak 10 metre civarındaydı. Şimdilerde park olarak kullanılan Marinanın yanı başındaki yeşil alana, o günlerin Eski Tersane’sine, baş taraflarında kuş veya balık figürleri kazınmış küçük süngerci ve balıkçı kayıkları çekilirdi. Bunlardan bazıları tamamen hurda durumdaydı. Çok sonraları, burada ŞEF teknesi imal edildi. Asıl teknelerin yapıldığı yer, Kalenin arkasındaki, bu günkü “Yetti Gari” barının civarındaki küçük atölyelerdi. Yolun karşısında, şimdilerde “Meyhaneler Sokağı” olarak tanınan dar geçitte ise, tüm mekanik işlerin yapıldığı mütevazı dükkanlar vardı. Her tarafta demirler, zincirler, ırgatlar, motor parçaları yığılı dururdu. Tabii bu tersanelerin içinde en bilineni, Efsanevi ZİYA USTA’nın (Ziya Güvendiren) atölyesi idi. Kendisini her zaman rahmetle ve şükranla andığımız bu büyük usta, Bodrum’a çok şeyler kazandırmıştır. Kendisi normal bir köy marangozu iken, tekne imaline başlamış, otoritesi ve yeteneği ile bir çok eser ortaya koymuş, bence en önemlisi de, kendinden sonra bu mesleği ilerleten ustalar yetiştirmiştir. Bu gün hala Ziya Usta’nın geliştirdiği tekniklerle Bodrum’da tekneler imal edilmektedir. Hiç kimse bunu değiştirmeye cesaret edemez. Yine onun atölyesinde yetişen EROL AĞAN (Çolak Erol) sadece Bodrum’un en iyi ustalarından biri olmayıp, sırf kendi çabası ile İçmeler Mevkii’ndeki Tersaneler Bölgesi’ni kurmuştur. Bugün, mahdumları mesleğe devam etmelerine karşın hala Erol Ustanın denizlerde gezen tekneleri, ta uzaklardan bile onun imzasını taşıdığını haykırır. Mustafa ve Engin Denizarslanı, Küçük Ziya, Hep bu ekolün ustaları oldular. ETHEM ÖZYURT, oğulları MEHMET ve EROL şimdi de torun İSMAİL ÖZYURT başarı ile bu geleneği sürdürüyorlar.
Bu teknelerde yolculuk yapan hemen hemen herkes, Antik Çağ'da gemicinin, denizin sesini dinleyerek uyuyakalmasını hissedebilir.. Günümüzde narin gövdeli, uzun ince direkli, denizde salınan bir gulet mavi yolculuğa çıkanları büyülemeye devam etmektedir..